1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Kusura Bakmayın, Sizi Ayakçı Zannettim! (1)
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kusura Bakmayın, Sizi Ayakçı Zannettim! (1)

A+A-

Sahası federasyon tarafından bir sezon kapatılmış olan Konyaspor’un yönetimi büyük bir başarı gösterip Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden Özkan Sümer ile anlaşmıştı. Trabzonspor ve Galatasaray’ın yanı sıra A Milli Takım teknik direktörlüğü de yapan Sümer imza için Konya’ya gelmeyecek biz Ankara’ya gidecektik. Tarihinde 1. Lig (Bugünkü Süper Lig) havası teneffüs etmemiş olan bir şehrin gazetecileri olarak o günü yaşamak hepimizin arzusuydu. Neticede yönetim kurulu üyeleriyle birlikte aynı otobüste Ankara’nın yolunu tuttuk.Eski Ankara Otogarı’nda inip yürüyerek 19 Mayıs Kompleksindeki TSYD tesislerine vardık. Şampiyonluk için ilk harcın konulduğu gündü. Hiç unutmam; gazeteci Yusuf Yalkın’la Özkan Sümer mekâna kol kola gelmişlerdi de, basın toplantısı sırasında Yalkın Konya heyetini şoke edenşöyle bir soru yöneltmişti:

“-Özkan Sümer ismi Türk futbolunda tartışılmaz bir markadır.Galatasaray’ı ve A Milli Takımı çalıştırdınız.Konyaspor ise daha geçen sezon sahasında olaylar çıkmış, maçta sahaya tavuklar salınmış ve federasyon tarafından sahası bir sezon kapatılmış bir 2. lig takımı. Sizin gibi bir futbol markasının Konya gibi bir şehirde ne işi var?”

Yalkın bu soruyu, kol kola geldiği Sümer’e TSYD bahçesine girmeden de sorabilirdi. Ama iyi ki toplantı anında sordu. Sağ olsun Özkan hoca da Konya’nın iyi bir futbol şehri olduğunu, şampiyonluğun kaybedildiği maçtan sonra çıkan olayların abartıldığını ve saha kapatma cezasının adil olmadığınıve bunlara rağmen Konyaspor’un yine şampiyonluğa oynayacağını söyleyerek gereğince bir cevap vermişti.

***

Güneşin kavurduğu saatlerde yüreğimizdeki sevinç ve umutlayine yürüyerek otogara geldik. Gölgenin bile kâr etmediği sıcakta, insanların adım atmakta zorlandığı, Türkiye’nin en berbat otogarlarından birinde hareket saatini bekliyoruz. Ankaralılar alınmasın, başkent bugünkü görkeminde ve modernizasyonda değildi henüz. Öyle bir susuzluk çökmüştü ki, konuşacak takat bırakmıyordu. Önümüzdeki otobüs bizimdi ve kapıları açıktı. Dolabından bir bardak su içmeye de hakkımız olmalıydı. Basamakları çıkıp dolabın kapağını açtım. Şişeyi alıp tam çıkarmıştım ki omuzumdan birel uzanıp şiddetle çekti aldı. Üstüne bir de ‘Bırak şunu yahu!’ gibi,‘susuz damağa tuz eken’ bir söz sarf etti. Dedim ya, konuşmaya takatim yoktu; muavinin arkasından boş gözlerle, belki biraz da öfkeyle baktım, o kadar.Otobüsün karşısındaki duvarın dibinde Şefik Tarhan yanında diğer yöneticilerle olanları göz ucuyla seyrediyordu, hiç ses etmedi. Kızmayın; henüz bakkaldan su alma kültüründe olmadığımız yıllardan bahsediyoruz.Lavaboda elimizi yüzümüzü yıkayıp serinlemek istiyoruz ki, daha kapıya varmadan çevreye yayılan keskin koku ciğerlerimizi yakıyor. Yüzüme bir-iki avuç suyu çarparken nefes almamaya dikkat ediyorum. Yüreğimde bir ses; o suyu kana kana iç!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.