1. YAZARLAR

  2. Abdullah Buksur

  3. Küresel Hâkimiyet Planı ve Türkiye-1
Abdullah Buksur

Abdullah Buksur

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Küresel Hâkimiyet Planı ve Türkiye-1

A+A-

Jeopolitik açıdan Orta Doğu’nun ve Kafkasların kapısı, kilit olma özelliğine sahip ülkelerinden biri olarak Türkiye hedef olmaktadır. Bu coğrafya kaynakların ve enerji yollarının kavşak noktasındadır. Dünyanın çatışma alanlarının başında yer alan İran, Suriye ve Kafkasya üçgeninin tam ortasındadır. Irak’ta yaşanan süreç sonucunda küresel hegemonik güçler bölgeye oturmuştur. Bazen aralarında yönetim konusunda problemler çıksa da, paylaşımla ilgili problemleri yoktur. Küresel hâkimiyetçiler ülkeleri ele alırken, etnik, dinsel, mezhep nitelikleri ile ele alırlar. Bu temelde ayrışma ve kamplaşmanın planlarını yaparlar. Yapılan analizler sonucunda ülkede kaos için hangi hassasiyetlere dokunmaları gerektiğini tespit ederler. Bu temelde stratejilerini belirlerler ve planlarını yaparak yol haritasındaki rolleri tespit ederler. Yukarıda belirttiğim gibi hedef olarak seçtikleri bölgemizde, kapsayıcı ve kucaklayıcı bir medeniyet olması işlerini zorlaştırıyor. Dün yabancıyı evinin başköşesinde ağırlayan bir medeniyetin çocukları, şimdi farklı gördüklerini tehdit olarak algılar hala getirilmek isteniyor. Bunu yaparken, bizim medeniyetimize uymayan, indirgemeci ve ötekileştirici bir düşünme biçimini bize dayatıyorlar. Oysa bizim medeniyetimiz farklı olanı zenginlik sayar. Bize ait olmayan Konfüçyüs felsefesinde ise ‘farklı olan tehdittir.’ O nedenle doğuya ve batıya baktığımızda bir benzerlik görülmektedir.

***

‘Biz ne yapmalıyız?’ sorusuna cevap, öncelikle küresel hâkimiyetçi anlayışa karşı koyabilme bilincimizi diri tutmamız gerekir. Bu bilincin köreltilmesi, insanca yaşanacak bir dünya kurma iddiamızın da törpülenmesi anlamına gelir. Bu çerçevede batının, önce terör örgütleri kurup, enerji kaynaklarının bulunduğu noktaları ve ulaşım yollarını kontrol altına alıp, sonrada kendi kurdukları terör örgütleriyle savaşıyor gibi yaparak, çocukları, kadınları milyonlarca sivili öldürmekten vazgeçmelidir. Ortaya çıkan milyonlarca mülteciye, bunlar nerden çıktı muamelesi yapmaktan vazgeçmelidir. ‘Ya Batı’yla uyumlu, onların düzenlerinde eklemlenmeye hazır bir psikolojiye ve değerler sistemine dayalı bir doğrular sistemini kabul edeceksiniz, ya da yok olursunuz’ dayatmasından kurtulmak zorundayız. Bizim medeniyetimiz mutlak güç olarak kabul ettikleri, Yaradan anlayışından, mutlak gücü Batıya endeksleyen zihinsel anlayışa teslim olmuştur. Öte taraftan yönetimler kendi iktidarını nereye dayandırırsa oraya hizmet ederler. Bu düşünme biçiminin yönetimlere hâkim kılınması ise küresel hâkimiyetin başarısı bakımından çok önemlidir.

***

Küresel hâkimiyetin görünen devlet organizasyonu ABD, 21. YY dair stratejik hedeflerinin başına etnik ve istedikleri hale soktukları İslâm’ı temsil eden, ülke ve partileri destekleme kararını koymuşlardır. Batı ülkelerindeki siyasî ve idarî elitin Türkiye ilgisi, bölgesel ve küresel sloganında kullanmak içindir. Sloganın etkili olması için Türkiye büyüsü kullanılabilecek kudretli bir geçmişe, karşılığı olan güncel bir ülkedir. Batı’nın geçmişteki ülke ve bölgemizle ilgili stratejisini ve gelecek yüz yılla ilgili tasarımını anlamadan olup bitenler üzerinde konuşmak ve yazmak doğru değildir. Bütüncül, sistematik, çok yönlü araştırılmaya ve irdelenmesi gerekir. Kısaca dünyaya dair okuma yapılmadan, bölgesel bir okuma yapılamaz. Küresel ve bölgesel okuma yapmadan ülkemizle ilgili bir okuma yapılamaz. Bu okumaları yaptıktan sonra, ülkemizle ilgili stratejinin ve hedefleri ne olduğunu, yöntemlerini ve yönetime gelen/geleceklerin tahlil edebilmesi mümkün olacaktır. Küresel aktörlerin yüz yıllık yol haritalarını tanımlayabilmemiz için bu tür çalışmalar bir zorunluluktur. Sözde ‘radikal İslam’ projesi adıyla, İslami terörize etme; terörle ilişkilendirme bağlamında duyduğumuz sorgulama ihtiyacını, İslâmî referanslarla bizim gibi inananlara ve evrensel bir dille bütün dünyaya anlatmamız halinde terör eylemlerinin önüne geçilecek bir iklim oluşturma imkânımız doğacaktır. Rafine bir biçimde emperyalizmin küresel imparatorluğa dönüşmüş halinin ürettiği stratejik planlar insana ve insanlığa hizmet etmek için değil jeopolitik hükümranlığına hizmet içindir.

Yarın devam edeceğiz…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.