Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Niçin Somali?

A+A-

Somali’den gelen üzücü haberi duyunca, geçen hafta yazdıklarım geçti gözlerimin önünden. Soru çok, ama ilki; Niçin Somali? Bütün batı ülkeleri oradaki açlığa seyirci kalırken, yardım göndermek için güvenli bulmazken Türkiye gözünü yumdu ve insanlığını gösterdi, yardımı ulaştırdı insanlık ve İslam için, batının açlığa mahkûm ettiği bu ülkeye. Hatta Başbakanımız da bir ziyaret ile destekledi bu programı. Öte yandan, saldırganlar ‘canlı bomba’ olacak kadar radikalleşmiş Müslüman kardeşlerimiz(!) ancak canlarını bir başka Müslüman milletin temsilcilerini öldürmek için harcayacak kadar beyinleri yıkanmış, düşmanlık beslemişler belli ki. Düşmanlık cahillikten gelir, hedef aldıkları Türk milleti, son yüzyıla kadar İslam’ı engellemeye, Arap çöllerine gömmeye ant içmiş Haçlı ordularına karşı en büyük cihadı yapan ve en çok şehidi veren millettir. Dolayısı ile Türkler ile İslam et ve tırnak gibi ayrılmaz bir bütündür. Bunu bilmeyenlere anlatmalı, aksini iddia edenleri de iyice tanımadan cevap vermemeli ve onların meşrebine göre hüküm yürütmemeliyiz. Hatta bir BDP’li siyasetçi bundan şikayetci olmuş ve “ne yani, İslam’ın sancaktarlığı Türklerin tekelinde mi?” diyerek sitem ediyor. Elbette böyle bir tekel yok, dini için can vermeyi göze alabilen ve din düşmanlarının gazına gelmeyen, ayrılıkçı-fitne tohumlarına tarla açmayan her insan, her millet İslam’ın sancaktarı olabilir. (Bkz: Kur’an-ı Kerim, Maide suresi, ayet 54). 
ABD’li bir tarih profesörü şöyle diyor, Türkler kendilerine olan özgüvenden dolayı gittikleri, fethettikleri yerlerdeki insanları inanç ve kültürlerinde serbest bırakmışlardır, farklılıklardan korkmayıp, (Avrupalı korkusundan dolayı farklı olanı yok eder) hatta beğendikleri unsurları alıp kültürlerine eklemişlerdir. Bu tespite uygun olarak Osmanlı da sarayda, hükümette, dış ilişkilerde, ekonomide bu özgüveni ortaya koyarak bir sistem yürütmüştür. Ancak kendisi gibi farklılıklara saygı duymayan “takiyeci” devşirmeler hizmetinde olduğu Osmanlı’yı içerden ve sırtından vurmuştur. Bizim sorunumuz, ümmeti ön plana alıp, ırkçılığa karşı duracağız derken bir gücün nüvesi olan milleti ve o millete ait değerleri ayaklar altına alma hatasına düşüyor olmamızdır. Osmanlı bu konuda kendi özünü ihmal etmenin sonucunu çok acı bir şekilde ödemiştir. Türkiye Cumhuriyeti de daha önce yaptığı hatalara bu hatayı da eklemeden önce şapkasını önüne alıp düşünmelidir. Irkçılık hatasına düşmemek için mensubu olduğun veya hizmetinde olduğun milleti yok saymak akıl işi değildir. Ümmeti ön plana almak deyince, Somali acısı ile geçen haftaki yazımdan şu satırları hatırlatmak istedim; ...bu gerçekle yüzleşince, niçin? diyorum dini liderler bir araya gelip de Allah, Kuran ve Peygamber ekseninde bir “diyalog” çatısı oluşturmuyorlar…
Başbakanımız Filistin için İsrail’i ve onun destekçisi ülkeleri karşısına alıyor, Somali’ye herkesten önce yardıma koşuyor da böylesine yapısal ve hayati bir “birlik çatısını” akıl edemiyor mu? … Altyapı yatırımları seçmenin gözüne görünmez ama tarihe not edilir. Popülist hareketler ise hemen oy’a dönüşür. Hedeflerinin kısalığı ve uzunluğu siyasilerin davranışlarını etkilemesi normaldir de “Din – Allah” adına siyaset ile oy toplayanların böyle bir davranışa hakkı olmamalı bence. Dünya’ya barış mesajı verebilmek uğruna(!) Vatikan’a diyalog için gidebilenlerden, İslam dünyasında da bu tür diyaloglara katılmasını beklemek geliyor içimden. Türkçe olimpiyatları gibi sosyal bir organizasyon için milyonlar harcayıp, günlerce faaliyet sürdürecek güce sahip olanlar, İslam coğrafyasındaki kırılmalar ve bizleri birbirimize düşman eden hurafeleri, duygu ve inanç dünyamızdaki dikenleri temizlemek için gereken “İslam’da Birlik Kurultayı” gibi bir organizasyona güçleri mi yetmiyor? Akıllarına mı gelmiyor, işlerine mi? Dostluk için düşmanlık bitmeli, düşmanlığın bitmesi için ise onun kaynağı olan cehaleti yok etmeliyiz. Diyalog cahilliği yok etme üzerine başlatılmalı ve Müslümanlar arasındaki gönül dikenlerini temizlemek üzere yeni nesil üzerinde etkili olacak şekilde tasarlanmalı. Yoksa sömürgeci batının “Türklerin Afrika’da pazar kapma çabasına vereceği cevap”, Osmanlı’nın son döneminde yaptıkları gibi, ekmeğimizi paylaştığımız insanları bize düşman etmek ve bizi onların gözünde küçük düşürmek için ikiyüzlü, üç yüzlü, beş yüzlü oyunlar icra etmekten farklı olmayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.