1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Kurtuluş Savaşı ve İç İhanetler - 4
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kurtuluş Savaşı ve İç İhanetler - 4

A+A-

‘Koçgiri İsyanı’

 

Bu yazı dizisinde ele alacağımız konu Alişir ve Koçgiri İsyanı olacak. İlk bölümde ele aldığımız, Mustafa Suphi'nin ajanlarını bütün isyanlarda olduğu gibi bu vakada gözlemleyeceğiz. Ankara hükümetini, zora sokmak isteyenler, her fırsatı değerlendirmiş ve gerektiğinde işgalci düşmanlarla bile iş birliği yapmaktan çekinmemişlerdir.

Bu isyanın gelişmesi de o bölgede etkin olan işgalci devletlerin ajanlarının ve onların iş birliği içinde oldukları iç hainlerin de önemi çok büyüktür. Geleneksel tarihçiler bu olaylara yüzeysel bakarken, ben iç hainleri de sizlere anlatacağım.

Milli Mücadele döneminde Anadolu'nun birçok yerinde isyanlar patlak vermiş ve ulusal bağımsızlık mücadelesini zora sokan bu isyanların en mühimi olarak, "Koçgiri İsyanı" tarihe geçmiştir.

Bu isyanı gerçekleştiren, Koçgiri aşireti Zara, Hafik, İmranlı, Suşehri, Refahiye, Kemah, Divriği, Kangal, Ovacık, Kuruçay ve bunları kapsayan bölgelere yerleşmiş durumdadır. Aşirete bağlı olan İbolar, Zazalar, Balular, Kereteliler ve Sarular olmak üzere beş büyük kabilenin katılımıyla Batı Dersim denen bölgede patlak veren bu isyan ilk olarak Ekim ayı 1920 yılında başlamıştır.

23 Mart 1921'de Yunanlıların Afyon ve Eskişehir’den saldırıya geçmeleri ile birlikte, koçgiri isyancınları da saldırılarını arttırmıştır. Bazı tarihçilere göre isyanın başlama zamanı olarak bu tarih baz alınır. Benim araştırmalarıma göre ise bu tarihte saldırılarını arttırmışlar, Yunanlıların saldırılarından sonra İkinci İnönü adı verdiğimiz savaşla çetin mücadeleler başlamıştır. Dökülen kan artmış, isyan iyice ilerleyip ciddi bir saldırı halini almıştır. Yunanlılarla mücadele eden Türk ordusu doğuda isyancılara karşı adeta ikinci bir cephede savaşmak durumunda kalmıştır.

***

Peki, bu isyan nasıl başlamıştır inceleyelim, Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı topraklarının büyük bir bölümünü ele geçiren emperyalist devletler, geriye kalan Osmanlı topraklarında, Ermenistan ve Kürdistan gibi kendilerine sorun çıkarmayacak kukla devletler kurmayı planlamaktadırlar.

Anadolu hareketinin, Milli Mücadeleyi ateşlediği günlerde, Kürt Teali Cemiyeti Başkanı, Seyyid Abdulkadir ve Kürt ileri gelenleri de İngiliz yanlısı bir politika izleyerek İngiliz desteğinde "bağımsız Kürdistan" devleti kurmayı amaçlamaktadırlar. Yani günümüzde başımıza bela olan sorun o tarihte daha Türk devleti kurulmadan da Osmanlı’nın üstesinden gelemediği bir sorundu. Bu tehdit, Ankara hükümeti ve Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün gelişmeleri, zamanında öğrenmesi, olabilecekleri öngörmesi ve olayın seyrini planlayarak yönlendirmesi sayesinde, o tarihte tamamıyla bertaraf edilmişti. Başbuğun ölümünden sonra çıkarılan af ile sorun oluşturan, isyan eden kim varsa ülkeye yeniden girdi. Günümüz PKK olaylarının birçoğunun sebebi o tarihte çıkarılan af ile elebaşlarının yeniden ülkeye girmesindendir.

16 yüzyılda yapılan Osmanlı-Kürt ittifakı bölge halkının hafızasından silinmemesine rağmen ve bölge halkının siyasi bilinci olmadığından Kürtçülük sorunu olmamasına rağmen, Baytar Nuri (Nuri Dersimi) ve ekibinin, Dersim ve Koçgiri halkını Kürt olduklarına inandırma ve bağımsız bir Kürdistan kurma çalışmaları, bölgede ki aşiret reislerinin dayatmaları ile yöreye girmiş ve köken olarak Türk olan bu halk, Kürtçülük olaylarının içine itilmiştir.

***

Bağımsız Kürdistanı kurmak için öncelikle Dersim ve Koçgiri bölgelerini, Kürdistan’ın içine çekmeleri gerektiğini bilen İngilizler bu görevi Kürt teali cemiyetine vermişler, Fransız etkinlik bölgesinde ki Kürtleri kullanabilmek için Fransızlardan işbirliği istemiş, Milli Mücadeleye karşı Kürtleri kullanmayı önermiştir. Gerçekte bu aklı da İngilizlere sürekli iş birliği içinde oldukları, İstanbul hükümeti ve Sadrazam Damat Ferit vermiştir.

