Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Modern!

A+A-

Herkesin ağzında bir sözcük modern. “Çağdaş, günün şartlarına uygun” gibi anlamlarda kullanılıyor ama gerçek anlamı unutulmuş bir sözcük. Bu yüzden gereksiz ve son derece yararsız, hatta ahmakça tartışmalara konu olduğu için talihsiz ve mutsuz bir sözcüktür modern. Oysa zamanında ne kadar önemliydi, ilk kullanıldığı çağın kahramanıydı!

*

Sözcükler küçüktür ancak büyük anlamlar taşır! Sözcüklerin görünen anlamı kadar, kalbe ve akla hitap eden derin anlamları da olur. Anlamını bulmayan sözcüklerle konuşmak veya sözcüklerin hakkını vermeden konuşmak iletişim kalitesini düşürerek zihin kodlarımızı bozuyor, bozmuştur. Bu durum anlama, düşünme ve düşünce geliştirme becerimizi zayıflatır, zayıflatmıştır.

*

Geçmişte ecdadımızın, dünya hakimiyetini kaybetmesi de bu yüzdendir! Bilek gücünün yerini beyin gücünün aldığını anlamakta geciken ecdadımız dünya hakimiyetini kaybettiği gibi kendisini de tehlikeye atmıştır.

*

Bizimkiler geç de olsa anladığında, ortaçağın karanlık yaşam tarzını reddederek zihin kodlarını geliştirmeye başlayan rakip milletlerin beyin gücü ile ürettiği düşünceler teknolojiye dönüşmüştü bile. Özellikle ortaçağdan itibaren bir dünya otoritesi olan ecdadımız, asırlarca bilek gücü ile yönettiği milletlerin geliştirdiği beyin gücü karşısında duramamıştır. Sonuçta, dünya hakimiyeti bilek gücü tarafından, beyin gücüne teslim edilmiştir.

*

Anlamakta gecikenler, düşünce geliştirmede yetersiz kalanlar tarihin derinliklerinde kaybolmuştur. Tarih! Tam burada şu soru geliyor aklıma; Tarih, olayların birbiri ile ilişkisini, sebep sonuç bağlamında ve kronoljik sıra ile aktaran bir bilim dalı mıdır? Yoksa, birilerinin masal tadında anlattığı anılardan oluşan bir ilim dalı mıdır?

*

Dünya tarihinde, görüntünün ve söylentinin ardında yatan işin aslını arama ihtiyacı ilk olarak Avrupa’da 15inci yüzyılda başlamış ve anlamlı sonuçlar vermiştir. Avrupa bulduğu anlamlı sonuçlar ile Rönesans dönemine girmiş ve sonraki aşamada Avrupa Reform çağı ile ortaçağ karanlığından kurtulmuştur.

*

İşte bu dönemin sonda çıkmıştır modern sözcüğü. Güney Avrupa’da “işin aslını arayan” ve “atalarımız böyle ileri sanat eserlerini nasıl yapmışlar da biz yapamıyoruz?” gibi sorular soran, sorgulayan insanların artması sayesinde “atalarımız yaptıysa biz de yapabiliriz” düşüncesi gelişmiş ve işin aslını anlamaya başlayan insanların çabası ile Rönesans ve Reform döneminin sonunda kapanan ortaçağ karanlığına dönmemek için çıkarılan bir sözcük olarak dile yerleşen bir sözcüktür, modern!

*

Yani, modern demek, ortaçağ karanlığının yaşam şartlarına itiraz etmek, ortaçağ karanlığının düşünce tarzına karşı gelmek, ortaçağ karanlığından kurulmaya çalışmak gibi anlamları olan bir sözcük olarak doğmuştur. Modern, ortaçağdaki gibi olmamak demektir.

*

Bu sözcüğün etrafında toplanan Avrupa milletleri, ortaçağ karanlığını söndürmüş ve aydınlık bir bilim çağı başlatmıştır. Modern düşünce, kanmayı, kandırmayı değil anlamayı, anlatmayı esas alan bir düşünme tarzıdır.

*

Avrupa milletleri modernleşme yarışı sayesinde bilek gücüne karşı, beyin gücünü geliştirerek kazanmıştır. İşin aslını aramak yerine anlamsız, gereksiz, sığ ve son derece yararsız, hatta ahmakça modernlik tartışmaları yapanların ise ortaçağ karanlığında kaldığı açıktır. Düşünme becerisi gelişmemiş kişiler, beyin gücü çağında hala bilek güreşinde kazanma hayali kuruyorlar, kılıç çekme ritüelleri ile mesaj verdiklerini zannediyorlar. Bu kişilerin ortaçağ karanlığından kurtulamadığı açıktır. Bu tipler, açıklarını kapatmak için güzel dinimiz İslam’ı da suiistimal etmektedir.

*

Yani anlayacağınız, modern sadece bir sözcük değildir, daha fazlasıdır! Anlayanlara selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.