1. YAZARLAR

  2. Turan Aydın

  3. Korkularından 100 Yıl Dansı Unuttular
Turan Aydın

Turan Aydın

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Korkularından 100 Yıl Dansı Unuttular

A+A-

 

 

Kanuni Sultan Süleyman, Fransa’da dans adı altında bir oyunun oynandığını duyar, Fransa Kralı Fransuva’ya bir mektup yazar ve bu dans denen çirkin oyunun derhal yasaklanmasını ister.

Kanuni’nin mektubunun orijinal metni şöyledir; “Ben ki, kırk sekiz krallığın hakanı Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım habere göre memleketinizde dans namı altında kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle alamele-innas herkesin gözü önünde icra-i lağviyyat (faydasız işler) işlenmekte olduğu mesmuu şahanem olmuştur (işitmişimdir.) İş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunum yed’inize (elinize) vusulünden (ulaşmasından) itibaren derhal son verilmediği takdirde bizzat orduyu hümayunumla gelip men’e muktedirim.” (TÜRK ANADOLU VAKFI SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ NO.43/2020 BÜLTENİNDEN.)

Geçmişteki öncülerimizle Osmanlı ceddimizle hatta yüzyıllar öncesinde yapılmış olanlarla övünüyoruz. Hakkımız ama bu bir yere kadardır. Çünkü onların başlattıklarını sürdürmek millet olarak devlet olarak bize düşer. Peki biz ne yapıyoruz, ne yapmalıyız? övünmekle kalmamalıyız. Millet ve devlet olarak onların yolunda olmalı, onların izinde olmalıyız. Olamadığımıza, olamayacağımıza göre dövünmeliyiz.

Osmanlı diyarlarına da sıçrar, sırayet eder endişesi ile İslam’ın da gereği olan ahlak ve maneviyat öncelikli bir yönetim olması yani İslam devleti olması münasebetiyle Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman bir mektupla o rezalet denen oyunun kaldırılmasını sağlamıştı.

Ceddimiz  Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın mektubu ile oynatılan bir dans Fransa kralı Fransuva kaldırmış fakat devletlerini yöneten torunları 100 yıl, dansı unutmamışlar. O zaman kendi ülkesinde-Fransa’da oynatmasına rağmen yüzyıllardır, dans mı o da ne ? bir dans olsa ne alaa! hafif kalır, neler oldu neler. Fransa’nın değil Batının tamamen kültür istilasına uğramış bir millet olduk. Batının kültür emperyalizmi ülkemizde her alanda yaygınlaştı. Yayılmakla kalmadı. ekonomik olarak da ithalat yolu ile döviz-Avro paraları ile sömürülmekteyiz.

Yüzyıllar sonra torunları olan bizim yöneticilerimiz Osmanlı’dan sonra Batılı sistem ve kanunlara göre sistem oluşturmuşlar. Sosyal ve kültürel hayatta ferdi olarak kısmen İslam kültürünü de muhafaza etmekle beraber laik jakoben denen sistemi devlet düzeni olarak benimsemiş ve kurmuşlar.

Bu sistemde eğitim, kültür ve sosyal hayata ait olan kanunlar Batı’dan alınmış. Medeni kanun İsviçre, Ticaret kanunu Alman, Ceza kanunu İtalyan ve benzeri bir çok kanunlar esas alınarak yapılmıştır. Milletimizin inancına, örfüne, kültürüne uymayan bu kanunlar halen devam etmekte. Gelmiş geçmiş iktidarlar ancak palyatif değişiklikler, yamalar yaparak uygulamaktadırlar.

Hayatın her alanında Batılı değerler, hukuk sistemi varken, uygulanabilirken sadece ve sadece hayatın sonunda, insanın ölümü sırasında İslam Hukuku devreye girer. Mevtanın cenaze iş ve işlemleri yapılır. Sonrasında ise ölenin mirası hayatta kalan aile fertlerine eş, çocuk ve diğer yakınlarına yine Batı hukuku/Miras hukukuna göre yani Medeni Kanuna göre paylaşım/dağılım yapılmakta ve uygulanmaktadır. Dolayısıyla miras konusunda anlaşmazlıklarda şiddet, dehşet, psikolojik vakalar, sonuçta katliamlar meydana  gelmekte, toplumsal barış ve huzur berhafa edilmektedir.

Ülkemizde İslam hukuku geçerli olsa, miras paylaşımı ve dağıtımı İslam’a göre yapılmış olsa, devlet düzeni uygulanmış olsa, millet olarak toplum olarak anlaşmazlıklar olmaz, barış ve huzur olur.

Hoşça bakın zatınıza, Allah’a Emanet olunuz.

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar