1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Karantinada 4. Gün
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Karantinada 4. Gün

A+A-

Sosyal medyada ‘malum hastalıktan’ vefat haberleri okudukça hem gülüyor hem de düşünüyorum.  Malum hastalık ne ya? Covid-19 demek yasaklandı da benim mi haberim yok."

Covid 19, karantinada 4. gündeyim. Bu hastalıktan ölenlerin hep yaşlı insanlar olduğunu düşünsem de, bazen ölenlerin kurtulduğunu da düşünmeden edemiyorum, zira her yerim acıyor. Her gün vücudumda ayrı bir yeri etkileyerek muazzam bir acı hissi ile beni boğuşturan bu insan yapımı bela, bu günde kalbimin üstündeki kasları hedef almış gibi görünüyor. Sol üst göğüs kaslarım tarifsiz bir acı ile yanıyor. Sanki bir kerpetenle sıkıştırılıp, geri bırakılıyormuş gibi hissediyorum. Sol tarafımdan ayrılmayan acı hissi dün parmak uçlarımın uyuşturulmuş hissi ile ince bir sızı arasında beni yoklarken, bugün sol kolumun kemikleri demir bir sopayla dövülüp bütün kemiklerim kırılmış hissi ve acısı ile beni yatağa çiviliyor.

Bu acıyı ne tarif eder inanın bilmiyorum. Sızım sızım sızlıyor diyor yardımcı olmak için küçük kızım, sanırım bu tarifi ona bırakacağım.

***

Eşimle aynı anda yakalandığımız bu iğrenç hastalık, neden bende, ondan daha ağır seyrediyor anlamış da değilim. Tamam benim canım daha tatlı, diğer bütün erkekler gibi, lakin bende görünen semptomlarla onda görülenler aynı değil.  O çok fazla acı çektiğini düşünmüyor.  Evimizin içinde kek, börek, kısır partileri başladı. Ben ise ağzımın içindeki acı tat ile uğraşıyorum. Su da bile acı ve iğrenç tat var bugün. İnsan kendi bedeninin derdiyle uğraşırken, ruh gitmişte, beyin otomatiğe bağlamış gibi hissediyor.  Bir robot hali alırken beden, beyin ruhu hep başka, başka işlerle oyalayıp uyutuyor.

Ne muhteşem bir mekanizma...

Ben eskiden beyin ile ruhu aynı mekanizmanın aynı işletim sistemi zannederdim.

Ama aynı olan tek şey, beyinin de, ruhun da aynı bedende bulunuyor olması.

Biri mahkumken, diğeri ev sahibi ve sistemin devamı için gerekirse mahkumu bile öldürür.

"Bitkisel hayattan bahis ediyorum."

***

Beyin hiç düşünmeden muhtaç olduğu beden için, ruhu sonsuza dek uyutabilir.

Fakat ruh olmadan, bedenin sonsuza kadar yaşayamayacağını da bildiği için ara sıra beni uyandırıp, halimi hatırımı soruyor.

Dün gözlerimde bulunan hassaslık, bugün kulaklarımda, en ufak sesleri bile duyuyor ve rahatsız oluyorum. Evin salonunda bulunan saatin pillerini söktüğümü söyleyeyim, gerisini siz anlayın. Kulaklarıma şiş sokuyorlarmış hissi ve acısı, kafamın ağrısı, boynumun tutulma hissi, vücudumu dinlememek için şu an uyuyup uyanmamak istiyorum.

Ölüm korkusu, yok ölüm değil de acı çekme korkusundan, sigarayı dört gün oldu elime almıyorum.  Oysa nezarette bile alt satırlarda anlatacağım şekilde almış içmiştim.

Önce "bir sigara içebilir miyim" gibi efendi bir cümle ile istedim vermediler. "Burada sigara mı içilir" diye. Sonra kafamı demir kapıya ve duvarlara vurmaya başlayıp da her yer kan olunca orada da sigara içilebildiğini kanıtlamıştım amcalara.

Bugün ise kendi isteğimle uzak duruyor ve her aklıma geldiğinde kendimi başka uğraşlar bularak oyalıyorum, bunda yani oyalama işinde, bedene ihtiyacı olan beyin de iyi bir etmen.

Şunu da iyi anladım, tiryakilik kesinlikle ruh ile alakalı bir durum.  Beyin sadece ihtiyaç odaklı davranışlarda ve tutumlarda bulunuyor.  Yani, açlık hissi beyin ile, yemek yeme tutkusu veya yemekten alınan haz ve zevk ruh ile alakalı etmenler.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.