Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ne Durumdayız?

A+A-

Akıl fukara olunca, dil ukala olurmuş. Beni çok tanıdık bir hayale sürükledi bu söz. Sosyal ve siyasal bilimle uğraşanların çok yakından tanıdığı, ülkelerin kalkınması önündeki en büyük engellerden birisidir insan fıtratından gelen bu doğal maraz. Doğal olduğu için bir maraz olarak tanımlanması zordur ama insanı doğru analiz edip, tanıyarak eğiten ve geliştiren toplumlar bu marazdan kurtularak gelişmeyi başarmışlardır. Daha önemlisi, bu tür beşeri marazlarını aşabilenler eşref-i mahlukat seviyesinde insana olmaya yaklaşırlar.

*

2014 yılının Şubat ayındaki bir yazımı hatırladım. Fen dersinde öğrendiğimiz “eylemsizlik özelliği” gibi bir şeydir bu; hareket halindeki bir maddenin hareketine ek bir kuvvet uygulamazsan madde giderek yavaşlar ve durur.

*

Bu eylemsizlik özelliğini insana şöyle uyarlıyorum ben; insan topraktan geliyor ve beyni sayesinde göğe çıkıyor. İnsan beynini doğru beslemezse, toprağa yaklaşıyor. Hatta beynini kullanmayan beşer türü toprağın üstünde sürünen, altında kör kör yaşayan mahlukata benziyor.

*

Sorunumuz tam da budur! Toplumumuzda bilenler susar, onurlu ve edepli bir şekilde keşfedilmeyi bekler ama bilmeyenler bilmedikleri belli olmasın diye konuşur da konuşur. Kendisinden daha cahil olanları etkiler. Cehaletin yerleşik olduğu toplumların cahiller tarafından yönetilmesi de bu yüzden kaçınılmaz hale gelir. Liyakat yerine kayırmacılık varsa bir toplumda, hatipler siyasetçi olur. Böyle liyakatsizlik ortamında başarılı görünen tipler kifayetsiz muhterislerdir.

*

Bir toplumda cahil kesim ne kadar çok olursa, o kadar çok kifayetsiz muhteris yükselir ve ülkeye yönetici olur. Bunlar arasında iyi adamlar da vardır elbette.

*

Halkın bu kifayetsizliği anlamasından korkan tepedekiler, zaman içinde konuşacak sözleri azaldıkça demagojiye sarılmaya başlarlar. Bazen din, bazen ırk ve her iki halde de korku üzerine komplo teorileri, düşman operasyonu, düşman oyunları gibi, ben yoksam sen de yoksun gibi senaryolar ile halkı etkilemeye çalışırlar. Aynı zamanda halkı tepki veremez hale getirmek için parayı, medyayı, kendisine destek veren her türlü sermayeyi kullanmaktan çekinmezler.

*

Cahilliği kanıksayıp, sessizleşen, tepki veremez hale gelen halk biz de bir şeyler yapalım diyemez, her şeyi başkasından bekler, tepedekileri kutsallaştırmaya başlar. Yöneticilere itiraz eden ve eleştirenleri gammazlayarak kendisini garantiye aldığını düşünmeye başlar. Toplumun cehaletine bir de ikiyüzlülük eklenmiş olur.

*

Bu aşamada söylenecek tek söz “geçmiş olsun”dur. Artık ülke bir aile, bir sülale veya bir cemaatin, bir zümrenin kolayca, astığım astıkrasi, kestiğim kestikrasi yöntemi ile yönetilir.

*

Tunus, Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, İran gibi daha birçok ülkede, durumu insanlığına yakıştıramayan bazıları ne zaman insani haklarını talep etse, ya hapse ya mezara gideceğini bilir, korkunun esiri olur, bıçak kemiğe dayanınca da iç savaş çıkar, kutuplaşma ve düşmanlık artar.

*

Sonuç; İslam düşmanları kazanır, Müslümanın Müslümanı öldürmesini keyifle izleyerek kazanırlar hem de. Bu aymazlık yüzündendir Müslümanların öldürdüğü Müslüman sayısı, kafirlerin şehit ettiği Müslüman sayısından fazladır tarihte.

*

Tarihi anlayıp bugün için ders almayanların geleceği de olmaz. Bunlar tarihin tekrar eden kısır döngüsünde yok olup giderler ama en çok da kendilerine güvenen halka zarar verirler.

*

Bizim için henüz geç değil, geçmiş olsun deme aşamasına gelmedik şükür. Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.