1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Özal Ölürken
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Özal Ölürken

A+A-

O an radyoda zaman öldüren müzik yayını yeniden kesildi ve spiker yeni bilgilendirme geçti. “Sayın dinleyenler, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı Hacettepe’ye götüren ambulans, filanca caddedeyken, tıbbi imkânları daha iyi olduğu için telsiz emriyle Gülhane Askeri Tıp Akademisine yönlendirildi” diyordu.

“Hayda” dedim, “Adamı trafikte öldürmek değil de ne bu?” Karşımdaki ses, “Öyle düşünme, ambulansta gerekli tıbbi donanım ve işin ehli doktorlar vardır. Hem o hastane gerçekten daha iyi” demişti. İyi de yola çıktıktan sonra mı anladılar götürdükleri hastanenin kifayet derecesini, değil mi ama? Zaten sonradan o ambulansın normal hasta sevkine dahi uygunsuz olduğu, üstelik köşkte de doktor bulunmadığı anlaşılmıştı. Neticede radyodan son anons geldiğinde sunucu “Özal götürüldüğü hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı” diyordu. Bizim çatı gibi memleketin de çatısı uçmuştu.

Yıllar sonra bir ortamda o radyo yayınını bu şekilde anlatınca birisi itiraz edip “Özal Hacettepe’ye sonradan götürüldü, siz yanlış hatırlıyorsunuz” demişti. Kişisel olarak radyonun o günkü yayın bantlarını inceleme şansım da olmadığına göre, bu itiraz ve ihtimali de belirtmem icap eder.

Adnan Kahveci, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis ve Turgut Özal’ın ölümlerine sahne olan o yılların üzerindeki sis perdesi aralanmadığı için sonraki yıllar benzer durumların yaşanması için hep müsait gibi geçti. Nitekim BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin bulunduğu kiralık helikopterin Maraş dağlarında infilak ettirildiği dönemde, devrin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bilmem kaç suikastın bertaraf edildiği de yazılıp konuşulmuştu.

Türkiye bu hadiseleri perdeleyen eli ve sahibini ortaya çıkarıp gereğini icra edebildiğinde, üzerinde vesayet tahakkümünde bulunanları etkisizleştirmiş olacaktır.

ALİYEV’İN

ERDOĞAN’A UYARISI

Gazeteci Dr. Seyfullah Türksoy’un kaleme aldığı bir makale suikast yöntemlerine ışık tutması yönüyle önemlidir. Yazıda anlatıldığına göre Azerbaycan’ın 3. Cumhurbaşkanı merhum Haydar Aliyev çok güvendiği insanlardan biri olan Prof. Dr. Eldar Hasanov'u 1999 yılında, Pınarahisar cezaevinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret edip bir mesaj iletmekle görevlendirmiş.

Hasanov cezaevi yönetimi tarafından saatlerce bekletildikten sonra Erdoğan ile görüştürülmeden uzaklaştırılmış, hatta sınır dışı edilmiş. Hasanov’un taşıdığı mesaj uyarı niteliğindedir. Fırsatını bulup Erdoğan’ın kulağına “Beni Aliyev gönderdi. Verilen su ve yiyeceklere çok dikkat etmenizi söyledi” diye fısıldayacakmış.

Silahlı suikastların dışında bir de gıda ve sair yöntemlerle, hatta virüs ve mikrop enjektesiyle gerçekleştirilen suikast tiplerinin olduğu artık aşikâr değil mi?

Bu hususta dikkat çeken ayrıntı ise Hasanov’un, sıradan bir cezaevi ziyaretinde bulunmak isteyen Hasanov’un acilen sınırdışı edilmesidir. O ziyaret girişimini kim hangi birimlere iletti ve hangi makamlar “Bu adamı sınır dışı edin” dedi, çok önemlidir.

KORONA GÜÇLENİYOR

İnsanların kısıtlamalara dayanma gücünün tükendiği şu günlerde Koronavirüs etkisini iyice artırdı. Bir yanda sosyal mecralarda aşı karşıtlığı pompalanırken, maskenin insanlar maskenin sağlığa zarar verdiği yalanına inandırılırken ve 65 yaş üstü insanlar adeta sokağa çağırılırken diğer yandan korona sebepli ölüm oranı tavan yaptı. Kısıtlamaların kâğıt üzerinde kaldığı bu günlerin devamında daha provokatif söylemlerin vücut bulma ihtimali de güçleniyor. Hastalığın giderek yayılması bir insanlık sorunu olmaktan ziyade bir muhalefet malzemesi haline dönüştürülüyor. İktidarı dövmek için her yolun mubah sayıldığı ülkemizde tablo aynen böyle; ne tedbir alsan boş, kısıtlama kararı alsan bir dert, almasan başka bir dert.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.