1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Kifayet ve Siyaset
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kifayet ve Siyaset

A+A-

AK Parti Ayrancı eski İlçe Başkanı Sayın Turgay Set, “Otuz yıllık memuriyet hayatımdan sonra memleketime hizmet edebilirim diye düşünerek başladığım siyasi yaşamımda; dürüstlüğün, memleket sevdası ve hizmet aşkının, yaşamın çıplak gerçekliğinde ütopya olduğu kanaatine vardım.” diyerek biraz sitemli, biraz üzgün bir açıklama ile siyaseti bıraktı.

*

Sayın Turgay Set’in bu sitemi bana şu soruyu hatırlattı: Bazı toplumlar nitelikli, kifayetli, bilge insanları dinlemek, anlamaya çalışmak ve yararlanmak yerine niçin daha niteliksiz, kifayetsiz hatta bazen cahil denebilecek kişileri dinler veya takip eder? Bilge insanların tecrübesi ve birikimi toplumları geliştirmek, gençleri aydınlatmak için niçin kullanılmaz? Bunca yaşam tecrübesinin ve bilgi birikiminin israf edilmesi bir yana halkın enerjisi de cahillerin peşinde boşa harcanır. Niçin?

*

Konuya Ayrancı veya bazı kişiler özelinde bakmıyorum, doğu toplumlarının genel bir sorunudur. Elbette istisnalar da vardır. Gelişmiş ülkeler bu soruna nasıl çözümler getirmiş? Bakabilirsek, sorunumuzu daha iyi anlarız. Sorunu anlarsak çözümü de buluruz, ama öyle kolay bir çözüm beklemeyin.

*

Erken denilecek yaşlarımda 1994 yılında siyasetin temizlenmesi gerektiği söylemi ile hareket eden bir partinin Konya Karatay İlçe Başkanı olarak idealist bir hevesle siyasete girdim ama çok kısa sürede soğudum ve çıktım. Bu kısa sürede kazandığım bilgi özetle şu oldu: Temiz insanlar siyasetten uzak kaldığı için meydan, menfaat ve makam uğruna her yolu mübah gören fırsatçı, haris kişilere kalıyor.

*

Temiz, kabiliyetli, kifayetli insanlar hırslarını mantık, hak, ahlak bilinci ile kontrol edebilirken ve toplum tarafından anlaşılmayı veya keşfedilmeyi beklerken, fırsatçı kişiler siyasi partilerin üst yönetimindeki “sen gel” deme yetkisi olan karar alıcıları etkilemek için yalan, entrika, dini duygular dahil her yolu kullanıyorlar, hırsla çabalıyorlar. Ama bu çaba halkın “bizi yönetmek veya temsil etmek için sen git” demesini sağlamak için değil.

*

Bu kifayetsiz kişilerin hırslı çabası cahil cesareti ile birleşince işin tadı kaçıyor. Ancak sorun tadın kaçmasında değil, sorun tadı kaçmış yemeğe itiraz etmeyen, kendi yararı varsa haksızlığa göz yuman, hakikat için adalet için konuşmak yerine yandaşlık için veya göze girmek için konuşan, menfaat için çiğ tavuk yemeyi marifet sayan kişilerdedir… Ve bu kişilerin çoğunlukta olduğu toplumlar sorunludur, zengininin de fakirinin de ağzının tadı yoktur. Çünkü toplumlar, dışarıdan birilerinin "sen gel" dediği adamlar ile değil, toplumun kendi içinden çıkarıp "sen git" dediği adamlar ile gelişir. Peki toplum, dışarıdakilere bi dakka(!) deyip, kendi adamını seçebilir mi? Düğüm işte tam da burada.

*

Toplum bunu niçin yapmıyor veya yapması için ne gerekiyor? Sorunumuzun çözümü bu soruya verilecek cevapta... Bence Sayın Turgay Set ve benzer durumda olan kişilerin tecrübelerini dinlemekte fayda vardır. Ancak anlamak için dinlemek şartı ile... Çözümün parçası olmak için anlamadığımız şeyleri inkar etmek, anlamadığımız kişileri ötekileştirmek yerine anlayışımızı geliştirmek için çabalamamız da gerekiyor toplum olarak. Sonrası kolay. Ama bir yerden başlamalıyız değil mi? Geç kalmadan!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.