1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Menfaat İçin Paylaşmak
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Menfaat İçin Paylaşmak

A+A-

Geçen hafta Suudi Arabistan’daki gözlemlerimin de katkısı ile global ölçekte Müslüman işadamı ile Yahudi işadamını karşılaştırmaya çalışmıştım. Şimdi döndük memlekete ve konuya bir de yerel gözlük ile bakalım; Konya, ovası, geniş arazisi ile meşhur bir memleket, halkı ise ovalılar ve dağlılar olarak iki ana gruptan oluşuyor.
Ovalılar rahatlarına daha fazla düşkün olurken, dağlı tabir edilen Hadim, Taşkent, Bozkır, Akseki gibi bölgelerin insanı daha çalışkan ve sonuç olarak gerek bürokraside gerek iş dünyasında daha çoktur ve daha başarılıdır.
Çünkü; dağlı insan yaşadığı çevre şartlarının zorluğundan dolayı, serttir, kaba görünür ama o şartlarda tek başına yaşamanın zorluğundan dolayı da yardımlaşma ve işbirliği yapma kültürü “mecburen” daha gelişmiştir. Ovalı insan ise komşunun yardımına muhtaç değildir, geniş ve işlenmesi kolay tarlasını eker ve yağmuru bekler, yağış iyi olursa mahsulün tadını çıkarır, olmazsa depodan yemeye devam eder.
Dağlı kaba ve vahşi görünüşüne rağmen daha insancıl olurken, ovalı tökezleyene bir tekme de ben atarım demekten geri durmayacak kadar bencilleşebilir, vahşileşebilir. İstisnalar elbette olacak. Bu ifadeyi bir genelleme olarak alınız, alınganlık yapmayınız.
Burada ekonomi bilimi açısından, insanın kendi faydasını ençoklamak istemesi yani menfaatçi insan tipi, paylaşımın, işbirliğinin önünde bir engel olarak görülmemeli. Tam tersine, paylaşarak daha fazla kazanacağına inanan insan, iş birliklerinin verdiği güç ile paylaştığından daha fazlasını kazanabilir, bu da insanın menfaatine bir durumdur.
Sorun paylaşmakta değil, paylaşmayı ve işbirliği yapmayı bilemeyen kişidedir. Bunun sebebi ise menfaatçilik yanında, olaylara stratejik açıdan bakamama eksikliğidir. Yine global kıyaslamaya geçersek, ABD merkezli, büyük şirketlerin çoğu, sayısı bilinemeyecek kadar çok insana aittir. Yani küçük birikimler, işbirliği yaparak büyük şirketleri doğurmuştur. Buna rağmen bizim “güccük ossun benim ossun, anahtarı cibimde ossun” yaklaşımı yüzünden dünya çapında başarılarımız yoktur.
Menfaatçi olmak her zaman kazanmak için yeterli değildir, “rüzgar yelkenli gemileri yüzdüren güç ise, rüzgar (fırtına şeklinde olunca) gemileri batıran güçtür aynı zamanda” örneğinde olduğu gibi, menfaatçilik kaybetme sebebi oluverir. Menfaatçi ve bencil olarak olumlu sonuçlara ulaşmak istiyorsak, belli bir bilinç seviyesinde olmamız gerekiyor. Bu bilinç de paylaşım ve işbirliğini işaret ediyor.
Dünyaca ünlü Fransız bir sinema artisti, ülkesi Fransa’da vergiler yükseliyor diye gitti Rusya Federasyonu vatandaşı oldu. Bu tipik menfaatçi bir insandır ama bizim ölçü ve ahlak anlayışımızda insan olma tarafı eksik kalmış bir menfaatçidir. Sen, o ülkenin sana sundukları ile bir yerlere geliyorsun ve zengin oluyorsun, ünlü oluyorsun, sonra o devletin, o milletin sayesinde elde ettiklerinden vermen gereken vergiyi biraz arttırdı diye, ülkeni, milletini terk ediyorsun. Daha az vergi vermek için vatandaşlıktan çıkıyorsun…
Bu bizim ekonomi veya ahlak veya din ile açıklamaya çalıştığımız, realist davranış geliştirmek için gerekli gördüğümüz stratejik menfaatçilik ile alakalı bir davranış değildir. Bu menfaatçiliğin daha da altında bir seviye olan bencilliktir.
Bizim derdimiz, başarı için, “pozitif bencillik”, “gerçekçi menfaatçilik” ile paylaşım ve işbirliği kültürümüzü geliştirmek olmalıdır. Sanayide, tarımda, ticarette, işbirliklerini, ortaklıkları “pirincin içindeki beyaz taştan kork” misalindeki, birliğimizi yavaşlatan, zayıflatan, birlikte hareket etmemizi engelleyen unsurlara karşı uyanık olarak, teşvik etmek, güçlendirmek olmalıdır.
Pozitif bencillik ve gerçekçi menfaatçilik ifadeleri ile ne demek isteğim, birinci sınıf insan tipidir, diğerlerinin kaçıncı sınıf insan olduğu önemli değildir.
Birinci sınıf insan, kendisi kazanırken başkalarına da kazandırır,
İkinci sınıf insan, kendisi kazanırken başkalarına kaybettirir,
Üçüncü sınıf insan, kendisi kaybederken başkalarına kazandırır,
Dördüncü sınıf insan, kendisi kaybederken başkalarına da kaybettirir.
Başarı bir bir olmak değil, “bir arada” olmaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.