1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Ömrümüzden Bin Ay Daha Geçti
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ömrümüzden Bin Ay Daha Geçti

A+A-

Zihnimde köydeki çocukluk yıllarımız uyanıyor. Bayram sabahı evin erkekleri ibrikle abdest alırken kadınlar çoktan mutfakta işe koyulmuş, büyük bir heyecanla günün hazırlığına başlamış olurdu.

Küçük su birikintilerinden atlayarak vardığımız taş camiden çıkarken bayramlaşma faslı bitince herkes mahallesindeki köy odalarının yolunu tutardı. Az sonra yüklü omuzlarla delikanlılar evlerinde hazırlanan sinileri getirir, ahali hep birlikte kahvaltı ederdi. Artık sıra bayram gezmesine gelmiştir; odalardan önce alt yaş grupları ayrılıp köyün diğer odalarındaki yaşlıları ziyarete giderdi.

Şehrin geleneği köye benzemese de en azından bayram namazlarında ‘halka usulü’ bayramlaşma yapılırdı ki yeni delikanlılar son yıllarda buna bile tahammül edemeyip camiyi terk eder olmuştu. Derken, bayram günleri ‘deniz tatillerine’ evrildi, koca koca siteler yazlıklara akmaya başladı.

***

Ve nihayet bu sene bütün dünyayı olduğu gibi İslam dünyası da Koronavirüsün etkisi altında kaldı. Mahzun geldi Ramazan ve mahzunca gitmeye hazırlanıyor. Bugüne değin hiç bu kadar hüzünlü gelmemişti oysa. Biz ne kadar ona yakışmasak da Ramazan bizi hep kuşatmış, rahmetini istifademize sunmuştu. Nedense bu defa pek bir celalli geldi Ramazan! Ne mahyaların ışıltısı aydınlattı ne de salâların ruhaniyeti serinletti yüreğimizi.

Bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi yaklaşıyorken, ümmetin/insanlığın üzerine çöken Koronavirüse ilahi azametin yegâne sahibinin neden izin verdiğinin korkusu çöküyor içimize. Kabe-i Muazzama’nın kapsını aylardır ziyaretçilere kapattıran, Müslümanları yeryüzündeki camilerden men eden Koronavirüs’ten Esma-ül Hüsna’nın Sahibinin de bir muradı olmalıdır; nedir acaba?

***

Derken Bülent Arınç’ın konuşması düşüyor ekrana; bakın ne demiş bir dönemin ağır abisi:

“Her gün yatsı ezanı okunuyor. Camide kimse yok, cemaat de yok zaten. Namaz da kılınamıyor. Ama arkasından aziz kardeşim, 15 dakika salavatlar, Mevlid-i şerifler, dualar… Böyle bir şey bir defa olur benim bildiğim. İnsanları nefret mi ettiriyoruz yoksa dini duygularını daha canlı mı tutuyoruz. Bana kalırsa bu bir bid’at’tir diyorum.”

Bunlar arzı titreten sözler değil de nedir?

Başka diyeceğim yok!

Ömrümüzden bin ay daha gelip geçti böylece! Şayet vasıl olursak, herkesin ‘bayramının bayram gibi’ olmasını temenni ediyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.