Milli Mücadele tarihini incelemeye başladığımızda görülüyor ki, hain ne bir, ne bin.

Ajanlar iç ve dış her alanda.

Mustafa Kemal’in daha Birinci Dünya Savaşı sırasında, yavaş yavaş oluşturduğu teşkilatı ve bu teşkilatın çalışmaları olmasa bugün üzerinde özgür nefes alabileceğimiz bir karış toprağımız olmayacaktı.

Rahatlıkla diyebilirim ki, Kurtuluş Savaşı ajanların ve onları yöneten dehaların savaşı idi.

O tarihte, aşiret reislerince yönetilen dersim halkı, yoksul olup hayvancılıkla uğraşıyordu. Dağlık ve yüksek rakımda olan Koçgiri bölgesinde yaşıyorlardı. Bu coğrafik sebepler nedeniyle, dünyada ne olup bittiğinden, hatta devletin varlığından bile habersizdiler. Halkın yaşamı geçimi ve huzuru aşiret reislerinin himayesinde olduğundan dolayı, Dersim’de bir aşiret reisi diğer bir aşiretle dövüşmek veya devlete karşı gelmek istediği zaman, aşireti için seferberlik ilan etme hakkına sahip olması sebebiyle, İngilizler, Koçgiri aşiretini, kendi istekleri doğrultusunda kullanabileceklerini biliyorlardı.

İngiliz ajanlarının o bölgede ki dillerden olan, kurmançca ya hâkim olması ile birlikte halkı, halkın içinden gibi görünerek, yaptıkları propaganda ile isyana teşvik etmeyi başarmışlardır.

İngiltere Kürt cemiyetleri vasıtasıyla bağımsız Kürdistan vaat ettiği aşiret reisleri ile anlaşmış ve bu aşiret reislerine eylem kararını, Hüseyin Abdal tekkesinde ant içirerek aldırmıştır.

Bu tekke aleviler için kutsal bir yer olup, Kürt isyanı olarak bilinen Koçgiri İsyanı’na katılan birçok aşiretin ve aşiretin mensubu olan insanların kökeninin Türkmen aleviler olduğunu bizlere göstermektedir.

***

İngiliz ajanlarının kurduğu Kürt Teali Cemiyeti’nin ileri gelenlerinin propagandaları ile Öncelikle Kürt olduklarına inandırılan halk, sonrasında Ankara hükümetin her yerde tespit yaparak Kürtleri ortadan kaldırmak istediğine ve İngilizlerin buna karşı çıktığına inandırılmış ve isyanın içinde yer almaları sağlanmıştır. Yapılan propagandalar arasında, Alevilerin Ankara hükümeti tarafından vurulacağı gibi bölge halkının en duyarlı olduğu konuda yayılan yalanlarda vardır. Yayılan bu yalan propagandanın etkileri daha sonraki süreçlerde de devam etmiş, bölgede yeni isyanlara sebep olmuştur. Milli Mücadeleyi anlattığım bu yazı dizimizde zamanı geldikçe bu isyanları aktarmaya devam edeceğim.

Alişirin Propagandası’nın etkisinde kalan, Şadan Aşireti Reisi Paşo,  25 Temmuz 1920’de Refahiye’den Kuruçay’a gönderilen cephane kafilesinin önünü keserek jandarmaları esir alır. Daha sonra Refahiye ilçesini işgal ederek yönetime doğrudan el koyar. Hükümet konağına Kürdistan paçavrasını bayrak diye asar. Yine propagandanın etkisinde kalan Mustafa ağa, Dersimlilerin devlete asker vermeyeceğini, Kemahlıların da vermemesi gerektiğini söyler ve halkı korkutur. Anadolu hareketini yöneten Ankara hükümeti de o sırada Yunanlılarla savaşmak için asker toplamakta ve bazı bölgelere cephane sevk etmektedir. Toplanan askerler ve sevk edilen cephaneler ile bölge halkının öldürüleceği yalanı, halkı ve halkı idare eden feodal yapıda ki liderlerin, isyana katılmalarını sağlamıştır.

1 Ekim 1920’de Alişir, Kemah’ı basar soygun ve yağmacılık yapar.

Karaibo köyünden Deli Esat ve oğlu Rıfat Türk olan Günlü çiftliğini basar, köylülerin çoğunu öldürür, geri kalanlara da ‘siz Ermenilere yaptınız biz de size yapıyoruz. Dersim aşiretleri geliyorlar. Biz Sivas’ı alacağız ve sonra Ankara’ya gidip ulusal hükümeti devireceğiz’ diyerek gözdağı verir. Bu söylem bile Aslında bu isyanı planlayanların ve uygulamaya geçirenlerin, Kürt görünümlü Ermeniler olduğunu anlamamız için yeterlidir.

Devam edecek…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.