Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Müfredat

A+A-

Milli Eğitim Bakanlığı’nın liselerde ‘daha az ders daha çok yaşam’  diye açıkladığı yeni ders sistemine göre matematik dersinin seçmeli olacağına dair çıkan haberler bana Eylül 2013 yılında ‘Zekat’ konulu yazımı hatırlattı, şunları yazmıştım;  “…YÖK İlahiyat Fakültelerinde Felsefe derslerini seçmeli yapmış. Bir süre sonra da seçilmiyor diyerek hepten kaldırabilir… 17. yüzyılda Osmanlı medreselerinde matematik ve felsefe gibi akli derslerinin kaldırıldığı gibi…”

*

İslamiyet ile uyuşmuyor gerekçesi ile fen dersleri medreselerden kaldırılmış bir dönem müfredat sadece ilim konuları ile doldurulmuş. Tam da Avrupa’da modern bilimin şekillenmeye ve gelişmeye başladığı yüzyılda biz medreselerden matematik, coğrafya, tıp, felsefe gibi akli bilim derslerini azaltmış ve kaldırmışız. O zamandan beri bilim ile ilim arasındaki fark anlaşılamadan gelmiş… Ve geçmiş… Yarıştan kopmuşuz, teknoloji, sanayi ve askeriye gibi alanlarda rakiplerin gerisinde kalmışız.

*

Matematik deyip geçmeyin, matematik olmayan toplumlarda adalet gelişmiyor. Felsefeyi küçümsemeyin, felsefe bilmeyen insanlar düşünmeyi yani düşündüğü üzerinde düşünmeyi öğrenemiyor, hani derler ya iki düşün bir konuş, işte burada sınıfta kalıyorlar ve bunlar bilim ile dini birbirine rakipmiş gibi anlatarak dinimizi kendi menfaatleri için suiistimal edenlere kolayca kanıyorlar. Bunu önlemek için kitabımızda Allah’ın en çok tekrar ettiği ‘düşün, beynini kullan, akıl et, ibret al’ gibi emirlerin, ancak bu basit dersler sayesinde anlaşılır ve uygulanır olduğunu öğretmemiz gerekiyor.

*

Osmanlı’nın son dönemlerinde bu geri kalmışlıktan rahatsız olup bazı yenilikler yapmaya çalışan padişahlar bile, bilim ile ilim arasındaki farkı anlamayanlarca dinden çıkmakla itham edilerek, bunların etkilediği düşünmeyi bilmeyen cahil kalabalıkların desteği ile al aşağı edilmiştir.

*

Ben Mülkiye-i Şâhâne’ye felsefe dersini koydurduğum zaman, tüm öğrenciler ‘bizi gâvur yapmak istiyorlar’ diye ayaklanmıştı. Ama ben ‘gâvurluğun bilgide değil, cehalette olduğunu biliyordum’ ısrar ettim okudular, yalnızca adını ‘hikmet’ olarak değiştirdik...” diyen Sultan Abdülhamid Han’ın sözlerini günümüz siyasetine yön vermek için kullananlar, eğitime yön vermek için niçin kullanmazlar?

*

Din ile bilimin rakip olmadığını, dinimizi şekilcilerin elinden kurtarıp mana boyutunda anlaşılmasının ve uygulanmasının ancak bilim sayesinde başarılacağını anlamak için bilimin doğasını kavramak gerekiyor. Bunun için insanların, düşünmeyi öğrenmesi daha da önemlisi öğrenmeyi öğrenmesi gerekiyor. Kişiler arasında ve toplumsal sağlıklı iletişim nasıl kurulur, bilgi nedir, olaylar arasındaki bağlantılar nasıl anlaşılır, ‘efela tedebberun’ farzı gereği nasıl akıl yürütülür, bilgi kaynakları ve deliller nasıl kullanılır? Bunları öğrenmenin yoludur matematik ile felsefe ve hiçbir dine karşı değildirler. Karşı oldukları tek şey cehalet ve cehaleti kendi menfaati için kullanan açgözlülerdir.

*

Ha bu arada matematik seçmeli ders olacakmış gibi haberlere kanmadım, işin aslını araştırdım, MEB bu konuda ek bir açıklama yaptı, matematik dersini almayan bir liseli üst sınıfa geçemiyor haberiniz olsun! Siz de araştırın bilginiz olsun! Darısı felsefe dersinin başına. Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.