Ahmet Kubilay Ekiz

Ahmet Kubilay Ekiz

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutup Savaşları

A+A-

 

Bildiğimiz kadarıyla insanlık tarihi; Anadolu, Mezopotamya eksenli şekillenmiştir. Tabi önceleri ticaretin ve sermayenin merkezi genellikle Çin’e kadar uzanan İpek yolu ve benzeri ticaret yolları etrafında şekil alırken, zamanla aktörlerin değişmesi ve cereyan eden olaylar sebebiyle farklı boyutlarda bir denge etrafında oluşmaya devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtada hüküm sürmeye başlayacak güce ulaşmasıyla birlikte, Balkanlar, Kafkaslar, Anadolu, Mezopotamya, Afrika, Ortadoğu belli bir sistem üzerinde uzun yıllar ciddi sorunlar yaşamadan hoşgörü içerisinde yaşamıştır. 13. yüzyıl ve 16. yüzyıl tarihleri arasında dünya üzerinde dengeler genellikle Haçlı-Batı, Müslüman-Doğu olarak şekillenmiş, Osmanlı birçok farklı milletten ve dinden oluşan tebaasıyla büyük bir düzen oluşturmuş ancak daha sonra içerde ve dışarıda çeşitli sebeplerden dolayı hâkimiyetini yitirmiş, Kutup Osmanlı’dan çıkmaya başlamıştır. Osmanlı tebaasının en önemli kısmını elbette ki Müslümanlar daha sonra ise Ortodoks Hıristiyanlar oluşturmaktaydı. Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkaslara kadar genişleyen Rus hâkimiyeti ciddi bir tehlike oluşturmaya başlamıştır. Bana göre en büyük tehlike ve Osmanlı’yı sona götüren; öncelikle milliyetçi akımlar, ardından bunu fırsat bilen Rusların, Osmanlı toplumunun önemli kısmını oluşturan, Rumlar, Ermeniler, Sırplar, Bulgarlar gibi Ortodoks inancındaki toplulukları Osmanlı’ya karşı kışkırtması ile birlikte girilen dağılış sürecidir.

***

Osmanlı’nın tarih sahnesinden kalkmasından sonra kutuplar Emperyalist Batı- Komünist Doğu şeklini almış ve Osmanlı’nın varisi Türkiye halkı binlerce yıllık devlet, töre, din merkezli kültürü ile batılılaşma, medenileşme süreci arasında tercih yapmaya zorlanmıştır. Sistematik olarak hem eğitim, hem toplumsal alanda toplumun değer yapıtaşları değiştirilmeye çalışılmış, toplum kimyası bunları reddettikçe politik krizler ve çeşitli oyunlarla her şeyi yeni baştan almaya zorlanmıştır. Son yıllara kadar Türkiye kafasını gömdüğü kumdan çıkarmamış her çıkardığında tekrar bir operasyonla karanlığa gömülmüştü. Doğu-Batı’nın yeni güç unsurlarının oluşturduğu bu dünya düzeni, mazlumların kanlarıyla besleniyor yıllardır.  Türkiye kafasını kumdan kaldırırsa kutuplar bir kez daha yer değiştirecek, mazlumun intikamı, zalimin zulmünden çok daha korkunç olacaktı. Afrika ülkelerinden halen sömürge vergisi toplayan Fransa, annesinin kucağında açlıktan ölen her bebeğin hesabını verecekti hem de UNICEF vs. gibi örgütleri perdenin önüne koyarak 3-5 çocuğun hayatını değiştirip ‘duyarlıyız’ numaraları kurtarmayacaktı onları… Ve bir kart daha oynadılar Türkiye’yi 50 yıl daha geriye gönderebilmek için. 15 Temmuz gecesi insanlar, darbe girişimi haberini duyduğunda belki Vaka-ı Hayriye’den beri ilk defa farklı bir reaksiyon gösterdi.

***

O karanlık gece millet olarak Başkomutanımızdan gelen talimatın ardından canımızı siper ettik vatan için... Aslında 190 yıl önce 1825’te Vaka-ı Hayriye olayında da bu şekilde yapmıştık.  Halk olarak ordumuza sahip çıktık ve içerisinde fitne çıkaranlara müsaade etmedik. Bence gerçekten 15 Temmuz egemenliğin tam anlamıyla halka geçtiği gündür. Halk, oynanan oyuna hiçbir ayrıma girmeden tek yürek cevap verip egemenliğin kime ait olduğunu göstermiştir. Bosna’da, Arnavutluk’ta, Pakistan’da, Doğu Türkistan’da, Irak’ta mazlumun duası, Amerikan istihbaratının oyuncağı olmuş şarlatanın planını bozdu. Anadolu, şerle birçok kez yüzleşti. Ancak biri var ki gerçekten düşündürücü… Zamanın zalimi Moğollar,  önüne çıkan her şeyi yakıp yıkarak önce Büyük Selçuklu ardından Anadolu Selçuklu devletini etkisiz hale getirdi. İçerde ise Hasan Sabbah’ın teşkilatı ‘Haşhaşi’ fitnesi ile mücadele ediyorduk. Düşman hem içeride hem de dışarıda idi. Mazlum kanı akıyordu oluk oluk yine bu topraklarda… Sivas’ta bir kervana köle olarak satılan daha sonra büyük bir özgürlük mücadelesinin kahramanı olarak tahta geçen Baybars, Memluklerin başında, tarihte Moğolları durduran ilk komutan olarak tarihe geçti. Biz nesillerimizi tarihini bilen, vatanına sadık, ilim, irfan sahibi yetiştirirsek; bu topraklar daha ne Baybarslar çıkarır zulme dur diyecek…

 

Dipnot: Memluk Sultanlığı (ed-Devletü't-Türkiyye) ismiyle kaynaklarda yer alıyor. İsmini bile daha tarih kitaplarında geçiremediğimiz atamız Memluklerin Sultanı Baybars için birer Fatiha okuyalım.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.