Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Korku Siyaseti

A+A-

Biz, nasıl daha sağlıklı iletişim kurarız ve insanlık seviyemiz ile medeniyet seviyemizi nasıl yükseltiriz gibi konuları konuşmaya çalışırken, birileri konuyu darbeye, ölmeye öldürmeye getiriverdi. O birilerinin eşref-i mahlukat olan insanın, mahlukat tarafında kalmış oldukları açıkça görünüyor. Peki, bu konuşmalar ile yayılmaya çalışılan  korkudan medet uman siyasetçiler mi var? Örneğin halk arasında kin ve nefret ile tahrikte bulunanlar hakkında adli işlem yapıldı mı?

*

Biz çocukken, “komünizm gelecek” korkusundan medet uman siyasetçiler vardı. Sık sık biz olmazsak komünizm gelir gibi sözler ile seçmenlerini etkilemeye çalışırlardı. Seçmen yetmezse ordu ile korkuturlardı. Biz genç olduğumuzda komünizm çökmüştü, korkulacak bir şey kalmamıştı ancak korkudan medet uman siyasetçiler hala vardı ve bu sefer de “irtica gelecek” diye korku yaymaya, biz olmazsak irtica hortlar, şeriat gelir gibi sözler ile seçmenlerini etkilemeye çalışıyorlardı. Seçmen yetmezse bunlar da ordu ile korkutuyorlardı…

*

Değişmeyen korku ordu korkusu idi. Bizim ordumuz, milletin ve devletin bekası için güvenilen en üst makam idi ancak zamanla bu güveni sarsan işler oldu. Ordumuzun verdiği korku bize değil düşmana, düşmanın aramıza sızdırdığı hainlere ve o hainlere kanan cahillere karşı kullanılmalıydı ancak siyasette kullanıldı. Ordunun tepesindeki paşalara verilen gücün topuzu kaçınca karışmamaları gereken siyasete karıştırıldılar, asker olarak yapmaları gerekeni yapmak yerine yapmamaları gerekeni yaptılar. Milletin siyasi tercihine, seçmenin iradesine darbe yaptılar, haksızlık ettiler, zulüm ettiler. Sonuçta, Türkiye kontrolsüz savruldu.

*

Seçmen iradesinde açılan yaralar demokrasi anlayışını da ordumuzun koruduğu değerlere saygıyı da yaraladı bazı kesimlerde. Düşmana laf düşürdü ordumuz siyasete karışarak. Hainlere de cahillerimizi etkilemesi ve kandırması için ortam verdi. Olmaması gerekirdi. Oldu! Sonraki dönemde, yanlışlardan ders alınması ve düzeltilmesi beklenirdi.

*

Elindeki gücü doğru, haklı ve adil kullanmamak da eşref-i mahlukat olan insana yakışmıyor. Bunların da eşref-i mahlukat olan insanın, mahlukat tarafında kalmış oldukları açıkça görünüyor. Ama değişen bir şey yok, bu durumdan medet uman siyaset anlayışı hala devam ediyor.

*

Örnek, 28 Şubat'ta çok zulüm, çok ahlaksızlık yapıldı. Ne idüğü belirsiz (telekız olduğu iddia edilen) kızlara bile türban taktırıp, sahtekarları da hoca gibi şeyh gibi göstererek kamuoyunda irtica gelecek algısı ile oyunlar oynandı... 28 Şubat mağdurlarının iktidara gelince bu yanlışları düzelteceği beklentisi boş çıktı. Ne idüğü belirsiz birinin darbe sözünü alıp, abarttıyorlar, buna karşı kin kusan bir başka ne idüğü belirsizin (içinde yine ne idüğü belirsiz kızlar var) konuşmaları üzerine gündem değişiyor, siyaset kuruluyor. Darbe korkusu ile iç savaş korkusu arasında gidip gelen insan seviyesine hiç yakışmayan, iletişimsiz konuşmalardan medet uman bir siyaset ortamına mı savrulduk?

*

Hatırlayın, FETÖ de İslam'a "hizmet" görüntüsünde konuşuyordu ama aslında İslam düşmanlarına, Türk düşmanlarına hizmet ettiği anlaşıldı... O zaman bu gerçeği söyleyenleri dışlayarak, yalanlara kananların tüm hizmeti İslam ve Türk düşmanlarına yaradı… Hala anlamayanlar varsa söylemekte yarar var, oyun devam ediyor, farklı bir açıdan aynı oyunun içine çekiliyoruz. Anlamamakta ısrar edenleri kullanarak oyunu sürdürmek isteyenlere hizmet ediyor olabiliriz. Aman dikkat, biraz basiret biraz feraset. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.