Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Laf mı Mal mı?

A+A-

Öyle atasözlerimiz var ki, hepsi birer mücevher değerinde. Bazıları doğru anlayana kitaplar dolusu ders olurken, yanlış anlayanı uçurumlara götürür. Uçuruma gitmenin şuçunu, atasözüne değil atasözünü yanlış anlayana yüklemek gerekir.

*

Yanlış anlamak için sanmak, kanmak yeterken, doğru anlamak için düşünmek, öğrenmek gerekir. Düşünmeyi engelleyen atasözlerimiz de vardır! Belki yerine göre doğrudur ama yeri midir değil midir onu da düşünmek gerekir.

*

Doğru anlamak için düşünmek yetmez, düşündüğü üzerinde de düşünmek gerekir. Zaten insanı hayvandan ayıran da bu değil midir? Hayvanlar da düşünür ama tek aşamalı düşünür. İnsanı insan yapan ise en az iki aşamalı düşünebilmesidir yani düşündüğü düşünceler üzerinde de düşünebilmesidir!

*

Düşünmek, hindi gibi kuru kuruya olmaz: Düşünmek duyular ve algı ile gelen bilgiler üzerinde başlar. Bu yüzden duyduklarımız üzerinde de en az iki aşamalı düşünmek gerekir. Yani duyduğun bilgiyi anlamak için düşündün diyelim bir de seni bu düşünceye getiren duyum, algı ve bilgi doğru mu? Bunu da düşünmen gerekir. Hadi düşündün diyelim bir de anladığın şeyi doğru mu anladın? Bir papağan gibi duyduğun bilgiyi başkasına tekrar etmek / aktarmak için acele etmemen de gerekir! Söyleyeceklerini de en az iki kere düşünmen gerekir!

*

Sanırım ilkokul 3. veya 4. sınıftayken yaşadığım bir anı bu ata sözü üzerinde hep düşündürmüştür beni, size de sorayım; “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz” ata sözünü nasıl konuşmalı nasıl anlamalı? Eğer doğru anlatamazsak gelecek nesillerimizde de zengin düşmanlığı ve fakirlik alışkanlık olacaktır.

*

Çok laf yalansız olmazmış! Niçin olmasın? Tüm bilgisi birkaç yüz kelime ile sınırlı birisine on beş dakika konuşma hakkı verseniz biraz sonra ya söylediklerini inandırıcı göstermek için yemin etmeye başlar ya da sövmeye, sallamaya… Bir de bilgi sahibi, kitaplar okumuş, hayatı düşünerek, anlayarak yaşamış birisine konuşma hakkı verin ve kenara oturup dinleyin…. Bilen kişi bilgisini aktarır bilmediği yere gelince susmasını da bilir. Bilgisizliğini gizlemek için sövüp sallamaya, yalan söylemeye ihtiyaç duymaz! İnandırıcı görünmek için yeminler etmez…

*

Çok mal haramsız olmazmış! Niçin olmasın? Çalışan, alın teri ile emeği ile düşüncesi ile kazanan, kazandığını doğru değerlendirmeyi bilen “çalışkan”  kişi mal üzerine mal koyabilirken, düşüncesiz ve tembel kişiler içlerindeki fesat ve haset duyguların baskısı ile kendi eksiklerini gizlemek için böyle konuşuyor olabilirler mi? Hani var ya, kedi ve ciğerden bahseden atasözümüz.

*

Her çalışan zengin olmaz, düşünerek çalışmak gerekir. Her düşünen de zengin olmaz, çalışmak da gerekir. Her tembel fakir olacak diye de bir şey yok tabi.

*

Önümüz bayram, çocukların dinlediği sohbetlerde dikkatli konuşun, doğruyu konuşun. Dürüstçe çalışarak zengin olan kişiler de vardır, çalıp dolandıran kişiler de zengin olabilir, çok çalıştığı halde düşüncesizce hareket ettiği için sefil olan da çoktur… “Siz dürüstçe zengin olmak için düşünceli ve çalışkan olun” deyin. Tembel ve beceriksiz olup da zenginlere çamur atanlara kanmayın deyin.

*

Bu yazıya sebep olan bayram anıma yer kalmadı. Şimdiden iyi bayramlar dilerim. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.