Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Papaz Bahane

A+A-

Düne kadar dünyanın dört bir yanındaki ülkelere askeri operasyonlar yapan, savaşlar açan, darbeler yaptıran ABD, Başkan Trump yönetimi ile yöntem değiştirdi ve askeri operasyonlar yerine ekonomi savaşına hız verdi. Bir uçta Çin’e diğer uçta Avrupa Birliği’ne karşı. Arada en çok zararı görenler bizim gibi gelişmekte olan ülkeler olacak yine.

*

Ekonomi savaşını kim kazanacak? Tükettiğinden daha fazla üreten, ihracat yapan, harcadığından daha fazla döviz kazanan, cari açığının ve dış borçlarının gayr-i safi milli hâsılasına oranını yönetilebilir, sürdürülebilir oranda tutan ve bunları başaracak kalitede insanlar yetiştiren ülkeler kazanacak demek bir kehanet olmaz.

*

Şöyle bir kendimize bakalım, ekonomi savaşında bizim cephanemiz nedir? AB dünyanın güven duyduğu Euro gibi rezerv para kabul edilen bir paraya sahip. Sermaye birikimi, sanayi üretimi ve ihracatı ile gücü belli. Dünyanın en yeni ve en yüksek teknolojilerini üretme yarışında en güçlü rakiplerden biri. Eğitim sistemi hem kendi insanına hem de dünyanın dört bir yanından gelenlere nitelik kazandırıyor.

*

Çin merkez bankası altın bir yana, Euro ve ABD Doları gibi rezerv paralar ile dolu. Tükettiğinden fazla üretiyor ve yaptığı ihracat ile her yıl onlarca milyar dolar veya euro dövizi rezervine eklemeye devam ediyor. Buna rağmen para birimi olan Yuan’ın değerini olması gerekenden daha düşük tutuyor. Tutuyor ki ihracatta rekabet daha da gücü artsın ve ithalatı baskılayabilsin. Çin yönetimi, Yuan’ın değerini teknik bir konu olarak görüyor, iç siyasetine alet etmiyor.

*

ABD’nin, Çin’e ve AB’ye karşı gümrük vergilerini artırmasını düşmanlık olarak mı yoksa dünyanın kaynaklarını paylaşma yarışındaki rekabetin bir parçası olarak mı görmemiz lazım?

*

Öte yandan geçen yıl ABD’li bir kredi derecelendirme kurumunun Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank’ın kredi notunu düşürmesini de unutmayalım. Savaş mı, rekabet mi? Yoksa teknik bir mesele mi?

*

Bunları, ekonomi biliminin matematik ile açıklanan kuralları çerçevesinde yapılan teknik işler olarak görmek yerine siyasete alet ederek düşmanlık söylemlerine konu etmek toplumu yanıltır. Özellikle de bilgisiz toplumları. Bilgisiz olan araştırır ve hakikati öğrenir kurtulur ama öğrenmeyen, bilgisizlikte ısrar ederek cahilleşen toplumlarda bu tür siyasi söylemler yanlış ve yararsız sonuçlara yol açar.

*

Dün, Türk Lirasının değerli(!) görünmesini başarı olarak görenler ve bununla övünenler, bugün Türk Lirasının değerinin düşmesinden dolayı niçin düşmanı suçluyorlar? Güçlü TL bizim başarımız ise zayıf TL de bizim başarısızlığımızdır demek sorumluların değerini düşürmez. Tam tersine yapılan yanlışın ne olduğunu anlamamızı sağlar. Ekonominin teknik konularına siyaset gözlüğü ile değil, bilim ile bilgi ile yaklaşmak gerektiğini öğretir.

*

Paranın değeri, döviz, faiz ve enflasyon konuları siyasete alet edilmeyecek kadar teknik ve hayati konulardır. Siyaset, arzular ile kaynaklar arasında denge kurmak için yapılmalıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.