1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Millet ve Ümmet-6
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Millet ve Ümmet-6

A+A-
Geçen hafta, “Asabiyet (kavmiyetçilik) yapan bizden değildir” hadis-i şerifine dayanarak, İslam adına Türküm demek günahtır diye öğretenlerin konu devlet kadrolarına eleman almaya gelince, ehil kişileri değil de kendi cemaatinden, kendi tarikatından kendi partisinden, kendi kavminden, akrabasından olanları tercih etmesi ırkçılıktan da alçak bir uygulama değil midir? diye sormuştuk.
*
Din, insanları bu dünyada mutluluğa, ahirette ise ebedi huzura götürecek bir yol olmak üzere Allah’ın gönderdiği kurallar ve emirler bütünü olarak da tanımlanabilir. Ancak bu kurallar ve emirler günlük menfaatlerini ebedi huzura değişen kifayetsiz, bilinçsiz, tamahkar ve alçak insanlar eliyle tam tersine çalışır hale gelebilmektedir. Tarihte ve günümüzde dini kendi tahtı ve siyasi emelleri için kullanan yöneticilerin olduğunu da biliyoruz. İnsan böyle bir riski niçin alır?
*
Cevap basit! Ya inanmadığı için ya da yanlış inandığı için. Önce doğruyu öğrenenler önce doğruyu anlayanlar, yanlışı da görebilir ama önce yanlışı öğrenenler doğruyu zor bulur hatta bulamaz. İnanmayanların, din ve insanlık düşmanlarının, çocuk yaşta taze zihinlere yanlış bilgi bombardımanı da tesadüf değildir bu açıdan. Çünkü fıtrat gereği “insanları kandırmak onları kandırıldığına inandırmaktan daha zordur”. Kandırıldığını gören insanın her şeyden önce gururu incinir, egosu zedelenir ve çok az insan buna rağmen doğrunun, gerçeğin peşine düşebilir, çoğunluk ise gururuna ve egosuna yenilerek sahip olduğu yanlış bilgi ile mutlu olmaya ve hatta içini rahatlatmak üzere o yanlış bilginin doğruluğunu geçici de olsa gösterecek deliller aramaya koyulur. Bu yüzden bazı alimler ve bilim adamları da yanlış bataklığından çıkamaz.
*
Yanlış bilgiyi bir defa kabul eden insanı düşünceden uzak tutmak, düşünmekten korkutmak da bu oyunun bir parçasıdır. Düşünmek gerekli olduğu kadar bilimsel düşünmeyi bilmek de gereklidir. Bilim deyince oyunun bozulmasından korkan münafıklar, kafirler ve müşrikler, kandırdıkları insanların son çıkış kapısını da “bilim ile dini rakip gibi göstererek” kapatırlar. Oysa bilim Allah’ı anlamaya giden yolun anahtarıdır ama bilimsel düşünmeyi öğrenen kişinin hurafecilerin oyununu bozma riski, düşünceden sonra bilimi de kötü göstermeleri için yeterli bir sebeptir. Sonuç için bir şey yazmaya gerek yok işte dünyanın hali, işte İslam aleminin hali.
*
Allah’ın, Kur’an-ı Kerim’de en çok tekrar ettiği emirlerden birisi olan düşün, aklını kullan emrini doğru uygulayan kişilerin soru sormaya başlaması ve cevap araması birilerinin işine gelmez. Örneğin, Millet ve Ümmet meselesinde ilk olarak şu sorulara cevap aranabilir; Müslüman görüntüsü altında, İslam’a göre Türküm demek günahtır diye öğreten ve bu fikri kabul ettirmeye çalışanların her ortamda ve medya kanallarında açıktan veya üstü kapalı Kürtçülük yapmaları Arap ırkçılığı yapmaları günah olmuyor mudur? Millet ile ümmet birbirinin alternatifi olmadığı halde hatta sağlıklı bir ümmetin ancak inanmış, gelişmiş milletler sayesinde kurulabileceğine rağmen milliyetsizleştirdikleri insanlar ile ümmet kurma çabası İslam’a mı yoksa İslam düşmanlarına mı hizmet etmektir? Kabul, Osmanlıyı yıkan sebeplerden birisi de milliyetçilik akımıdır. Bu doğru bilgi ile niçin Türk milliyetçiliği kötülenirken İngiliz ve Fransız kışkırtması ile gaza gelen ayrılıkçı Arap milliyetçiliği ayrılıkçı Kürt milliyetçiliği kenarda tutulmaktadır. Müslüman olacağım derken Araplaşmak günah değil midir? Haftaya devam etmek üzere inşallah.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.