Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kazanın Dibi

A+A-

Kazandibi favori tatlılarımızdan birisidir ama ‘tencere dibi’ siyasetimizin yüz karasıdır. Geçmiş dönemde, kirli siyasetin boğazı aştığı zamanlarda en çok dikkatimi çeken marazlardan birisi buydu; tencere dibin kara senin ki benden kara! Yolsuzlukla suçlanan siyasetçiler kendilerini aklamak, çalmadığını, dürüst olduğunu ispatlamaya çalışmak yerine, karşıdakinin daha çok çaldığını ispata yönelik konuşurdu, ‘du’ diyorum zira bunların geçmişte kaldığını düşünüyordum. Değişen bir şey olmamış. Hükümet ve hükümet partisi mensuplarına atılan suçlamalar konusunda (iftira da olabilir) muhataplar kendilerini aklayacak delil ve söylemler yerine karşıdakileri suçlayarak cevap vermesi ekonomiye de geleceğimize de sıkıntı vermekte.
*
Kendilerini aklamak için adalete güvenmek yerine komplo teorileri üzerinden devletin yargı ve emniyet omurgasını çırparak, rakip siyasetçilerin yolsuzluk dosyalarını açarak seçmenine mesaj vermeye çalışmak ne kadar işe yarar? Adaletin önüne çıkıp yargılanıp, aklandıktan sonra konuşsanız daha inandırıcı olmaz mı? Size güvenerek oy verenler demeyecek mi; bunların suçlarını biliyorduysanız niçin sizi suçlamadan önce ortaya koymadınız? Örneğin Şişli Belediye Başkanı’nın bir yolsuzluğu olduysa niçin hapiste değil? Üstelik dokunulmazlık zırhı da yok bu adamın!
*
Siz güç sahipleri, beğenmediğiniz polisi görevden alın, savcıyı başka davaya kaydırın. Bu güce adalet ve kalkınma hedefinize güvenerek oy vermiş olan halkın verdiği oylarla sahip oldunuz. Dahası kendinizi mağdur kahramanlar ilan edin, bu halk her zaman mağdurun, mazlumun yanındadır. Peki bu halkın polisine ve adaletine güvenini sarsarak, komplo teorileri ile korkutarak nereye ulaşmayı hedefliyorsunuz? Paralel devlet olmaya çalıştığını, size komplo kurduğunu iddia ettiğiniz grup ile dün kan kardeşiydiniz, grup medyasının gazıyla, savcıların komutanlarımız aleyhine açtığı davalara kefil oluyordunuz. Bugün savcıları paralel yapıya hizmet eden hainler olmakla itham ediyorsunuz. Bizim için her ikiniz de alnı secdeye değen Müslümanlarsınız, halk böyle görüyor ve böyle görmek istiyor. İslam’a hizmet ettiğine inandığımız sizler neyi paylaşamadınız da bugün karşı karşıya geldiniz? Sizler gibi yüksek makamlara ulaşmış, büyük(!) insanların fikirleri bu kadar çabuk değişiyorsa İslam için millet için 10 yıllık, 50 yıllık planları kim yapacak?
*
Zamanında Kemal Derviş’in çabalarıyla ortaya konulan, ekonominin sağlığı için Merkez Bankası’nın hükümetten bağımsız olması gereğini kabul ettiniz, uyguladınız ve faydasını da tüm ülke olarak gördük. Peki adalet daha mı önemsiz ki kendi kontrolünüze almaya çalışıyorsunuz? Anlıyoruz, size adalet eliyle bir komplo daha kurulmasını engellemeye çalışıyorsunuz ama sizin, hükümetin kontrolünde olan adaletin muhalefete veya sizin görüşlerinize uymayanlara komplolar kurmayacağını nasıl garanti edeceksiniz?
*
Dilinizden düşürmediğiniz Osmanlı, hepimizin ecdadı ‘Adalet Mülkün Temelidir’ demiş, Fatih Sultan Mehmet gibi bir Cihan Padişahı, Kadı’nın karşısına çıkmak için bulunduğu konumu ve gücü kullanmamış, bir vatandaş olarak yargılanmayı kabul etmiş ve adaletin hükmüne boyun eğmiş. Osmanlı’da bu gibi tecrübeler yanında tersi durumlar da var. Siz hangi Osmanlı’yı özlüyorsunuz? Mesele budur! Siz Osmanlı deyince biz oy verenler Fatih’i, Kanuni’yi anlıyoruz. Sizin de anladığını bunlar ise tarihe ve ecdada layık olmaya çalışınız.
*
Almanya Cumhurbaşkanı 753 Euro’luk bir yolsuzluk iddiası için davayı hiç açtırmama imkânı olmasına rağmen, ‘hayır, ben yargılanıp aklanmak istiyorum’ diyerek bir onur mücadelesi başlattı. ‘753 Euro da neymiş’ diyen olmadı. Biz Hz Ömer gibi, Fatih Sultan Mehmet Han gibi adalet timsali geçmişimiz dururken Alman’lardan adalet dersi almak istemiyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.