1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. McKinsey Dost mu Düşman mı?-1
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

McKinsey Dost mu Düşman mı?-1

A+A-

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Birleşmiş Milletler 73. Genel Kurul görüşmeleri için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile New York’ta bulunduğu sırada, Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile ilgili bilgi verirken söylediği, “Yeni program bünyesinde kurulan Maliyet ve Dönüşüm Ofisi için uluslararası yönetim şirketi McKinsey ile çalışmaya karar verdik. 16 bakanlıktan temsilcilerin bulunduğu bu ofis, tüm hedeflerimizi ve sonuçlarımızı her çeyrekte kontrol edecek” şeklindeki sözleri genel olarak ‘Türkiye'nin Amerika’ya teslim olduğu’ şeklinde yorumlandı. Eleştirilerin giderek yaygınlaşması üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığı, McKinsey ile ilgili olarak “Danışmanlığın hiçbir icra fonksiyonu ya da yetkisi olmayacaktır. Çalışma alanı tek taraflı ve dünyadaki en başarılı modellerin Türkiye’ye kazandırılması ile sınırlı olacaktır” açıklaması yapmak durumunda kaldı. Türkiye’nin “IMF programlarından kurtulması”  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır en önemli övünç kaynağıdır. ‘Borç alan emir alır’, bir başka deyişle de ‘Borç veren emir verir’ felsefesinin geçerliliğine inanan Türk Milleti, IMF prangalarının sökülmesinden duyduğu memnuniyetin akabinde, Amerikan şirketi MCKinsey isminin telaffuzundan hiç de hoşnut olmadı. 2003 yılında “Türkiye’de Verimlilik ve Büyüme Atılımının Gerçekleştirilmesi” adlı bir rapor hazırlayan şirket, Türkiye'nin ağır borç yükü altında olduğu ve istikrarı yakalayamayan bir ülke durumunda bulunduğu tespitinde bulunmuş. Rekabetçi ortamın artırılması, özelleştirmenin de tekelleşmenin önüne geçeceği, verimliliği artıracağı öngörüsü de McKinsey’e ait. Bu tespitleri göz önüne alarak geriye dönüp baktığımızda McKnsey’in Türkiye'deki izlerini de görmek mümkün.

Yabancıdan şüphelerin

sebepleri büyük

Yakın tarihimizde, McKinsey isminin kamuoyunda doğurduğu rahatsızlığa perçinleyen ciddi olaylar da yok değil. Alman ordusunun Osmanlı kuvvetlerine eğitim ve lojistik hizmeti vermek üzere oluşturduğu komisyona başkan atanarak 1913 yılında I. Kolordu Komutanlığı’na getirilen Otto Liman Von Sanders, 1855’te o dönem adı ‘Prusya’ olan Alman devletinin Pomerania bölgesinde Yahudi bir asilzade ailenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Cephelerdeki kararlarını tek tek irdeleyecek değiliz. Sadece Mustafa Kemal'in 3 Mayıs 1915 tarihinde, yani muharebenin 8. gününde Başkomutan Vekili Enver Paşa’ya gönderdiği mektubun şu bölümüne dikkat edelim: “Evvelce size bu bölgenin bütün bölgelerle olan farkının önemini arz etmiştim. Eceabat bölgesi kuvvetlerine komuta ettiğim zaman aldığım tertibat ile düşmanın karaya çıkmasına imkân verilmeyebilirdi. Von Sanders Paşa sahilde çıkarma noktalarını tamamen açık bırakacak tertibat almış ve bugün düşmanın karaya asker çıkarmasını kolaylaştırmıştır. Vatanımızın savunmasında kalp ve vicdanları bizim kadar çarpmayacağına şüphe olmayan başta Von Sanders olmak üzere bütün Almanların fikirlerinin üstünlüğüne itimat etmemenizi kesin şekilde istirham ederim. Bizzat buraya teşrif edip, genel durumumuzun gereklerine göre, bizzat sevk ve idare etmeniz münasip olur.” Bu tespit Çanakkale Muharebelerini Almanların kendi çıkarlarına göre, -hatta ihanet boyutunda-yönlendirdiği ve yönettiği gerçeğini ortaya koyuyordu.

Yarın devam edeceğiz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.