Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurban Bayramı

A+A-

Ecdadımızdan öğrendiğimiz üzere, hiç kimsenin inancına ve bayramına laf edecek değiliz ama Kurban Bayramı’mıza dil uzatanlara kısa bir cevap vermek isteriz. Etrafımız toz, duman, kan ve bataklık. Bir de üstüne Müslüman’a ve Türk’e düşmanlık... Düşmanın varlık sebebi düşmanlık, düşmana fırsat veren bizlerde değil mi ahmaklık?

*

Bayramımızı hayvan katliamı gibi göstermeye çalışanlar kim? Kurbanlıklara ve çevreye kötü davranıp, rezil manzaralara sebep olarak bunlara fırsat verenler kim? İnsan olmadan Müslüman olanlar ile cahil, beceriksiz bazı Müslüman kardeşlerimiz.

*

Umarız ki Müslümanlar, bu sefer neyi, niçin yaptığını idrak ederek, şekil için değil mana için yapsınlar, bilinçli olsunlar. Zira bilinç olmadan bilmek işe yaramıyor, insan olmadan Müslüman olanlar bilinç düzeyi ile takva arasındaki ilişkiyi anlamıyor.

*

Noel için çam ağaçlarını kesip, doğa katliamı yapanlar ya da ağaç kesmek yerine, plastik, sahte çam ağacı kullanıp çevreye zarar verenlerin bazıları ve diğerleri, Kurban Bayramı’na dil uzatıyorlar. İnsani gelişimlerini tamamlamış olsalar önce kendilerine bakarlar, sonra karşı tarafı daha iyi anlarlar. Her iki taraf için de geçerli bu laflar.

*

Önümüzdeki Noel için kaç milyon çam ağacı kesilecek? Bunlar birkaç hafta sonra çöpe gidecek. İçindeki plastik oranı ne olursa olsun hepsi çöp olacak. Geri dönüşüm bir kısmını belki kurtaracak ama, ama… Ama Kurban öyle mi?

*

Kurban, insanların temel gıdalarından birisi olarak fakirlere ve gurebaya dağıtılacak, yüzlerde gülümseme olacak. Derisinden kemiğine, boynuzundan tırnağına sanayi için hammadde olacak… Ama çöp olmayacak!

*

Kurban Bayramı’nın, bir et bayramına dönüşmemesi için bilinç sahibi, eşref-i mahlûkat seviyesine layık Müslümanlara büyük görevler düşüyor.

*

Bayramda, Müslümanlar birbirini ziyaret eder, sıla-i rahim yapar, fakirleri sevindirir, küsleri barıştırır, eş dost akraba arasındaki huzur topluma yayılır. Yayılır mı gerçekten? Huzur içindeki toplum, işine yoğunlaşır ve gelişir. Gelişir mi gerçekten? Bayramların manasını idrak ederek yaşarsak, olması gereken bunlar. Olmuyorsa, ‘neden olmuyor?’ sorusuna cevap aramalı tüm Müslümanlar.

*

Müslüman olmadıkları halde, Japonlar yılda bir, akrabalar arasından bir büyüğün evinde toplanıp, kim kimden haksızlık gördüyse, kim kimin hakkını yediyse, kim gıybet edip, dedikodu çıkardıysa ortaya döküyor ve bir tür helalleşme yapıyor. Yani herkes karnındaki kurtları büyütmeden döküyor ki, kurtlar büyüyüp bireyleri ve toplumu kemirmesin. Sonuç, Japonlar küçük topraklarına rağmen, en büyük ekonomiler, en gelişmiş ülkeler arasında.

*

Biz Müslümanlar da dini bayramlarımızı böyle faydalı bir amaca uyarlayabilir miyiz? Elbette uyarlayabiliriz hem de yılda iki defa ve hatta dünyaya örnek olabiliriz ama önce ‘insan’ olan Müslümanların sayısı artmalı. Müslüman, kendisine haksızlık ettiği, arkasından dedikodusunu yaptığı, iftira attığı, iyi niyetinden menfaat sağladığı, kıskançlık duygularını üzerinde tatmin ettiği kişiden, ilgili akrabalar önünde af dileyecek, hatasını itiraf edecek kadar erdemli ve medeni olabilmeli. Kendi akrabası veya yandaşı için hakikati çarpıtmamayı, adaleti katletmemeyi öğrenmeli. Bu işin sözde bir ‘hakkını helal et’ demekten daha ciddi olduğunu anlamalı.

*

Önce kendi bataklığımızı kurutacak tohumları ekmemiz, bencil tartışmalar yerine birlik, bilinç ve huzura vesile olacak şekilde idrak etmemiz ve nice bayramlara, huzura, başarıya kavuşmamız dileği ile şimdiden tebrik ederim Kurban Bayramınızı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum