1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Medrese ve Üniversite-1
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Medrese ve Üniversite-1

A+A-

Günümüz şartları, bizim açımızdan sanıldığı gibi son yüzyılda bazı devletlerin giriştiği kanlı savaşların değil, geçmişte yaşanan medrese ile üniversite yarışının bir sonucu bence.

*

Bu yarışta kazanan, savaşı da kazanan taraf olmuş ve kuralları istediği gibi koymuş. Beğenmeyen, daha çok çalışır, güçlenir ve kendi kurallarını koyar!

*

Medrese-üniversite yarışını ve aralarındaki farkı genel hatları ile becerebildiğim kadar kısa özetlemek istiyorum, çünkü uzun yazıyı okuyan azalıyor.

*

Medresenin tarihi daha eskiye dayanabilir ama Karahanlılar döneminde kurumsallaşmış ve Selçuklular dönemide etkisinin zirvesine ulaşmış. İlk medreselerde sadece nakil ilimleri yani din dersleri okutulurken, Nizamiye medreseleri ile birlikte akıl bilimleri yani pozitif bilimler de müfredata giriyor ve uzun süre dinî ilimler ve pozitif bilimler birlikte okutuluyor.

*

Zirve döneminde medreseler, devletin gücünü besleyen bir yapıda işliyor ancak zamanla ortaya çıkan değişime göre kendini yenileyemeyen medreselerde, Osmanlı döneminin ikinci yarısına girilirken, pozitif bilimler dışlanıyor. Sonuçta medreseler hayata uygulanabilir tekniklerin geliştirilmesinde, batının üniversiteleri ile rekabet edemez hale geliyor.

*

Çünkü bizim bölgenin insanı, medreselerde yetişen âlimleri sevince, Allah’ın sevgili kulu ve benzeri makamlara yerleştirecek kadar sevmiş. Sevdiği âlimin fikirlerini, akıl ve ilim olarak değil, Allah’tan gelen ilham ve hatta bazı durumlarda ‘haşa’ vahiy olarak görmüş. Alimin fikirlerini tartışılmaz ilan etmiş ve zaman zaman zorla kabul ettirmiş. Akıl ile itiraz edenlere de ‘akıl değil nakil esastır’ görüşünü dayatarak akıl ve düşünceyi köreltmiş. Sevmediği alimi, kâfir ilan edecek kadar ileri gitmiş ve yandaşları eliyle ya itibarsızlaştırmış ya da yok etmiş… Aklı, düşünmeyi, istişareyi kötüleyerek itaat ve biat yoluyla iman etmeyi teşvik etmiş. (Bu alışkanlıkların çoğu günümüzde de devam ediyor)… Sonuçta aklısız bir iman yolu ortaya çıkarmış.

*

Batının insanı, kiliseyi yöneten din adamlarınca nakledilen bilgilerin yalan ve yanlışlar ile dolu olduğunu anlamaya başladığı dönemde, aklı ve bilimi önceleyen üniversiteye kulak vermiş, üniversitelerden yetişen bilim adamlarını sevmiş. Sevdiği bilim adamına insanüstü, ulvî özel makamlar vermemiş. Ulaştığı sonuçların hayata uygulanabilirliği kadar sevmiş bilim adamlarını. Sevgisini de abartmamış, sevse de eleştirmeye devam edebilmiş. Tartışma, istişare ortamında akıl ve bilgi ile varılan senteze, bilim ile ispatlanan sonuca inanmış. İspat yoksa inanmam demiş. Sonuçta imansız bir akıl yolu ortaya çıkarmış.

*

Medrese ve üniversite arasındaki farklar konusuna yarın devam edelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.