1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Oruç ve Medeniyet
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Oruç ve Medeniyet

A+A-

İnsani gelişme yolunda bir adım atıyoruz her Ramazan ayında. Sonraki 11 ayda da devam etmesini dilerim bu adımların. Ramazan orucu ile edindiğimiz güzel ahlak özelliklerinin Ramazan Bayramından sonra da sürmesi gerekir. Kişisel olgunluğa ve ahlaki gelişime katkı sağlamayan orucun, açlık çekmekten ileri gitmemiş olmasını görmek istemeyiz hiç birimiz.

*

Yani demem o ki, inanan kişi için aç kalarak oruç tutmak kolaydır, kolaydır da marifet tuttuğun oruç sayesinde edindiğin ahlaki gelişimi kişiliğine aktararak toplumun huzuruna katkı sağlamaktır.

*

Elbette orucun birçok faydasını sayabiliriz. Kısa yoldan birincisi birey olarak nefs kontrolü ile insani gelişim yoluna bir adım atmaktır. İkincisi ise toplumsal açıdan yoksulun, açın halinden anlayarak açlık ile yoksulluk ile toptan bir mücadele için bilinç oluşturmaktır…

*

Nefs kontrolü deyip geçmeyin, yeme içme veya bedeni arzuları kontrol etme yanında başkalarının açığını aramayı, dedikoduyu, gıybeti bırakmayı, iftira atmayı terk etmeyi, öfkemizi kontrol etmeyi, sakin sakin konuşmayı da içeren birçok özellik kazandırır insan olana.

*

Açlık başıma vurdu da, sigara içemedim de, çok sinirlendim de, kendimi tutamadım da gibi mazeretler ile kavga, gerginlik, dargınlık çıkarmak, iftara yetişmek için trafik kurallarını hiçe saymak gibi davranışlar, tutulan oruçtan beklenen yararların boşa gitmesine sebep oluyor.

*

Oruç tutmak ile trafik kurallarının ne ilgisi var demeyin! Oruç tutmak, kişiyi medeni bir bireye dönüştürme eğitimidir. Trafik ise medeniyetin ölçülerinden biridir.

*

Şöyle izah edeyim, gittiğim onlarca ülkede en kolay gözlenebilen şeyler binalar ile yollardır ve yollar üzerindeki insanların davranışlarıdır. Geniş otoyollar ve o yollar üzerinde fink atan pahaları otomobiller, ülkenin zenginliği hakkında bilgi verirken, çöpünü yollara atanlar, yayaya veya diğer araca geçiş hakkı tanımayanlar, sinyal vermeden dönüş yapanlar veya şerit değiştirenler, aracını engellilere ayrılan yere park edenler o ülkede insanlığın gelişmediği hakkında bilgi verir. Bir ölçü de umumi tuvaletlerin temizliğidir.

*

Bir kişi, toplumda birlikte yaşadığı, yaşamak zorunda olduğu diğer kişiler ile nasıl bir etkileşim içinde olduğunu düşünmeye başlayınca birey olarak da gelişmeye başlıyor. Kişinin bunu düşünmeye başlamasında oruç tutmanın büyük bir yeri var. Bunu fark etmeden oruç tutanlar, manayı anlamadan şekilde kalıyor demektir. Şöyle, oruç tutan kişi nefsî arzularını kontrol etmeyi öğrenirken aslında nefsî arzuları ile bir daha tanışma fırsatı bulmuş olur. Bu süreç kişinin nefsini yani kendini tanımasını sağlar. Kendini tanıyan kişi başkalarını da tanımaya, anlamaya başlar hem de sadece açlık üzerinden değil, nefsî arzular ve haklar üzerinden de.

*

Başkalarının nefs kontrol çabalarına ve haklarına saygı duymayı öğrenen kişi saygı görmeyi hak eder. Bu saygı başka kişilerin farklı fikirlerine de saygı göstermek gerektiğini anlama seviyesine ulaşınca kişi gelişmiş demektir.

*

Oruç tutmak ile ne ilgisi var bunların? İftar sofrasındaki ziyafeti düşünerek aç kalmak kolay da, iftardaki ziyafetin hayali ile nefsî arzuların kontrolü zor, açın halini anlamak daha zor… Senin hakkın olan yolda veya her hangi bir şeyde, başkalarının da hakları olduğunu anlamak, kabul etmek hepten zor.

*

İşte bunu fark etmeyenler trafik medeniyetini de anlayamıyorlar ve yolları babalarının tarlası gibi kullanıyorlar. Lafa gelince medeniyet konuşuyorlar ama gördükleri medeniyeti anlamaktan, uygulamaktan aciz ilkel kişiler olarak yaşıyorlar. Bundan kurtulmak için orucun hakkını vererek tutmak gerekiyor. Şekilde değil, manada! Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.