1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Madem, Boğaziçi’ne Amerika Girsin!
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Madem, Boğaziçi’ne Amerika Girsin!

A+A-

Rektör atama yetkisinin Anayasa ile Cumhurbaşkanına verildiğini görmezlikten gelip Boğaziçi Üniversitesinde eylem başlatanların Amerika’dan bekledikleri hamlenin ne olduğu gün yüzüne çıktı. Robert Kolejinin, boğaza nâzır üniversite arazisini Türkiye’ye şartlı olarak devrettiğini ve Amerika’nın üniversiteye el koyabileceğinin dillendirilmesi -sunum tarzı itibariyle- bir endişeyi ifade etmekten ziyade, bir beklentinin dışa vurumu olarak görülebilir.

Üzerinde Boğaziçi Üniversitesinin kurulduğu arazinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından 1971 yılında Robert Koleji’nden alındığı ve devir anlaşmasında da ‘arazinin başka amaçlarla kullanımı durumunda, New York Eyalet Mahkemesi tarafından geri alınabileceği’ şartının bulunduğu iddiasını İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Özgün Emre Koç sosyal medyada gündeme getirdi. Ardından da Odatv ve Cumhuriyet gazetesi bu iddiayı haberleştirdi.

**

Yalnızca yükselip makam sahibi olabilme arzusuyla kavrulan Hürriyet ve İtilaf Partisi üyesi bir grup partizan Osmanlı subayının “ihanet” olarak nitelenebilecek şu sözleri, tarihin sayfalarındadır:

“Edirne’yi Enver alacağına bırakın Bulgar alsın!”

Emre Koç’un muradı böyle değildir de; bugüne bakınca “Boğaziçi’ni biz alamıyorsak, Amerika alsın!” diyenlerin olabileceğini de görmek mümkün.

TÜRKİYE’NİN ANAYASASI

AMERİKA’YI NEDEN GERDİ?

Esasen Türkiye’de yeni bir anayasa hazırlanması gerekliliğinden yıllardır bahsedilir de iş ciddiyet kazanınca bazı çevreler bu icraatı farklı gerekçelere sığınarak sekteye uğratır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta yaptığı “Anayasayı, tartışmanın, yeni bir anayasa hazırlamanın vakti gelmiştir” şeklindeki açıklama sadece muhalefet partilerinden değil, Amerika’dan da yankı buldu.

Amerika’nın önde gelen basın kuruluşlarından Bloomberg “2017 yılında anayasada yaptığı değişiklerle geniş bir yürütme gücü elde eden Erdoğan, ülkenin temel yasalarında yeni bir hamle yapmaya girişti. İlk bakışta Erdoğan’ın 1982 anayasasından kalma kanunları hedef alması demokrasiyi güçlendiriyor gibi görünebilir. Ancak mevcut anayasayı eleştirirken sık sık ordunun ülkenin üniversitelerini yakından takip etmek için oluşturduğu bir yapıdan bahseden Erdoğan daha ileri giderek başkanlık gücü sayesinde rektör atama yetkilerini genişletti” şeklinde bir değerlendirmede bulundu.

Anlaşılıyor ki bizim muhalefetin aksine Amerika mevcut anayasa gereği üniversitelere rektör atama yetkisinin Cumhurbaşkanında olduğunun farkında ve bundan da rahatsızlık duyuyor! Yeni anayasanın millileşmeye sağlayacağı katkıyı da öngörüp engellemenin derdine düşmüş olmalılar. Yarın devam edeceğiz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.