1. YAZARLAR

  2. Mustafa Güden

  3. Payitaht’tan Çeşm-i Cihan’a Seyahat
Mustafa Güden

Mustafa Güden

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Payitaht’tan Çeşm-i Cihan’a Seyahat

A+A-

Merhaba sevgili okurlar. Bu haftaki yazımızda sizlere Karabük, Safranbolu, Bartın ve Amasra seyahatimizden gezi notlarımı sunacağım. Keyifli okumalar…

***

 “Kardeş, şu yalan dünyada görmen gereken ilk memleket köşelerinden biri Bartın’dır, aklında bulunsun. Hele Amasra yok mu; insanı kendine âşık eder, ayrılmak istemezsin” derdi. Bu sevda ile tutulmuştu Bartın’a Mevlüt Ataseven. Yıllarca Bartınspor’dan ayrılamayışının sebebi de bu olmalıydı. Tembih aklımızdan çıkmadı çıkmasına da, yıllardır yolumuzu bir türlü Bartın’a düşürememiştik. 1980’li yıllarda Konyaspor’un peşinden maceralı ve çileli bir Ankara-Zonguldak-Karabük yolculuğumuz olmuştu. Karadeniz’e ilk göz açtığımız şehirdi kara elmasın beldesi. Heybetli dağların arasından salına salına ilerleyen posta treniyle vardığımız Karabük o yıllarda henüz kabuğunun darlığını yaşayan, talihine mağlup bir ilçe idi. TYB Konya Şubesi’nin ‘Yazılacak Çok Şeyimiz Var’ projesi kapsamında düzenlediği Karabük, Safranbolu, Bartın, Amasra seyahati bizim açımızdan yılların özlemine çare olacak bir fırsattı. Cumartesi sabahı birbirinden kıymetli dostlarla Kılıçarslan Meydanında buluşup yola revan olduk.

***

Otobüste TYB Konya Şubesi Başkanı Hayri Erten program hakkında bilgilendirmede bulunduktan sonra sohbet faslı açılıyor. TYB Onursal Başkanı Ahmet Köseoğlu kafilede bulunanların kişisel yeteneklerine hâkim; kim şiir okur, kim şarkı söyler biliyor. Repertuarı bir hayli zengin olan Muhammed Acıyan iyi ki yanımızda, diyoruz. Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Güçlü, Zeki Oğuz ve Saffet Yurtsever’in analizleri, Nihat Abayhan, Mustafa Balkan ve Şener İşleyen’in anıları, Bedir Köseoğlu, İsmail Detseli, Hatice Hilal Seyhan, Salih Sedat Ersöz, Kazım Öztürk ve Ömer Lütfi Ersöz’ün şiirleri, Hüzeyme Yeşim Koçak’ın öyküsü, İbrahim Can’ın sosyolojik tespitleri, Melahat Ürkmez’in nağmeleri, seyahatimize eşlik ediyor. Genç doktor Şeyma Ürkmez kendini tanıtırken ‘İyi bir beyin cerrahı olmak istiyorum’  deyince birden kendimi kafilenin en şanslısı sayıyorum. İlk molada aynı masadaydık, ‘Başınıza ne olduğunu merak ediyorum’ deyince yedeğimdeki ameliyat raporlarını eline tutuşturup fikrini alıyorum. Ameliyattan sonraki gelişmelerin çok iyi olduğunu söylemesi benim için mutlu ediciydi.

***

Konya’dan Gerede’ye kadar otoyol kalitesinde, ‘su misali’ akarcasına sorunsuz bir şekilde ilerledikten sonra Koçumlar, Kapaklı, Ortaköy, Köyceğiz Kayı derken Karadeniz coğrafyası kendini hissettirmeye başlıyor. Toprak parçasının görünmediği dağların arasında, ‘kaymak misali’ asfalttan akıp giderken Bedir Köseoğlu içindeki espriyi tebessüme sunuyor, ‘Ağaçtan dağ yapmışlar’ diyerek. Evet, Allah harikulade sanatıyla varlığı, birliği ve kudretini ikram ediyordu yeryüzüne. Soğanlı Çayı boyunca Cemaller’i geçerken Türkiye’nin sembol fabrikalarından Kardemir’in kuleleri selamladı bizi. Şehir kadar, belki şehirden de büyük fabrika sahalarından sonra, Karabük’ün yeni yüzüyle karşı karşıya geldik. Oysa Cemil Paslı kaç sene önce burada askerlik yapmış, gözleri eski Karabük’ü arıyordu. 30 yıl öncesinin ‘varoş’ diye tabir edilen mahalleleri yerini çok katlı sitelere bırakmıştı. Öğretmenevi’nde odalarımıza yerleşip yemek masasında toplanıyoruz.

Yarın devam edeceğiz…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.