Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutlu Bir Selam

A+A-

Bir bebek doğuyor! Doğum sırasında anne hakkın rahmetine kavuşuyor. Bu durumda bebeği suçlayabilir misin? Hamile bir anne hakkın rahmetine kavuşuyor, buna rağmen doktorlar bebeğin doğmasını sağlıyor ve tıbbi destek ile yaşatıyor. Bu durumda bebeği suçlayabilir misin? Her iki sorunun da cevabı hayır! Değil mi? 

*

Gerek doğumun zorluğu ve gerekse anneden geçen bazı marazlar yüzünden bu bebek marazlı, yaşamasın! Der misin? Yoksa marazları gidermek, bebeği sağlığına kavuşturmak için tedavi etmek, ettirmek mi istersin? Cevap sizin!

*

Doğru cevabı herkes biliyor aslında, ancak öğretmek, öğrenmek yerine kanmayı, kandırmayı, zeka yerine hafızayı, muhakeme yerine ezberi, eğitim yerine taklidi dayatan güçler doğru sorulara verilen yanlış cevapları bize ezberleterek bu ezber üzerinden milleti ve ümmeti yönetmeye çalışıyor. Niyetleri belli; diz çöktürme…

*

Yanlışları fark eden bir yarımız, yanlışa kanan diğer yarımızı uyarmaya çalışınca kızılca kıyamet kopuyor. Çünkü hiç kimse kandırılmış olduğunu kabul etmiyor. İşin aslına esasına bakmak yerine çıkan tartışmada haklı çıkmak için kavga çıkıyor. Peki kime yarıyor? Müslümana yakışan ‘haklı çıkmak için konuşmak yerine hakikati ortaya çıkarmak için konuşmak olmalı’ değil mi?

*

İslam’a hizmet arzu ve zannı ile malını ve emeğini seferber edenler, istenileni verenler, hizmetin İslam yerine İslam düşmanlarına olduğu çok acı bir tecrübe ile ortaya çıkmasına rağmen, gördükleri hakikat ile tekrar düşünmek yerine inat ile kandıkları yalanları tevil etme yolundalar. İsterseniz ego yüzünden deyin, isterseniz kör nefis yüzünden deyin, insanların çoğu kandırılmış olduğunu kabul edemiyor. Bir edebilse gelişme başlayacak ama değişimden korkutuldukları için gelişme kapılarını açamıyorlar

*

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, din adamı sandığı kişi(ler) tarafından İslam adına kandırıldığını geç de olsa çok acı bir tecrübe üzerine anladı ve kabul etti. Aynı şekilde tarih adına da tarihçi zannettiği kişi(ler) tarafından kandırılmakta olduğunu sorgulamaya başladı mı, yoksa oradan da acı bir tecrübe mi bekliyoruz? Cumhuriyet Bayramını yasaklamaya kalkanlar bu cesareti nereden, kimden alıyor, kime hizmet ediyor? Sorgulamak ve anlamak için ne acılar yaşamayı mı bekleyeceğiz? 

*

Anlamak zor değil aslında,/ Görerek bi baksak etrafa; / Devleti doksan altı yaşında, / Ordusu ikibin ikiyüz küsur yaşında / Kaç millet var dünyada? / Bir millet, altı devletiz diyoruz ya, / Bırakalım övünmeyi kuru kuruya, / Daha çok çalışalım, anlamaya ve layık olmaya! / Bu millete layık olmak kolay aslında / Ulaşamadığına mundar diyen de var aramızda! / Gelmiş olsalar da yüksek makamlara / Sahip olsalar da havalı unvanlara /  Her ne kadar bizden gibi konuşsalar da / Sakın güvenme, kanma onlara ve durma! / Yorulmadan ve bıkmadan asla / Daha çok çalış; hep önde, hep ileride olmaya!

*

Ne mutlu, ‘ne mutlu Türküm’ diyebilmek için, kuru kuruya övünmek yerine, daha çok okuyana, daha çok araştırana, daha çok düşünene, daha çok anlayana, daha çok çalışana ve işini, görevini en iyi yapana.

*

Cumhuriyet Bayramımız kurlu olsun. Selam, kuranlara ve yaşatanlara olsun…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.