1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Papazın İftar Daveti-2
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Papazın İftar Daveti-2

A+A-

 

Harf devrimi de böyle bir çarpıtma ile sokuluyor cehalet ile ahmaklık arasındaki farkı bilmeyenlerin bilinçaltına…

*

Papazın iftar hikâyesine, hikâye tadında cevap vermeye çalışalım. Avrupa’daki gelişmelerin sonucu olarak Avrupalı’ya karşı yenilmeye ve toprak kaybetmeye başlayan Osmanlı, rakipsiz olduğu kol gücü, iman gücü ve cesarete rağmen, zayıf Avrupa’nın bilim ve fen ile güçlenerek kendisini dövmeye başladığını anlayınca ‘biz de sanayileşelim, bunun için gereken bilim ve fen okullarını biz de açalım’ diyor...

*

O dönem açılan bilim-fen okullarını İslam dışı ilan eden sözde hocaların ham softaların gazabından kurtulamayan padişahın torunları zamanında ise Osmanlı bilim, için fen için yazının sözlü iletişimden, akıl ve zekâ gücünün de ezber ve hafıza gücünden daha önemli olduğunu anladılar…

*

Ve Osmanlı konuştuğu dile uymadığını anladığı Arap alfabesini değiştirmeyi tartıştı. Başaramadı ama Arap alfabesine, Türkçe diline uygun harfler ekleyerek alfabede ilk reformu yaptı. Arap alfabesi ile Kur'an alfabesi karıştırılmasın lütfen buna Osmanlı alfabesi demek daha doğru olur aynı Fars Alfabesi gibi... Zira Osmanlı alfabesi ile Kuran-ı Kerim’i okumak ek bir eğitim almadan mümkün değildir… Okuyabilenler de ek eğitim almamışsa Kuran mesajını anlayacak kadar Arapça bilmiyordu çünkü o dönem ‘idareci ve aydın kesimde’ konuşulan dil yani Osmanlıca, Türk dilinin tahrifi üzerine Farsça ve Arapça dillerinin işgalinden oluşmuş sonradan Latince ve Fransızca bulaşmış bir dildir... Kur’an’ı anlayacak bir dil değildir... Bunu bilmeyenler, dedelerinin Kur’an'ı okuyup anladığını zannederler... Ve bu yanlış bilgi yüzünden o papaz hikâyesindeki yalan üzerine kurulan algı yönetimine kurban giderler…

*

Bir süre sonra eski gücünü kazanmak için Avrupa gibi sanayileşme ve kendi silahını yapabilme isteği Avrupa ‘teknolojisini’ taklit etmeyi ‘ihtiyaç’ haline dönüştürür Osmanlı’da. Eğitim olmadan taklitçiliğin sonrası malûm, yıkım...

*

Yıkımdan sonra gelen cumhuriyet döneminde yapılan hatalar da vardır elbette. Ama

Ölü bir anadan doğan bebeği, anasını öldürmekle suçlamak olur mu?

Anadan bebeğe geçen hastalıklar için bebek suçlanır mı?

Bazı hastalıklar ile doğdu diye bebeği öldürmek mi gerekir, tedavi etmek mi?

Kendi tarihine yalan derken düşman yalanlarını tarih diye anlatana kanmak Müslüman ferasetine sığar mı?

Din adına kandırılmış olduğunu acı çok bir şekilde anlayanlar, tarih adına da kandırılmakta olabileceklerini düşünmeli değil mi?

*

Sözün özü yani bu papaz hikâyesinde verilen mesajın cevabı: ALFABE bir DİN meselesi değil, bir DİL meselesidir... Alfabe dilden döküleni yazmaya yarar, dil okunanı anlamaya… Anlama yoksa yazmak veya okumak neye yarar? 

*

Bir dil meselesi olan alfabe için din üzerinden kavga çıkararak milleti bölmeye çalışlanların amacı ne olabilir? Esas soru budur, bunu ne zaman anlayacağız?

*

Daha önemlisi, anlamak için mi konuşuyoruz yoksa kandığımız yalanları yaymak için mi? Ve duyduğu her lafı, doğruluğunu araştırmadan konuşmak Müslümana yalan olarak yeter diyen sevgili Peygamber Efendimizi anlamanın neresindeyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.