1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Ne Dimyat’tan Pirinç Geldi, Ne de Evde Bulgur Kaldı!
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne Dimyat’tan Pirinç Geldi, Ne de Evde Bulgur Kaldı!

A+A-

Adnan Menderes’in Demokrat Partisi ülkedeki CHP hükümranlığını yıkıp hükümet olduğunda halkın yüzü gülmüş, Türkiye o günün şartlarında olağanüstü hizmetler almaya başlamıştı. 1950’li yılların başlarında Konya’nın Anıt Caddesi ilkel imkanlarla kısmi olarak asfaltlanırken insanlar ‘Asfalt nasıl bir şey acaba’ diye merakla görmeye gelir. DP’li idareciler asfaltın çamur, toz gibi oluşumları ortadan kaldıracağını söylerken CHP’den olağanüstü muhalif bir açıklama yapılır:

“Demokrat Parti yolları asfalt yaparak halkımızı verem hastası edecek!”

Şaka değil, gazetelerde haber olmuştur.

***

1970’lere kadar İstanbul’un iki yakası bir araya gelememiş, ulaşım vapurlarla sağlanmıştır. O devri yaşayanlar, kamyonların günlerce deniz kenarında nasıl sıra beklediği orta yaş üzeri insanların hatıralarında kalmıştır.

Esasen Abülhamit Han Boğaz Köprüsünü planlar fakat darbe yapılınca proje uygulanamaz. Daha sonra Demokrat Parti döneminde Menderes Boğaz Köprüsü projesini halka anlattığı zaman Milli Şef İsmet İnönü, “yıkılır” diyerek karşı çıkar. 27 Mayıs Darbesi  araya girince bir kez daha dev proje havada kalır.

Süleyman Demirel’in Başbakanlığı devrinde Adalet Partisi hükümeti Boğaz Köprüsü yapmaya karar verince CHP’nin yeni ve genç lideri Bülent Ecevit köprüye karşı çıkıp mitinglerinde, “Hiç gereği yokken İstanbul’a asma köprü yapıyorlar. Bu köprüden mutlu azınlık, zenginler geçecektir” der.

Köprünün tamamlanması ve hizmete açılması kendi Başbakanlığı dönemine rastlayınca Ecevit, köprüden ilk geçen kişi olurken “Büyük eser” ifadesini kullanır. 

Şaka değil gerçek, gazete arşivleri tanıktır.

**

CHP’nin geçmişte GAP ve Keban Barajı gibi projelere de karşı çıktığını yeni nesil bilmez. Cumhuriyet devrinin en büyük projelerinden GAP dillendirilmeye başlandığında Bülent Ecevit, Doğu ve Güney Doğu Anadolu’ya yaptığı seyahatlerde, “Sizin hakkınızı buralara harcıyorlar. Hakkınızı yiyorlar” der. Ecevit’in, Ankara’da düzenlediği mitingde de Keban Barajı için “Kurbağalara göl yapıyorsunuz” dediği tarihte kayıtlıdır.

Allah’ın takdirine bakın ki, Keban barajını hizmete almak da Ecevit’in iktidarı dönemine rastlar.

Hasıl-ı Kelam; CHP’nin vaatlerinde tarihin seyri boyunca bir değişiklik görülmez!

**

Bir de siyasi parti liderlerinin olağanüstü seçim vaatleri vardır.

Turgut Özal’la girdiği siyasi yarışta bir türlü öne geçemeyen Süleyman Demirel enflasyon ve faiz kıskacındaki Türkiye’yi düze çıkarmak için halktan yetki isterken “Bana beşyüz gün verin, Türkiye’yi düzlüğe çıkarayım. Enflasyon bitsin, faiz düşsün, aşsıza aş, işsize iş verelim” demişti.

1980 öncesinde iktidardayken petrol istasyonlarının pompa kapattığı günlerde “Memlekette benzin vardı da ben mi içtim!” diyerek, zaten imkânları olmayan bir ülkede iktidar olduğuna vurgu yapan ve ‘benden benzin beklemeyin’ anlamına gelecek sözler sarf etmekten çekinmeyen Demirel’in o beşyüz günlük iktidarında Türkiye müreffeh bir seviyeye ulaşmak bir yana, çetrefilli bir sürece girmişti.

**

Demirel’in bir de zamlardan şikayeti vardı. “İktidara gelirsek zamları bitireceğiz. Biz hiçbir şeye zam yapmayacağız” şekildeki vaatleri hafızalarda tazeliğini korurken seçimden kısa bir süre sonra bir dizizam paketi açıklanmıştı. Kameralar kendisine yöneltilip “Zam yapmayacağınızı vadettiğiniz halde zam yaptınız, ne diyorsunuz?”  sorusuna verdiği tarihi cevap aslında siyaset okullarına ders konusudur!

Zammı biz mi yaptık! Bizden evvelkiler her şeyi ayarlamış, zammı şuraya koymuşlar, geldiğimizde biz zammı kucağımızda bulduk. Önceki iktidarın yapılmasına karar verdiği zammı uygulamaktan başka ne yapabilirdik?”

**

Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasından sonra, DYP Genel Başkanlığına aday olup ‘Demirel’in muhalefetine rağmen’ kazanan Tansu Çiller seçim meydanlarında iki anahtar sallayarak, “Biz iktidara gelince herkese iki anahtar vereceğiz; her vatandaşın bir evi ve bir arabası olacak” diye vaatte bulunmuştu. Sonra bırakın vatandaşın ev ve araba verilmesini,  Çiller’in yazdığı 5 Nisan acı reçetesiyle birçok insanın elindeki anahtarlar da uçup gitmişti!

Ne dimyattan pirinç geldi, ne de evde bulgur kaldı!

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bugünkü seçim vaatlerini bir gözden geçirin.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.