1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Medrese ve Üniversite-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Medrese ve Üniversite-2

A+A-

Dün medrese ve üniversite arasındaki yarış için genel bir tanımlama yapmış ve aralarındaki farklar konusunu bugüne bırakmıştım. Katkılarınızı beklerim.

*

Bu arada, konuları bütün olarak anlamadan, bir kelime veya bir cümle üzerinden laf sokmayı yorum yapmak zannedenler, bilgi sahibi olsalar da bilinç düzeyleri düşük ve fikriyatları sığ olduğu için olaylar ve fikirler üzerinden değil kişiler üzerinden konuşuyorlar. Sıkıştıkları yerde kin ve düşmanlık üretiyorlar. Bunlar sinek küçük ama mide bulandırır misali, bulaştıkları konuları sulandırıp, faydalı olabilecek tartışmaların doğru anlaşılmasına ve gelişmesine mani oluyorlar.

*

Bazı küçük sineklerin sıtma gibi tehlikeli hastalıkları yaydığına da dikkat çekerek, bunların tuzaklarına düşmeyeceğimizi umuyorum. Tarihteki zaferlerimizi abartarak övüp, bize gaz verirken, kayıplarımızı ve hatalarımızı es geçerek tarihten ders almamızı engelleyenler de bunlardır. Konumuza dönelim;

*

Medrese-üniversite yarışında kim, niçin kaybetmiş?

-Medresede talebe, hocasına koşulsuz teslim olup, hocasının her sözünü sorgusuz kabul ederken, üniversitede öğrenci öğretmeninin fikirlerini eleştirme hatta üzerine fikir ekleyebilme imkânı bulabilmiş. -Medrese, ezber kabiliyetine, üniversite zekâ kabiliyetine değer vermiş. -Medrese aklın hafıza bölümünü geliştirirken, üniversite aklın muhakeme bölümünü geliştirmiş. -Medrese itaat ile takip edeni, üniversite ise araştıranı ve geliştireni teşvik etmiş.

*

Medreselerin yükseldiği dönemlerde, nakil ilimleri yani din dersleri ve akıl bilimleri yani pozitif bilim dersleri birlikte okutulurken, Osmanlı’nın ikinci yarısına girildiği dönemde, değişime ayak uyduramayan medreselerde pozitif bilimler müfredattan çıkarılmış. Toplum dinin hakikatini unutturan hikâyelere bile sorgusuzca inanmayı iman meselesi haline getirmiş.

*

Batıda, kiliseyi yöneten din adamlarının naklettiği birçok bilginin yanlışlığı, keşifler ve icatlar ile ortaya çıkınca, akıl bilimleri yani pozitif bilimler üzerinde çalışan üniversiteler yükselmeye başlamış. Toplumda, ispatı olmayan bilgiye iman azalmış.

*

Bizimkiler düşünmenin, sorgulamanın dinden çıkaracağı korkusuna kapılmış ve özgür düşünceyi yasaklayıp, itaat etme kültürünü beslemiş. Üniversiteciler düşünerek, karşı düşünceler ile tartışarak ve bilim ile ispatlayarak doğru bilgiye ulaşılabileceğini savunmuş.

*

İşte bu farklı yaklaşımların sonunda toplumun biri ‘akılsız iman yoluna’, diğeri ‘imansız akıl yoluna’ girmiş. Dünün medrese ve üniversite yarışı, bugünün ‘Akılsız iman ile imansız akıl’ arasında bir savaşa dönüşmüş. Kim kazanacak?

*

Ahirette her ikisi de mağlup bence,

Belki biri kazanır dünyada, düşününce.

AKIL ve İMANI birleştiren kim olursa,

Her iki tarafı da kazanır hakkınca.

*

Pazartesi günü devam edelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.