1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Kudüs, Hilafet ve Cihat
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kudüs, Hilafet ve Cihat

A+A-

Önceki hafta, 14 Aralıkta “Kudüs” diyerek başladığımız yazıdan “ümmet”, “millet” ve “hilafet” üzerinden beş yazılık bir dizi çıktı, altıncısı ile devam edelim ama özellikle hatırlamak isterim, geçen hafta; … … “Tarihte böyle millî gelişme süreci yaşamayan Müslüman milletlerin bir üst kimlik olarak Müslüman Ümmeti altında birleşmesi asırlar alır… Çünkü çürük tuğlalar ile düzgün bir duvar, sağlam bir bina yapılamaz… …Bilgi, bilinç, akıl, zekâ gücü yerine, hafıza ve ezber gücünü teşvik edenlerin varacağı yer, bırakın ümmet birliği kurmayı önce cemaat cemaat, tarikat tarikat sonra mezhep mezhep ayrılıp, ardından birbirini yemek için didişmek ve düşmanlaşarak savaşmaktır… …bunlar bir sanayi ve üretim kültürü kuramadğı, teknoloji geliştiremediği için kendisinden farklı düşünen din kardeşine karşı kullanacağı silahı da düşmandan alacaktır… Silah almak için sahip olduğu, halkının refahını, eğitimini artırmak, gelişimini sağlamak için kullanması gereken zenginlikleri, silah teknolojisine sahip olan düşmana aktarmak zorunda kalan yöneticiler, bunu ‘cihat’ gibi gösterip kendi çapında ‘halifelik’ bile ilan ederek, Müslümanların içine düştüğü kısır döngü çukurlarını daha da derinleştirecektir. Allah muhafaza…”  demiştik…

*

Allah muhafaza, tarihte Müslümanların öldürdüğü Müslüman sayısının, kâfirin öldürdüğü Müslüman sayısından niçin kat kat daha fazla olduğunu anlamadan bu konuda ilerlemek mümkün görünmüyor.

*

Hilafet konusunu konuşmak için ümmet sorununu çözmeliyiz önce, ümmet sorununu çözmek için de millet konusunda düştüğümüz yanılgıları ve düşürüldüğümüz tuzakları görmeliyiz. Bu konuları netleştirmeden cihat konusunu konuşamayız ya da Müslümana, İslam’a hizmet etmesi gereken “cihat”, Allah muhafaza İslam düşmanlarına hizmet edenlerin kontrolüne geçebilir… Ki tarihte geçmiştir de.

*

Birlikte “ümmet birliği” kuracağımız bir Arap devletinin bir bakanı, geçen hafta, Mekke müdafiî, kahraman Fahrettin (Türkkan) Paşa’yı, hırsızlık ile suçladı. Sayın Cumhurbaşkanımızdan, “Fahrettin Paşa ve Türk askeri Müslümanların kutsal toraklarını haçlılardan korumak için hayatını ortaya koymuşken, senin dedelerin neredeydi?” sorusunu da içeren bir cevap verdi.

*

Bu talihsiz açıklamayı yapan Arap bakan soruya cevap verecek mi? Bir utanç duyacak mı? Ya da bize “yalan söyleyen tarih utansın diye diye düşman yalanlarını tarih diye anlatan utanmazları” da besleyen mihraklardan alkış mı alacak?

*

Türk askeri canı pahasına Mekke’yi korumaya çalışırken, İngiliz askeri yanında, İngiliz bayrağı altında Osmanlı’ya saldıran Arapların torunları şimdi nerelerde? Kim bilir? Ceddini bilmeyen haddini bilir mi?

*

Haçlı ordularını, âcizane, adı konmamış Hıristiyan Ümmeti Orduları olarak görüyorum. Bu “ham ümmet” birliğinden vazgeçerek millet millet ayrılarak, güçlenen Avrupa devletlerinden bazıları 1914 yılında İslam hilafetini de yürüten Osmanlıya karşı son paylaşım savaşını başlattığında, Osmanlı Sultanı ve İslam Halifesi V. Mehmet Reşat’ın cihat çağrısına müslümanlar ne kadar katıldı? Katıldı mı?

*

Evet, katıldı. Çoğu İngiliz sancağı altında Osmanlı’ya yani Halifenin ordusuna karşı savaşa katıldı. Şimdi bu ve buraya sığmayan daha çok bilgileri görmezden gelerek hilafet ve cihat üzerinden konuşabilir miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.