1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Öğretmenim Ben Vali Olmak İstiyorum-2
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Öğretmenim Ben Vali Olmak İstiyorum-2

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

O yıllarda Yeni Meram’da çalışanhemşehrim Mustafa Alakır ile Zafer’deyiz. Çamlıca Pastanesi’nin karşısındaki refüj o zamanlar Nutuk Parkı idi. Telefon kulübelerinin orada karşıya geçmek için beklerken forsu açık makam arabası Zafer kavşağından bize doğru geliyordu. Yaklaşırken araç yavaşladı, sol arka cam açıldıktan sonra önce Vali Ziyaeddin Akbulut’un eli uzandı dışarıya, ardından mütebessim çehresi görüldü. Arkadan gelen olmadığı için önümüzde durmuştu, ‘Arkadaşlar bugünlerde neden görüşemiyoruz?’ diye sordu.

-Sayın Valim biz hemen hazırlık yapalım, siz de akşam DERDAY’a gelin.

-Ama bugün başka programım var. Yarın mesai bitiminde oturalım DARDAY’da olur mu? Diğer arkadaşları da siz organize edin.

-Hay hay Sayın Valim. Yarın buluşalım.

Makam aracı hareket ederken etrafta merakla bizi izleyenler dayanamıyor:

-Vali bey değil miydi o, sizden ne istiyor, ne konuştunuz?

Bir başkası bize söz bırakmıyor, belli ki simalarımıza aşina;

-Gazeteci bunlar gazeteci,  yarın Vali Beyle çiğ köfte yapacaklarmış!

-Öylemi yav, Vali de çiğ köfte yer mi demek!

***

Bendeniz Merhaba’da çalışırken TSYD Genel Merkezi’nce layık görüldüğüm ödülü almaya şahsen katılamamış, İstanbul’a Yakup Yeni kardeşimi temsilen göndermiştim. 15-20 gün sonra TSYD heyeti sürpriz bir şekilde Konya’daydı. Spor servisinin tabiriyle ‘ölü sezondaydık’ ve bendeniz bir tişörtle Spor İl Müdürlüğündeki ziyarete katılmıştım. Sohbet sırasında Ankara Şubesi Başkanı Merhum Erol Yaşar, ‘Konya’dan ödül kazanan gazeteciyi’ sorunca, İl Temsilcimiz Cihat Yazıcı, ‘Başkanım, tam da ben sizi tanıştıracaktım’ deyip beni işaret etti. Yaşar, önce tepeden tırnağa süzüp, ‘Törene neden gelmediğimi’ sordu. Mazeretimi kabul etmeyip, katılamayarak kaçırdığım fırsatın büyüklüğünü ballandırarak anlattıktan sonra en can alıcı uyarıyı yaptı: ‘Sen Konya’nın ödüllü gazetecisisin. Burada Müdür Beyin makamında tişörtle değil kravatla bulunman gerekir. Sen herkese örnek olmalısın.’

***

Büyüklerin sözü iki edilmezdi. O yıllarda salonlarda sigara içmek serbestti. Bir otelin lobisinde Vali Atilla Vural’ın da katılığı bir toplantıdayız. Genç meslektaşlarımızdan birisi iki parmağı arasına sıkıştırdığı sigarayla kalkıp protokol erkânını resmedip dönerken kolundan tuttum. Eğilmesini işaret edip kulağına ‘Fotoğraf çekerken sigaranın elinde bulunması hoş değil, nezaketsizliktir’ diye fısıldadım. Mahcup oldu, özür diledi ve yerine oturunca ilk işi sigarasını kül tablasında ezmek oldu. Bunlar olurken Vali Bey de göz ucuyla izliyordu, bakışlarını yüzüne yayılan tebessüm süsledi.

***

Yine bir başka gün, başka bir genç gazetecinin ağzında sakızla protokolü fotoğrafladığını görünce uyarıda bulunma ihtiyacı hâsıl oldu. Kenara çekildiğinde ‘Toplantı ortamlarında sakız çiğnemenin karşıdakine saygısızlık olduğu gibi kendisine duyulan saygınlığı da gölgeleyeceğini’ söyledik. ‘Sanane abi’ demeyip ağzındaki sakızı not defterinden yırttığı kâğıda sararak çantasının bir gözüne koyarken, uyarımız için de teşekkür etti.

***

Anadolu’da Bugün’de ilk tedrisatından geçtiğimiz Ahmet Polat ve Mustafa Gül giyim kuşamlarıyla, söz sanatıyla örnek insanlardı. Osman Öztokmak’ın lisanı her ortamda İstanbul kibarlığındaydı. Konya Postası’nda Orhan Samur, ‘Muhabir gazetenin kamuya yansıyan yüzüdür’ derdi.

***

İyi de başlığın yazıyla ne ilgisi var, değil mi? Anlatalım;

Çukurçimen Köyünü ziyaretimizde kendimizi bir anda öğrencilerin doldurduğu salonda, konuşmacı olarak buluvermiştik. Hiçbir hazırlık yapmadan çıktığımız kürsüde salonu şöyle bir süzdükten sonra;

-Aranızda Başbakan olmak isteyen var mı, diye sormuştuk.

Bir anda salonda derin bir sessizlik oldu. Arkamda duran Celalettin Boyalı ‘öğretmen olsalar, olmaz mı’ diye söyleniyordu.

-Herkes öğretmen olmasın, dedim bir anda. ‘Başbakanı da Vali’yi de öğretmen yetiştirir. Öyleyse herkes öğretmen olmasın.’

Bunları duyan cevval bir öğrenci oturduğu yerden fırlayarak parmak kaldırıyor, bir yandan da soruma cevap veriyordu:

-Öğretmenim, ben Vali olmak istiyorum.

Salonun kenarındaki öğretmenlere dönüyorum;

-Hocam ihtimam göstermelisiniz, Vali yetiştireceksiniz.

Kıdemli öğretmen gülerek karşılık veriyor;

-Yetiştiririz de, yarın bizi beğenmez hocam.

Hatıralar sadece hatıra değil, aslında yol gösteren kılavuzlardır. Gönlünüz şen olsun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.