1. YAZARLAR

  2. Mahir CIKCIKOĞLU

  3. Önce Ahlak ve Maneviyat
Mahir CIKCIKOĞLU

Mahir CIKCIKOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Önce Ahlak ve Maneviyat

A+A-

Mevcut hükümet kadınlara öyle hak ve salahiyetler sağladı ki kadınlar sudan sebeplerle kocasıyla hır-gür çıkartıp doğrudan mahkemenin yolunu tutmaktadırlar. Kocası ölen kadınlar da sağlanan maddi imkânlardan dolayı bir daha evlenmiyorlar. Türk erkekleri, çaresizlikten dolayı yurt dışının yolunu tutup eş ithal etmeye başladılar. İstatistikî bilgilere göre son beş yıl içinde boşananların sayısı, evlenenlerin yarısından çok daha fazla… Resmi kurumlarda istihdam edilen kadın sayısı bu hükümetten önce yüzde 17 civarında iken şu anda yüzde 35’e ulaşmış, hedef ise yüzde 45 olarak gösteriliyor. Evlenecek olan gençler kendine çalışan eşler arıyorlar; kocasının düğmesini dikmekten aciz, kendini okumaya ve resmi bir işe kapak atmaya adamış kızlarımız; fedakârlık isteyen evlilik müessesini yürütme gibi bir lükse(!) katlanmıyorlar… Büyük bir heyecanla evlenen gençlerimiz; daha evliliklerinin birinci yılında mahkemenin yolunu tutuyorlar… Hükümet politikaları da kadını koruma(!) düşüncesiyle sağlanan maddi manevi destekten dolayı boşanma işini iyiden körüklüyor… 79 milyonluk bir ülkede; milyonda bir olan erkek baskısı ve darp olayını yakalayan görsel basının katkılarıyla azmış olan feminizme bir de hükümetin politikaları eklenince; yara kangren olmaya doğru hızla yol alıyor.
***
Evlilik müessesesinin kısa sürede bu kadar hızla pörsümesi; ileride mutlaka telafisi mümkün olmayan yaralar açacaktır. Eskiden “Her genç kızın rüyası Zetina dikiş makinası” diye bir reklam vardı. Şimdi dikiş dikebilen genç kız kalmadı artık. Düğme dikilecekse doğru terziye gitmek gerekiyor. Yemek yapabilen genç kız sayısı oldukça az. Lokantalar ne güne duruyor. Kadının birinci görevi annelik de değil artık… Çocuk adedi bir veya iki… Onlar da bakıcıya havale… O nasıl yetiştirirse çocuk o şekli alacak. Anne-baba sevgisi dediğin şey ise akşam eve yorgun ve bitkin dönen ebeveynden yenilen parpılar olmamalı… Bu kadar probleme niçin katlanılıyor? Kadınlarımız çalışmalı, ayağı üzerinde durmalı… Hatta bazıları da ‘Madem çalışmayacaklar bunları neden okutuyoruz?’ diye sorgulayarak çalışmaları gerektiğini vurguluyor. Neslin elden gitmesi pahasına çalışmak öyle mi? Çocuklar başkasına havale… Yemek başta olmak üzere ev işleri başkasına havale… Hissi duygularına kapılarak bunlardan vazgeçmeyen erkeğe evet diyen kadınlarımız iki iyilikten biri olarak gördüğü işi mi boşayayım, herifi mi ikileminden herifi boşa gitsin daha kolay geliyor, el ele tutarak anlaşmalı bir şekilde doğru adliyenin yolunu tutuyorlar. Zaten şefkat ve merhametten yoksun yetişen çocuk, bir de analı babalı yetim ve öksüz kalıyorlar. Yani toplum göz göre göre çürümeye gidiyor.
***
Toplumun temel taşının aile olduğunu dağdaki çoban bile bilmektedir. Bir toplumun GDO’sunu bozmak için ailenin geni ile oynamak gerektiğini ortaokul çocuğu bilir. Onun için dış ve iç güçlerin var gücüyle aile yapısını bozmayı amaçlayacakları da izahtan varestedir. Bu durumda Müslüman’a düşen görev; aileyi daha sağlam temellere oturtmak olmalıdır. Ama gel gör ki başörtüsü için verilen mücadelenin 10’da biri bile; aile yapısının korunması doğrultusunda verilemedi. Kadınlarımız başörtüsünü çıkarmadılar ama pantolonu da çok sevdiler. Üstad Necip Fazıl’ın ‘Burnunu göstermekten çekinirdi sütninem’ dediği günler artık geride kaldı. Şimdi kadınlarımız başları kapalı ama erkek gibi maşallah. Artık klasik evlilikler tarihe karışmış durumda… Evlenecek gençler tamamen kapitalizme dayanan bir evlilik düşünüyorlar. İslam’ı en iyi kendinin yaşadığını zannedenler bile “-Kızlarını en iyi yerlerde okuttuklarından ve ayaklarının üzerinde durabildiklerinden” övünerek bahsetmektedirler. Bu çekilen çileler sırf daha fazla israf, daha fazla tüketim daha fazla lüks için yapılıyor. Geleceğimizi verip lüks ve israfı satın alıyoruz. Rahmetli Erbakan Hoca’mın “Önce ahlak ve maneviyat” dediği kadar varmış. Cemaatler ve tarikatlar neden bu işin üzerine eğilmiyorlar, neden toplumun ahlak yapısına sahip çıkmıyorlar, onlara da bir anlam veremiyorum. Allah sonumuzu hayreylesin.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum