1. YAZARLAR

  2. Turan Aydın

  3. Kovid-19 Gözlemlerim-2
Turan Aydın

Turan Aydın

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kovid-19 Gözlemlerim-2

A+A-

Konumuzla ilgili önemli bir alıntı yazı cümlesini aktarıyorum. "Pandemide (Kovid-19) DSÖ. Yani Dünya Sağlık Örgütü isimli, aslen dünya sağlığını bozmak ve çaresini satmak üzere kurulmuş mafya örgütü ve yardakçıları tarafından kurgulandığını anlamak istememektedirler. (Milli Gazete-R. Nuri Erol) Burada bir anti parantez açıyor, "Bütün Uluslararası kurum ve kuruluşlar Siyonizm'in etkisinde ve Siyonizm için kurulmuşlardır. DSÖ de bunlardan birisidir." Merhum Prof. Dr. N. Erbakan)

Her ilin kendi özeli; eğitim seviyesi, kültür, örf ve gelenekleri, hatta yeme ve içme kültürü ili bırak ilçeler içinde bile değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla Kovid-19 salgında alınacak tedbir ve mücadele il ve İlçe bazında yapılmalıdır.      

Hastanelerde yataklı tedavi görüp taburcu edilirken, "Bilgilendirme ve onam formu başlıklı A4 kağıdının  arkalı yüzlü iki sayfa yazı ilgili hastaya verilmiş, imzalatılmış ancak hastane süreci ile ilgili bilgi ve bilgilendirme olmayıp tamamen karantina-izolasyona dair süreçte hastanın uyması ve uygulaması gereken kurallar manzumesidir. Bunun için hastane bu belgeyi yersiz ve zamansız vermiştir. Aile hekimine bırakmalıydı. Taburcu edilmesine müteakiben  ev karantinası -izolasyona 14 gün bir süre tabi tutulan hastalara aile hekimleri telefon açarak moral ve motivasyon vermiş olabilirler. Ancak bu yetmez, hasta evde değilse karantina kurallarına bilerek veya bilmeyerek uymuyorlarsa, uyamıyorlarsa, ne yapılmalı nasıl olmalı ki karantina/izolasyon istismarı önlensin. Yapılması gereken; kuralları hatırlatmak, karantina süresinde en azından her hafta  2-3 defa bizzat hastaları evlerinde ziyaret ederek, denetim ve kontroller yapılmalıdırlar.

***

"Evde Kovid-19 bilgilendirme hasta takip ve izleme taahhütnamesi" imzalatılarak bu işi aile hekimleri ciddi ve tutarlı bir şekilde yapabilirler. Dr. Serkan Savaş Bey’i dinlemiştim. "Nüfus sayımı gibi TÜİK, Sağlık Bakanlığı kurum ve birimleri ortaklaşa, birlikte eş zamanlı Türkiye genelinde evlere taramaya gitmeli, Kovid-19 testi için kan örneği alınarak, teste gönderilmeli, test sonucu pozitif çıkanlar 112 acil servislerce  evlerden alınmalı, bu şekilde ne kadar test çok yaptırır ve sayısı artarsa bulaşma riski azalacak, salgının önlenmesi zamana yaymadan, sürekli toplum/millet korku ve panik altında aylarca/yıllarca baskı altında tutulmadan bu salgın kısa sürede bitirilebilir." Acizane dinlediğim ve anladığımı yazabildim. Acizane diyorum ki Dr. Savaş'ın bu önerisini Sağlık Bakanlığı yerine getirse virüs testlerinin çoğalması ile bir taramadan sonra en aza ineceği sonrasında ise kısa zaman sonra Türkiye'mizden bu belayı söküp atmış olacağımız inancındayım. Genel virüs taraması, testi yapılırsa maliyeti fazla olur, düşüncesi ile vazgeçilmemeli. Çünkü yoğun bakım, yataklı tedavi derken uygulanan ilaç ve tıbbi mal ve malzemelerinde maliyetleri göz önüne alınmalı hatta Bakanlık bürokratları hesaplama yapabilirler, eminim ki nüfus başına düşecek maliyet taramada daha aşağıda olacaktır.

***

DSÖ yetkilisinin son zamanlarda basına yansıyan sözleri çok ilginç buldum, diyor ki "İki yıldan önce önlenemez, herhangi bir ülke aşı buldum, önledim derse bizi bağlamaz" Bu sözün milli görüş umdelerine göre manası; Siyonist kuruluş diyor ki sakın ha! 2 yıldan önce ne aşı bulun nede önleyin, bu salgın iki yıl sürecek. Ayrıca ülkeleri iki yıl daha virüs bahanesi/tehdidi ile ekonomik, kültürel, sosyal ve sağlık vb. alanlarla birlikte diğer alanlarda da Siyonist kuruluşlar sömürecek, sömürümüzü sağılıkta bile devam ettireceğiz.

BATILILAŞMA: Nitekim Cumhuriyetle birlikte başlayan Batılılaşma ile Türkiye'miz  eğitim, kültür ve sosyal alanlarda yapılan  değişiklik mi dersiniz. Batının üzerimizdeki istek ve tarihi intikamı mı dersiniz ne dersek diyelim. Sonuçta hala değişiklik devam ediyor, ekonomik olarak da sömürü devam ediyor. Batılılar kendileri bizzat devletimizi yöneterek mi yapıyorlar? ne yazık ki hayır içimizdeki işbirlikçi anlayışlar, Batı taklitçisi mi? Ne dersek  diyelim bizden olan yerli ve milli iktidarlar aracılığı ile yapıyorlar. Ancak milli görüş partileri (Milli Selamet ve Refah Partisi) genel başkanı merhum  Prof. Dr. Necmettin Erbakan tek başına iktidar  olamadığı halde, 1974-1977-78-79 yıllarında bazı partilerle koalisyon hükümetleri kurarak ve sonrasında 1995-1996 54. Refah-yol Hükümetini kurarak gerek ekonomik sömürüyü, gerekse diğer alanlarda tamamen dış güdümün yani batılılaşmanın önünü kesmiştir. Maalesef milletimizin tercihleri/seçimi yetmeyince Koalisyonu oluşturan diğer partinin batıcı olması, batılı ülkelerin teşvik ve azmettirmeleri ile koalisyon hükümetlerinde olan Milli görüş partilerinin önü kesilmiş, hatta kapatılmıştır. Hukuk da alet olmuş, kullanılmıştır. İnşallah bu nadas döneminden sonra milletimiz tercihinde/seçiminde yanılmaz milli görüşe döner, Saadet Partisini tek başına iktidara getiremese bile oluşacak büyük bir ittifak içerisinde yer almakla, Milli görüş umdeleri ile siyaset yapılır Parlamento oluşur, hükümet kurulur diye ümit ediyorum.

Rabbim hastalarımıza acil şifa ve afiyet, hasta yakınlarına sabır ve metanet versin. Dua ve niyazla, Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar