1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Millet ve Ümmet-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Millet ve Ümmet-2

A+A-

Milliyetçilik tek bir açıdan bakılacak ve konuşulacak kadar basit bir şey değildir. Milleti, milliyeti bir kenara bırakıp, ümmetçiliği destekler(miş gibi) fikirler üretenlerin, politikalar yürütenlerin samimiyetle düşünmesi ve cevaplaması gereken soru şudur: Ümmet bir duvar veya bir bina ise, o duvarı oluşturacak tuğlalar, taşlar da farklı farklı milletlerdir. Kalitesiz ve gevşek taşlardan, tuğlalardan örülen duvar ne kadar düzgün, ne kadar sağlam, ne kadar kalıcı olabilir?
*
Sağlam ve düzgün bir duvar, bir bina yapmak istiyorsanız, kullanacağınız malzemenin düzgünlüğü ve sağlamlığını temin etmemiz gerekiyor öncelikle. Duvara konulan bir taş bile topraktan çıkarıldığı gibi konulmuyor. Önce kırılıyor, kesiliyor, düzeltiliyor, sonra duvardaki yerine yerleştiriliyor. Tuğla, uygun kıvama gelen harç kalıba dökülüyor, güneşte veya fırında pişerek sertleşiyor tuğla oluyor, sonra duvardaki yerini alıyor…
*
Ümmeti oluşturacak milletleri kalıba dökmek, kesmek, düzeltmek o kadar basit değil, zira elimizdeki malzeme insan. Daha dikkatli, daha özenli düşünmeli ve daha uzun soluklu politikalar üretmeli, uygulamalıyız. İnsanlar eğitimi 3-4 nesilde, zenginliği 4-5 nesilde hazmedermiş. Yani bireysel kazanımların, bireysel birikimlerin topluma mal olması için birkaç nesil geçmesi gerekiyor. Bunu anlamadığımız için belki, kökü tarihte olan eğitim kurumlarımız olmadığı gibi kökü yüzyıllara dayanan ailelerimiz, şirketlerimiz de yok denecek kadar azdır.
*
Zenginlik bir kenara, eğitim, milleti dolayısı ile ümmeti düzgün ve güçlü yapabilmek için en önemli araçtır… Geçmişte var olan medreselerimiz, zamanında çağın gereklerine uygun ve hatta çağın ilerisinde bilim üreten insanlar yetiştiriyordu. Peki; sonra ne oldu? 600 yıl yaşadığını övünerek söylediğimiz Osmanlı İmparatorluğu ömrünün ikinci yarısını niçin duraklama, gerileme, toprak kayıpları ve acılar ile geçirdi?
*
Bilimden çok bilek gücünün geçer akçe olduğu dönemlerde, çağın ilerisinde olan medreselerimiz, bilek gücünün yerini akıl ve bilgi gücünün aldığı dönemlerde, niçin çağı takip edemedi, hatta çağın gerisinde kalarak milletin dinamiklerini bilgi ile bilim ile yoğuramadığından, milletin cahil kalmasına sebep oldu? Millet, milliyet düşmanlığı yapanlar eğer samimi Ümmetçi iseler önce bu süreci derinlemesine incelemeli ve anlayarak dersler çıkarmaya çalışmadır. Konu bir harf devrimi ile millet cahil bırakıldı diyecek kadar sığ ve basit değildir.
*
Daha önemlisi cahil bırakılan toplumlarda en büyük darbeyi toplumsal hiyerarşide nispeten zayıf olan kadınların aldığını kabul etmeliyiz. Bir erkek çocuğunu cahil bırakarak ancak bir kişiyi cahilleştirirsin, ama bir kız çocuğunu cahil bırakarak bir aileyi ve o aileden yetişen çocuklar eliyle bir nesli ve sonuçta tüm bir milleti cahilleştirebilirsin… Okuldan, medreseden önce aile içi eğitimi verecek olan cahil annenin sütünden çocuğun kanına karışan cehaleti medrese de çıkaramaz, üniversite de.
*
İşte bu yüzden kadınların gücü, zayıflığından gelir. Kadınlarını güçlendirmeyen, zayıf bırakan milletler bunun cezasını çeker. Milletler, kızına kadınına verdiği değer kadar adam olur. Haftaya devam edelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.