1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Kemoterapi hastaları için döndü
Kemoterapi hastaları için döndü

Kemoterapi hastaları için döndü

Stanford ve Harvard üniversitelerinde 10 yıl sinirbilim çalışmaları yürüten Dr. Sezen Kışlal, TÜBİTAK Lider Araştırmacılar Burs Programı kapsamında, kemoterapi hastalarının "beklentisel bulantı" kabusuna çözüm bulmak için Türkiye'ye döndü.

A+A-

ODTÜ Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sezen Kışlal, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla akademik çalışmalarını AA muhabirine anlattı.

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden 2009'da mezun olmasının ardından doktorasını Pennsylvania State Üniversitesinde 2015'te tamamladığını aktaran Kışlal, 2018'e kadar doktora sonrası araştırmacı olarak Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalıştığını belirtti.

Harvard Üniversitesi'nde 2020'ye kadar klinik öncesi obezite çalışmaları yaptığını dile getiren Kışlal, aynı üniversitenin Tıp Fakültesinde ise Kovid-19 salgını sürecinde hamileler ve yeni doğanlardan örnek alarak virüsün anne ve bebek sağlığı üzerindeki etkilerini araştırdığını ifade etti.

Kışlal, TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamında Türkiye'ye dönerek ODTÜ'de deneysel psikoloji, sinirbilim alanlarında hem ileri düzey araştırmalar yürüttüğünü hem de lisans ve lisansüstü alanlarda öğrenci yetiştirdiğini dile getirdi. Kışlal, "Lisans eğitimim biyoloji olmasına rağmen, interdisipliner bir alan olan sinirbilim alanında akademik çalışmalar yürüttüm. ODTÜ'de bu alanda hayvan deneylerinin de yapıldığı bir araştırma laboratuvarı kurmak üzere ülkeme döndüm." dedi.

TÜBİTAK 2232 Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı kapsamındaki projede, klinik öncesi çalışmalarla kanser hastalarında görülen beklentisel bulantıyı önlemeyi hedeflediğini bildiren Kışlal, şöyle devam etti:

"Kemoterapi ilaçlarının mide bulantısı ve kusmaya yol açabildiği biliniyor. Ancak hastaya bu ilaçlar bir ya da iki doz verildikten sonra, kemoterapi ekipmanı, kliniğin kokusu ve hemşirelerle etkileşim gibi normalde nötr olan çevresel uyaranlar artık koşullu uyarıcı haline geliyor ve hastanın mide bulantısı ve kusması normalde beklenenden katbekat artıyor. Sinirbilim açısından bakıldığında bu tür tedavilerdeki çevresel uyaranların ilaç etken maddelerinden daha fazla bulantıya ve kusmaya neden olduğunu söyleyebiliriz. Beklentisel bulantı ve kusma, kemoterapinin en yaygın görülen yan etkileri olmakla beraber antiemetik ilaçlar tarafından sınırlı oranda kontrol altına alınabiliyor. Kemoterapi tedavisinin en rahatsız edici sonuçlarından olan bulantı ve kusma korkusu hastalarda beklentisel bulantı olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde hastaların yüzde 30'unun beklentisel bulantıdan rahatsız olduğu biliniyor ve bu durum hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde azaltıyor. Projemde yenilikçi bir yaklaşım sunarak, belleğin bütünleştirme sürecine hafıza silici ilaçlarla müdahale ederek beklentisel bulantının önlenmesini amaçlıyorum."

Hafızalar nasıl silinecek?

Travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluk gibi hastalıklarda amnestik yani "hafıza silici" ilaçların kullanıldığını aktaran Kışlal, "Bugüne kadar bu ilaçlar, kanser hastalarında oluşan klasik koşullanma durumu için kullanılmamış. Bu yüzden belki de ilk kez belleğin bütünleştirilmesi sürecine müdahale ederek yani hastaların çevresel etkenlere karşı koşullanma durumunu bozarak bu bilginin uzun süreli belleğe yerleşmesini engellemeye çalışacağım. Yani hastalar, hastane ortamında gördükleri çevresel uyaranlara maruz kaldıklarında bir nevi hafızaları silinmiş olacak. Böylece klasik koşullanma öğrenmesini bu tür ilaçlarla engelleyecek ve hastaların mide bulantısı ve kusma belirtilerini engellemeye çalışacağım."

"Beklentisel bulantı, kadınlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkıyor"

Projesinde disiplinlerarası çalışma yürüteceğini ve beklentisel bulantıdaki cinsiyet farklılıklarını araştırarak bunun altında yatan nöral temeli anlamak amacıyla dişi ve erkek fareler üzerinde ayrı ayrı deneyler yapacağını belirten Kışlal, "Kemoterapi ve radyoterapide beklentisel bulantı kadınlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkıyor. Bu nedenle hayvan deneylerinde hem dişi hem de erkek fareler kullanacağım. Beynin hangi bölgeleri aktif olacağına ve dişi ve erkek fareler üzerinde bu bölgelerde nasıl farklılıklar olduğunu ortaya koyacağız. Çalışma, kanser hastalarında hedefe yönelik tedaviler geliştirmek ve olası risk faktörlerini anlamak için büyük bir öneme sahip olacak." ifadelerini kullandı.

ODTU Psikoloji bölümünde, donanımlı ve yüksek kalitedeki temel sinirbilimi laboratuvarı kurma hazırlıklarını sürdürdüğünü bildiren Kışlal, "Bu laboratuvarda öncelikle klasik koşullanmadan sorumlu beyin bölgelerini tespit edeceğiz. Yani koşullanmanın nörolojik temellerini anlamaya çalışacağız. Laboratuvarda, birçok farklı fare davranış testleri, moleküler biyoloji teknikleri ve beyin cerrahi işlemleri kullanacağım. Bu süreçte çok sayıda sinirbilim alanında çalışan öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyorum." diye konuştu.​​​​​​​

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.