1. YAZARLAR

  2. Osman Avanoğlu

  3. Osmanlı’nın Son Muhafızı Hasan Onbaşı-1
Osman Avanoğlu

Osman Avanoğlu

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Osmanlı’nın Son Muhafızı Hasan Onbaşı-1

A+A-

Bugün sizlere tarihimizin isimsiz, unutulmuş kahramanlarından birini anlatmak istiyorum; Osmanlı’nın son muhafızı, Mescid-i Aksa’nın vefakâr nöbetçisi, Hasan Onbaşı.

1917 yılının aralık ayında Kudüs, İngilizlerin eline geçer. Osmanlı birlikleri, Kudüs’ü terkederken geride, İslam’ın üç hareminden biri olan Mescidi Aksa’nın muhafızlığı için Hasan Onbaşı komutasında bir manga asker bırakır.

Osmanlı yıkılır, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulur, Hasan Onbaşı nöbetine devam eder. 1948’de İsrail Devleti kurulur Hasan Onbaşı Mescid-i Aksa’da nöbetine devam eder. 1967’de Arap-İsrail Savaşı neticesinde İsrail, Kudüs’ün tamamını işgal eder, Günler su gibi akar, aradan seneler geçer, Hasan Onbaşı Mescid-i Aksa’da nöbetine devam eder.

Nesiller değişir, ölen ölür, dönen döner, bir tek Hasan Onbaşı kalır. O, istisnasız her gün sabah ezanından yatsı sonuna kadar komutanının kendisine verdiği Mescid-i Aksa’nın muhafızlık vazifesini yerine getirmeye devam eder.

Hasan Onbaşı Kudüs’te, Mescid-i Aksa’da unutulur lâkin O, komutanının kendisine verdiği görevi unutmaz. O’nu Osmanlı unutur, Anadolu unutur, Türkiye unutur, Filistin unutur, İsrail unutur fakat O vazifesini, nöbetini, komutanına verdiği sözü unutmaz.

 

Mekânlar köhne,/ Meydanlar harap,/ Kudüs viran…

Takılı kalmış mazide/ Akmıyor artık,/ Durmuş Kudüs’te zaman.

 

Zaman dünde mi kaldı/ Yoksa bugün müydü?/ Muğlak…/

Görebilen gözler için/ Nefisler bast-i zaman,/ Ruhlar bast-i zaman,/ Vücutlar bast-i zaman.

 

Silinmeye yüz tutmuş hatıralar,/ Mazi hafızalarda hayal meyal./

Kadehler dolusu sabır içmiş/ Tahammül sarhoşluğunda,/ Beklenen’i beklemekte insanlar.

 

Takılı kalmış mazide,/ Akmıyor artık,/ Durmuş Kudüs’te zaman.

Tamirat üstüne tamirat görmüş/ Tek katlı, iki katlı binalar,/ Kimi kerpiçten kimi taştan./

Kim bilir kaç insan geldi geçti/ Çok eskilerden kalma,/ Bu daracık sokaklardan?

 

Türkiye onun adını gazeteci İlhan Bardakçı sayesinde yıllar sonra duydu. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyetle 1972 yılında Kudüs'e düzenlenen ziyaret esnasında Mescid-i Aksa'da rastlamıştı Bardakçı.

Bardakçı bu ilk karşılaşma anını şöyle anlatıyor: "Mescid-i Aksa'da avlunun kenarında biri dikkatimi çekti. Doksan yaşlarında bir adam. Üzerinde kendinden daha yaşlı bir asker üniforması; her yanı yama içinde, hatta bazı yamaların bile tekrar yamanmış olduğu bir elbise... Asırlık ağaçların gövdesindeki halkalar misali yamaları yaşını göstermeye çalışıyordu sanki. Orada ayakta bekliyordu, sırtına zorla yapıştırılmış gibi duran hafif kamburu da olmasa dimdik duracaktı. İki metreye yakın boyu ile yaşlıydı ama bir o kadar da vakur. Şaşırmıştım. 'Acaba bu adam bu sıcakta güneş altında neden dikilip duruyor' dedim içimden. Bizi gezdiren rehbere sordum; 'Ben kendimi bildim bileli her gün buraya gelir. Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler ne de kimseyle konuşur' dedi."Bunun ardından Bardakçı, Onbaşı Hasan'ın yanına yaklaşıp;“selam aleyküm baba!” diye seslenir. Arapça bilmediğinden kimseyle konuşmayan o vakur, heybetli ihtiyar, Bardakçı ile konuşmaya başlar.

Yarın devam edeceğiz.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum