Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kim Bunlar?

A+A-

Bugün, “Bir Tarihin Özeti” başlıklı yazıma ek olarak Osmanlı hakkında kısa bir açıklama yazmaya niyetlenmiştim ama şu haberi görünce konu değişti; “Türkiye'nin Uganda Büyükelçisi, 29 Ekim resepsiyonundaki görüntüleri nedeniyle Ankara'ya geri çağrıldı.” Görüntüde ne var biliyor musunuz? Büyükelçimiz Uganda’daki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasına “Romalı” kıyafeti ile katılmış…

*

“Bir Tarihin Özeti” başlıklı yazımı okuyanlar, kısaca değindiğim Fransız generali hatırlar… O büyükelçinin şu hareketi, bu Fransız generalini kısaca geçmemem gerektiğini gösterdi. Olay şu; İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşmasının hemen ardından, İstanbul’u işgal etmişlerdi. İşgalciler içlerinde besledikleri kini her fırsatta gösterdi ancak Osmanlı Devleti tarafından sürekli korunup kollanmış olan Fransızların işgal komutanı d’Esperey adlı generalin İstanbul’a “Roma İmparatoru” gibi girişi ve karşılamaya gelen Osmanlı bandosunu aşağılayarak kırbacıyla susturması, vb davranışları Müslüman İstanbul ahalisini şaşırtmakla kalmamış, derinden yaralamıştı. Tarihi bilselerdi, şaşırmazlardı. Zira Fransızlar, Osmanlı’nın himaye ve desteğine rağmen vefasızlıklarını ve besledikleri kini Osmanlı’nın gücünü kaybettiği ilk yıllardan itibaren göstermeye başlamıştı. Fransa’nın Mısır’ı işgalini, Cezayir’i işgalini hatırlayın ve Osmanlı’nın Fransa karşısındaki çaresizliğini. Fransa’nın Osmanlı’dan kopardığı parçaların büyüklüğünü düşünün. Bu vesile ile “…Lozan’a gidenler koskoca Osmanlı topraklarını bırakıp, sadece Anadolu ile yetindiler…” gibi yalanları yayanların kimler olabileceğini de düşünün.

*

Dönelim Fransız işgal kuvvetleri komutanı General d’Esperey’in yaptığına… Adam nasıl bir hayal dünyasında yaşıyorsa, Galata rıhtımından Beyoğlu’na kadar zafer alayı tertip ettirmiş ve Roma imparatoru edası ile azınlıkların tezahüratları altında yürümüş. Böylece Fatih Sultan Mehmet Han’a mesaj göndermiş güya… Bir mesaj da padişaha göndermiş; “Dolmabahçe Sarayında oturmak istediğini ve padişahın sarayı terk etmesini istediğini” bildirmiş… Bir diğer işgalci devlet olan İngiltere’nin Başbakanı Lloyd George, bu generali ‘nezaket ve zarafet yoksunu’ olarak tanımlamış. Belki de bu yüzden bazı Osmanlı(cı)ların İngiliz sempatisi depreşmiştir. Bu da ayrı bir konu!  Neyse.

*

Bu Fransız generalinin kim olduğu belli, kendisini Roma kalıntısı olarak da görmesi de anlaşılabilir bir durum. Ama atalarımızın bunlara karşı savaşarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçisi kendini neyin kalıntısı olarak görüyor? Neyin mesajını veriyor? Kim bunlar? Kim bunları büyükelçi atayanlar? Büyükelçi olma kıstaslarımız ne? Bu olaydan ne anlamalıyız? Bu sorulara doğru cevap vermemiz için önce “biz kimiz?” sorusunu cevaplamalıyız.

*

Millî birlik ve milliyetçi bilinç sahibi insanlar arasına Truva kalıntıları giremez. Ancak millî birlik bilincini yanlış aktarılan dini bilgiler ile bozarsak herkes her yere girebilir. Ve girdikten sonra da kendi milli değerlerine dönebilir. İnşallah böyle değildir!

*

Bu vesile ile tekrar etmek istiyorum; “Bu gibi sızmalar ile mücadele etmenin yolu, ırkçlık ile milliyetçilik arasındaki farkı anlamak ve anlatmaktan geçiyor, günaha girme korkusu ile milleti milliyetsizleştirmekten değil”... Selam ve dua ile!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.