1. YAZARLAR

  2. Tankutalp Altunsoy

  3. Milli Aşireti İsyanı-2
Tankutalp Altunsoy

Tankutalp Altunsoy

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Milli Aşireti İsyanı-2

A+A-

1904 yılında aralarında Cemaldin, Seydan, Şemitan'ın da olduğu onlarca aşireti nüfuzu altına aldı. Dedesi Timur Bey ve onun kardeşi olan Mahmut Ağa'nın Diyarbakır aşiretleri tarafından bozguna uğratıldığını unutmayan İbrahim Paşa büyük bir orduyla Diyarbakır'a gelerek yıllarca aklında olan intikamı alma girişiminde bulundu. Aşiret kuvvetleri Diyarbakır'da işkenceye başladılar. Diyarbakır aşiretleri bozguna uğratılmıştı. Devlet bunun üzerine girişimlerde bulunarak İbrahim Paşa'yı durdurdu.

Diyarbakır Valiliği daha sonra İbrahim Paşa'nın, o dönemler birçok isyan çıkaran Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ve onun oğlu olan adaşı Mısırlı İbrahim Paşa ile ilişkilerinin olduğunu tespit etmişti. Bunun üzerine padişah Millî Aşireti lideri İbrahim Paşa'yı Yemen'e sürgününü onayladı. Ama İbrahim Paşa yetersiz deliller sebebiyle sürgün edilemedi. Bunun üzerine Diyarbakır halkına karşı baskılar daha da arttı. Aralarında Ziya Gökalp'in de bulunduğu halk Diyarbakır Telgrafhanesini işgal ederek devletin İbrahim Paşa'ya karşı yaptırım uygulamasını istediler. Netice de İbrahim Paşa'nın kesin bir şekilde sürgününe karar verilmişti. İbrahim paşa aşiretin bilinen en son reisi, en hain olanı ve en güçlü olan reisi idi.

Bu aşiretin yaptığı korkunç katliamları Osmanlı devleti birçok gez görmezden gelerek bölge halkını resmen bağımsız Kürdistan devleti kuracağız diyenlerin kucağına itti. O dönem ki Anadolu hareketinin içinde de var olan padişahçı zihniyet, Osmanlı devletinin bittiğine inanmıyordu. İşgalleri püskürtüp yeniden Osmanlı devletini canlandırmayı umut ediyorlardı. Ekseriyeti yaşını başını almış olan paşalardan oluşan bu zihniyet Mustafa Kemal’in Cumhuriyet fikrinin hayal olduğunu ve gerçekleştirilemez bir ütopya olduğunu düşünüyorlardı. Milli Mücadelenin içinde zamanla yapılan icraatları, gözlerinin önünde kurulmuş ama görememiş oldukları istihbarat teşkilatının çalışmalarını gördükçe yaşı genç olsa da Mustafa Kemal’e tabi olarak onun Atatürk olma yolunda ki mücadelesine katkı sağladılar. Böylelikle Anadolu’da ateşlenen Türkiye kurtuluş hareketi başarıya ulaştı.

Birçok kez İbrahim Paşa, ünlü İngiliz yazar Mark Sykes'le kendi çadırında görüşmüş ve Sykes gözlemlerinde İbrahim Paşa'nın kendine güvenen, hâkim karakterli ve feodal bir baron olduğunu tespit etmiş ve kitabında yazmıştır. Atatürk kişilik olarak ağalık ve feodal yapıya karşı olduğu için Osmanlı gibi milli aşiretine ve reislerine müsemma göstermedi.

Padişah II. Abdülhamit'in Tahttan indirilmesi ile yeniden, Viranşehir’e dönen İbrahim paşa, 2. Meşrutiyet döneminde aşiret Balkan Savaşları'na üç alay göndererek hükümete bağlı olduğunu gösterdi.

Daha sonra Kurtuluş Savaşı'nda Kuvâ-yi Milliye'ye destek verdi. Aşiret lideri, olarak ilk başlarda Bağımsız Kürdistan fikirlerini reddederek, İngilizlerin kendisini Kürt Kralı yapma fikrine karşı çıktı ve Kendisinin devlete bağlı kalacağını belirtti.

1919 yılında Türk Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Hamidiye Alaylarına bağlı olan aşiret mensuplarından oluşan IV. Tümeni Kafkas Cephesi'ne gönderdi. Ama bundan sonra 1 Haziran 1920 gününde Bağımsız Kürdistan'ı kurma fikri kendisi ve kardeşi Mehmet Ağa arasında büyük bir ilgi uyandırarak, Fransız ve İngilizlerle temasa geçerek Siirt'ten Dersim’e kadar olan bölgeyi idareleri altına almak için harekete geçtiler. Milli aşiretinin ayaklanmasının bastırılması için 13. Kolordu görevlendirildi. 18 Haziran 1920’de asilerle çarpışma başladı. Viranşehir bölgesine kadar saldıran asilere nasihat heyetleri gönderilmiş ise de olumlu bir netice alınamadı. Fransız işgali altındaki bölgeden aldıkları üç bin atlı ve develi ile bin kadar piyadeden ibaret bir kuvvetle 24 Ağustos 1920’de Viranşehir asiler tarafından işgal edildi. Viranşehir’i işgal eden asiler devlete bağlı olan Karakeçili aşireti mensuplarını öldürdükleri gibi, askerlerin, subayların mallarını da yağma ettiler.

Bölge insanının kalbini kazanmak isteyen Ankara hükümeti, İsyancılara müsemma göstermese de devlete bağlı vatansever aşiretlerin reisleri ve mensupları ile hep iyi ilişkiler içinde olmuştur. Fransızların 1920 yılı Haziran ayı başlarında, Urfa’yı ikinci defa ele geçirmek için girişimde bulunduğu zamanda, Milli Aşireti de Siverek yönünde ilerliyor ve Türk ordusu ile çatışıyordu. Anadolu içlerine girmiş Yunan ordusu ile ayaklanmalarla ve İstanbul hükümeti ile ayrı ayrı uğraşan Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti, bu defa da önce bağlılığını bildiren ve sonrasında da düşmanlarla işbirliğine girişen, Milli Aşireti ile uğraşmak zorunda kalıyordu.

İsyanı bastırmak için 13. Kolordudan Beşinci Tümen görevlendirildi. Devlete bağlı vatansever aşiretlerin de desteği ile isyancılar yenilerek güneye, çöl tarafına (Suriye) kaçtılar.

Özet olarak, Fransızların Urfa’nın işgalini fırsat bilen Milli Aşireti yeni kurulan TBMM'ye karşı isyan başlatmış, bu isyan 8 Eylül 1920 yılında Viranşehir’de bastırılmıştır.

Cumhuriyet'in ilanından sonra ise bölgedeki en büyük isyanı gerçekleştiren Şeyh Said'e bağlı olan Azadi Örgütü'ne destek veren aşiret mensupları, yavaş yavaş dağıtılmıştır.

Milli Mücadele’yi Anadolu’da ateşleyen ve Mustafa Kemal’e tabi olarak onun Atatürk olma yolunda ki mücadelesine katkı sağlayan. Böylelikle, Türkiye kurtuluş hareketini başarıya ulaştırıp bizlere Türkiye Cumhuriyeti’ni armağan eden herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Ne mutlu bize ki, sizin gibi kahraman atalara sahip ırkın mensuplarıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.