1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Muhalefetin Pürmelali-1
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhalefetin Pürmelali-1

A+A-

New York’ta yapılan BM 74. Genel Kurulu görüşmelerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması damga vurdu. Pek çok İslam ülkesinde takdirle karşılanan ve sosyal platformlarda ‘gıptayla’ paylaşılan konuşmasında Erdoğan, İsrail’in onlarca yıldır süren Filistin işgalinden ve uyguladığı mezalimden Suriye sorununa kadar pek çok dünya meselesini, Genel Kurul üyelerinin gözlerinin içine bakarak dile getirdi. Adaletsizliğin istikrarsızlığı, güç mücadelelerini, krizleri ve israfı beraberinde getirdiğine dikkat çeken Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrası bu adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla BM'nin kurulduğunu kaydederek, "Oysa bugün uluslararası camia, geleceğini tehdit eden terör, açlık, sefalet, iklim değişikliği gibi sorunlara kalıcı çözüm üretme kabiliyetini giderek yitiriyor” dedi.Başka neler söylemiş Erdoğan, bakalım:“Bu kürsüden yıllardır insanlığın kaderinin sınırlı sayıdaki ülkenin ihtiyarına bırakılamayacağını söylüyorum. Burada, sizlerin huzurunda tekrar ediyorum, dünya beşten büyüktür. Zihniyetimizi de kurumlarımızı da kurallarımızı da değiştirme zamanı çoktan gelmiştir. Nükleer güç sahibi ülkeler ile buna sahip olmayan ülkeler arasındaki adaletsizlik dahi tek başına, dünyanın dengelerini bozmaya yetiyor. Nükleer silahlara sahip olanların olmayanları özellikle tehdit etmesi, nükleer güce dayalı kitle imha silahlarının tümden yok edilmek yerine, her krizde bir koz olarak ortaya konması, herkes gibi bizi de rahatsız ediyor. Bu güç, ya herkes için yasak, ya herkes için serbest olmalıdır. Gelin, insanlığın tamamının huzurlu geleceği için bu sorunu bir an önce adalet temelinde bir çözüme kavuşturalım.”

“Yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne, 12 milyonu aşkın insanın yerinden edilmesine, bunların yarısının da ülke dışında yaşamak zorunda kalmasına yol açan Suriye krizini artık sona erdirmenin zamanı gelmiştir.”

***

“DEAŞ bir yandan sınırlarımızı taciz ederken, diğer yandan çeşitli şehirlerimizde gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği canlı bomba eylemleriyle doğrudan kalbimize saldırmıştır. Fırat Kalkanı Harekâtı ile yaklaşık 3 bin 500 DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirerek, örgütün Suriye'deki çöküş sürecini başlattık. Dünyanın dört bir yanından DEAŞ'a katılmak üzere harekete geçen teröristleri tespit etme, ülkemize giriş yasağı koyma, sınır dışı etme konusunda da yine en önde biz geliyoruz.”

“Bir diğer önemli konu Suriye'nin dörtte birini işgal eden ve sözde Suriye Demokratik Güçleri adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Fırat'ın doğusundaki PKK/YPG terör yapılanmasının ortadan kaldırılmasıdır. Tüm terör örgütlerine aynı mesafeden bakan bir anlayışı yerleştirmeden Suriye meselesine kalıcı çözüm bulamayız.”

Kıbrıs meselesi de Erdoğan’ın gündemindeydi:“Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarını, 'kazan-kazan' anlayışıyla önemli bir iş birliği fırsatı olarak görüyoruz. Bölgedeki bazı ülkeler ise bizim bu makul tavrımıza rağmen tek taraflı adımlarla, enerji kaynaklarını birer sorun ve çatışma alanı haline dönüştürmeye çalışıyor. Doğu Akdeniz'de, hem Türkiye'nin, hem de Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyacağız.”

***

Ve İsrail konusu… Erdoğan, dünyada adaletsizliğin en çok yaşandığı yerlerden birisinin de İsrail işgali altındaki Filistin toprakları olduğuna vurgu yaparken bölgeye ilişkin haritaları da göstererek şöyle konuştu:“Ben merak ediyorum bu İsrail neresidir, acaba bu İsrail'in toprakları nereleri kapsıyor, 1947'de İsrail neresiydi, bunun ardından acaba 1949, 1967'de İsrail neresiydi ve şu anda İsrail neresi? Sene 1947, neredeyse burada İsrail yok gibi, tamamı Filistin... Sene 1947, paylaşım planı var ve Filistin küçülüyor, İsrail büyüyor. Geliyorum 1967'ye, 1949'la birlikte İsrail büyüyor, Filistin küçülüyor. Geliyorum bugüne, güncel durum şu an artık adeta Filistin yok, neredeyse tamamına yakını İsrail. İsrail doyuyor mu, hayır doymuyor. İsrail şimdi de kalanını almanın gayreti içerisinde. Peki Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Birlemiş Milletler'in İsrail ile almış olduğu bunca karar var; bu kararlar uygulamaya geçiyor mu, hayır geçmiyor. Peki o zaman Birlemiş Milletler ne işe yarıyor? O zaman bu çatının altında bizler, aldığımız kararlarla tesirli olamıyorsak adalet nerede temerküz edecek? İşte sıkıntımız burada. Çözüm, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve mütecanis topraklara sahip bir Filistin devletinin bir an önce kurulmasıdır. Bunun dışındaki herhangi bir barış planının adil olma, kabul edilme ve uygulanma şansı yoktur. Birleşmiş Milletler kürsüsünden soruyorum: İsrail devletinin sınırları neresidir? 1948 sınırları mıdır, 1967 sınırları mıdır, yoksa daha başka bir sınırı mı vardır? Tıpkı işgal edilen diğer Filistin toprakları gibi Golan Tepeleri ve Batı Şeria'daki yerleşim yerleri bu devletin sınırları içinde değilse nasıl oluyor da dünyanın gözü önünde gasp edilebiliyor? Yüzyılın anlaşması olarak takdim edilen girişimin amacı Filistin devletinin ve halkının mevcudiyetini tamamen ortadan kaldırmak mıdır?”

Yarın devam edeceğiz…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.