1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Kötü Adam İyi Adamı Kovar-II
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kötü Adam İyi Adamı Kovar-II

A+A-

Toplum kültürümüzde bilenler edep ile susar, onurlu bir şekilde keşfedilmeyi beklerken, bilmeyenler bilmedikleri belli olmasın diye konuşur da konuşur ve kendisinden daha cahil olanları etkiler. Cehaletin yerleşik olduğu toplumların cahiller tarafından yönetilmesi de bu yüzden kaçınılmaz hale gelir demiştik dün.
*
Bir toplumda cahil kesim ne kadar çok olursa, o kadar çok kifayetsiz muhteris türer ve yükselir, ülkeye yönetici olur. Bunlar arasında iyi adamlar da vardır elbette. O iyi adamlar ise bu kadar kişi arasında işi yapan tek ben varım diye düşünmeye başlayınca kendi egosunu kontrol edemez hale gelirler ve ‘Madem iş yapan tek ben varım, o zaman tek adam olmam da ne sakınca var?’ şeklinde fikirlere haklı olarak dalar. Bu haklı(!) düşünce cahil topluma kabul ettirildiği ölçüde tek adamlık da bir ‘hak’ halini alır.
*
Özel sektörde iş sahipleri bir şekilde kendi menfaatini koruyor ama kamunun menfaatini nasıl koruyacağız? Burada yapılacak şey, kifayetsiz muhterislerin çoğalmasını engelleyecek ve ilerlemesini durduracak şekilde seçim kanunlarına dokunmamız gerekecek.
*
Önümüzde Cumhurbaşkanlığı seçimi var ve ülkemize Başkanlık sistemini getirmeye çalışan Başbakanımız güçlü aday. Mevcut sistem ile Başkalık sistemini kursak ne olacak? Dokunulmazlıkları kaldırmadan, milleti temsil etmeyi hak eden insanları seçmek yerine başkana hizmet edecek insanları seçtiren seçim sistemi ile yürütülecek başkanlık Türkiye’ye kâr yerine karlar getirebilir.
*
Burada başkanlık sistemini eleştirmiyorum, hatta bundan daha iyi olabilecek yönlerini tartışabilirim ama lastikleri aşınmış, kabak tekerlekli bir arabanın motorunu güçlendirmek ne işe yarar? Öncelikle bunu düşünmeye davet ediyorum.
*
Meclisteki milletvekillerinden mevcut dokunulmazlıkların kaldırılmasını istemeyenlerin olacağı aşikar ama en azından Türkiye’yi sevenler şunu önersin; kanunu çıkaralım, milletvekili siyasi görev ve söylemleri ile dokunulmazlık şemsiyesi altına girsin ama şahsi ve geçmişi dokunulmazlığın dışında kalsın. Geçmişine ve şahsiyetine güvenen aday olsun, gelsin, başımıza taç yapalım. Ve bu kanunu da bir sonraki seçimde uygulamaya koyalım. En azından tekrar seçilme beklentisi olup da dokunulmazlık özrü olanların engelini de kaldırmış olursunuz. Size dokunmaz ama ülkenin geleceğine hayırlı bir dokunuş bırakmış olursunuz. Partiler de bir seçim dönemi süresince dokunulmazlıksız döneme hazırlamış olur kendini. Aksi halde bazı gelişmelere rağmen, makûs talihimiz hiç değişmeyecek kanaatindeyim.
*
Bu ülkeyi gerçekten seviyorsanız; gönlünüzde yatan başkanlık sistemine geçmeden önce, lütfen siyaseti temizlemek, kalitesini artırmak üzere, kendisine, geçmişine güvenen insanları siyasete çekecek bir düzenleme için çalışınız.
*
Milletine değil de parti başkanına tabi olan, hizmet eden vekiller ile bu ülke ne kadar gelişebilir? Ekonomide kötü paranın iyi parayı kovduğu gibi, ‘siyasette kötü adamın iyi adamı kovmasına! izin vermeyecek bir sistemi kim istemez? Niçin?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.