Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Medeniyet

A+A-

Hepimizin sevdiği ve her fırsatta kullandığı bir söz olmuş “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”, Merhum Mehmet Akif Ersoy böyle tanımlamış Osmanlıyı parçalamakta olan emperyalist batı medeniyetini.

*

Önceki asırda tek dişi kalmış canavarın, günümüzde artık dişsiz kalması gerekmez miydi? Nasıl bir diş ki, hala düşmedi? Acaba diyorum malum medeniyetin tek dişinin olması yanlış mı anlaşıldı? Yani görünen diş tek olabilir ama o diş son diş değil de ilk diş olamaz mı?

*

Bence İslam medeniyetine karşı düşmanlığını bildiğimiz batının dişleri Osmanlı tarafından döküldü ve medeniyeti de tarihe gömüldü. Bunun ardından, reform, rönesans, yeni coğrafi keşifler, yeni icatlar ve bilim sayesinde küllerden yeni bir medeniyet doğdu ve bu medeniyet tarihe gömülmüş olan İslam düşmanı medeniyetin mirasını da alarak elde ettiği teknoloji gücünün de yardımı ile dünyanın kalanını sömürmeyi hedefleyen yeni bir medeniyet oldu.

*

Geçmişinin intikamını Osmanlı İmparatorluğunu parçalayıp yıkarak alan bu yeni medeniyet boş bulduğu meydanda yoluna devam etti ve dünyanın hâkimiyetini ele geçirdi. Bu arada dişleri de çoğaldı. Medeniyet dediğin tek dişli bir canavar değil artık, çok dişli bir canavar… Teknoloji ve silah gücünü fikir ve bilgi gücü ile destekleyerek dünya hâkimiyetini artıran bu medeniyet adaletten değil menfaatten besleniyor ve dünyayı yeni bir uçuruma, insanlığı ise karanlığa sürüklüyor.

*

Hal böyleyken bizim adaletten beslenen ve geçmişte insanlığı aydınlığa çıkaran medeniyetimiz günümüzde niçin güçlenemiyor, niçin bir denge unsuru haline gelemiyor? Çünkü fikir, bilgi ve teknoloji üretmeyi beceremeyen medeniyetlerin aklını karıştırmak, akıllara fitne sokmak ve o medeniyeti oluşturması beklenen toplulukları birbirine düşürmek, milletleri milliyetsizlik duygusunda boğmak bizim tek dişi kalmış dediğimiz medeniyetin çok becerikli olduğu bir alan.  Ve biz hala tek dişi kalmış desek de çoğalan dişleri sayesinde diğer medeniyetleri kontrol altına almaya devam ediyor.

*

En büyük başarılarından birisi de Osmanlı medeniyetinin küllerinden doğan ve Osmanlının hatalardan ders almış olarak, o dönemde sömürgeleşmiş ülkelere bağımsızlık ilhamı vererek yeni bir medeniyetin tohumu olmaya aday olduğunu gösteren Türkiye Cumhuriyetini kendi halkının gözünden düşürme yolunda aldıkları mesafedir. Türk ve Müslüman gençliği kendi devletine düşman etmeyi başarmak küçümsenecek bir başarı değildir menfaatten beslenen emperyalist medeniyet için.

*

Bir diğer başarıları da İslam ülkelerinin fakirlik ve açlık ile mücadele eden zavallı bir medeniyete sahip olduğu propagandasını Müslümanlar dâhil, tüm dünyaya kabul ettirmeleridir. Burada doğru gibi görünen ama derinlemesine bakınca anlaşılan çok ciddi bir yanlış var. İnsanları fakirliğe ve açlığa mahkûm eden İslam değildir! Müslümanlık değildir. Müslümanları açlığa ve yoksulluğa götüren, Müslümanlaşırken farkında olmadan Araplaşmalarıdır! Hiç düşündünüz mü, milletler İslam adına milliyetsizlik çukuruna itilirken, Arabistan yarımadasındaki milletin ana dili olan Arapça, dünyada 22 milletin ana dili haline gelivermiş ve bu milletler arasında petrol sahibi olmayan ülkelerin hepsi açlık ile boğuşuyor. Suç insanlığı aydınlığa çıkaran İslam’ın olabilir mi?

*

Adaleti yayacak, aydınlığı getirecek ve menfaatten beslenen medeniyete dur diyecek medeniyetimizi,  tarihteki parlaklığına getirmesi beklenen insanlar, uydurdukları kahramanları, evliyaları ya da şıhları takip ederek, düşünmeyi bırakıp onlara tabi olarak bunu başarabilir mi? Selametle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.