Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kriz Ekonomisi

A+A-

Rüzgar mevsime göre farklı eser değil mi? Bazen sıcak hava getirir, bazen soğuk hava, bazen romantik olur rüzgar bazen de ölümcül. Bir döngüdür ve devam eder gider. Ama insanlar bilir hangi mevsimde nasıl esecek, ne yönden esecek ve tedbirini alır. 
Ekonominin rüzgarları için de aynen mevsimsel rüzgarlarda olduğu gibi bir döngü, bir periyodik hareketten söz etmek mümkündür. Fakat sorun periyodları tespit etmek için henüz bir formülün olmamasıdır. Daha kötüsü, ekonomi rüzgarları bazı sermaye ve medya güçleri tarafından tetiklenebildiği gibi yönü de hedef gözeterek değiştirilebilir.
Tecrübeli kurtlar bilir, tehlikeli rüzgarlar fırsatları da getirir. Ama buradaki sorun da o tehlikede elini uzatıp fırsatı yakalama cesaretini gösterme konusunda ortaya çıkar. Zemin sağlam değilse, küçük bir hatada fırsat da gider, mevcuttaki de.
Bizim gibi henüz derinleşmemiş ekonomilerde iş dünyasında güç dengeleri oturmamıştır. Sermayeyi elinde tutan bankacılık sektörü hala patron ve medyanın imkanları ile de müşterilerini ezer bir konumda çalışıyor. Hava günlük güneşlikken verdiği kredileri, en ufak bir bulutlanmada geri çekme gücüne sahip. Bu gücünden aldığı “terör estirme” hakkı(!) ile kriz olmadığı yerde kriz yaratıyor. Batan batar, kalanlar bize çalışır mantığı ile yoluna devam ediyor. Medya üzerinden siyaset üzerindeki etkisi de bankacılık sektörünü iyice dokunulmaz hale getiriyor.
Son zamanlarda yine bir kriz muhabbeti fısıldanmaya başladığı için ben de katıldım ama ben krizden bahsedersek kriz gelir diyenlerdenim. Bu arada krizi getiren rüzgarların aynı zamanda parayı da getiren rüzgarlar olduğunu savunanlardanım. Ekonomi rüzgarı, parayı bir bölgeden uçurup diğer bölgeye yığıyor. Siz hangi taraftaysanız ona göre adlandırıyorsunuz rüzgarı; kriz veya rahmet.
&&&
Tabiatta rüzgarlar çoğu zaman bulutları da getirir beraberinde ve zemin uygun ise yağmur bırakır. Yeşilin, ormanın olduğu zeminler daha çok yağmur alır, çorak topraklara nazaran. Yağmur olmadığı zaman doğal gölleri, yeraltı sularını kullanmış insan. Ama yeterli olmadığını gördükçe, zaman içinde çözümler geliştirmiş. Bolluğunda yağmuru biriktirecek barajlar yapmış, yokluğunda kullanmak için de kanallar döşemiş.
Ekonomide de vardır böyle göller ve barajlar. Bunları bankalara, finans kurumlarına benzetebiliriz ama kanallar yoktur. Kanalları ihtiyacı olan şirketler kurmak zorunda kalır. Bankalar çok az müşterisi için kanal açar, diğerleri ya bu imkanlardan faydalanamaz ya da aşırı bedeller ödeyerek, kazancını adaletsiz bir şekilde bankalar ile finans kurumları ile paylaşır.
Bankalar “haksız bir şekilde” krizlerden muaftır. Çünkü, gücü sayesinde tüm riski müşteriler üzerine yıkarak kendisini karlı bile çıkarabilir krizlerden. Bunu eleştiremeyiz tabiî ki, ekonomi bu; işine gelirse böyle, zorla vermedim ya krediyi der geçer.
Sözü getirmek istediğim yer şurası, ekonomide katma değer üreten, istihdam sağlayan, gelecek vaat eden şirketleri bankacılık sektörünün eline, kucağına terk etmeyecek yöntemler geliştirilmeli. Projeleri hayata geçirecek “sulak” ortamlar hazırlanmalı.
&&&
Sermaye ihtiyacı olan şirketlerin, bankacılık dışından da kaynak kullanabileceği ortamlar oluşturulmalı. Tasarrufunu bankalara yatırmayan insanların birikimini de değerlendireceği ortamlar oluşturulmalı. Bu sözümle İMKB gibi spekülasyona ve “köpük ekonomisine” hizmet eden, reel ekonomiye faydası olmayan menkul kıymetler borsalarını kastetmiyorum.
Yerel ölçekte firmaları ve “realist” projeleri finanse edecek, spekülasyona kapalı, risk içeren ama bireysel hırsları engelleyen tarzda, tasarruf ile projeyi “adil şartlarda” buluşturan yapılar oluşturulmalı. Yani bölgesel küçük barajlar yapılmalı. Yerel bazda kanallar döşenmeli.

Bu sayede beklenen krizlerden en az zarar ile çıkarken, mevcut büyüme hızımızı da katlayarak artırabileceğimize, dahası, ekonomiye katılmayıp atıl kalan sermaye birikimini de verimli bir şekilde kullanma imkanları doğacağına inanıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.