1. YAZARLAR

  2. Mahir CIKCIKOĞLU

  3. Peygamberime Mektup
Mahir CIKCIKOĞLU

Mahir CIKCIKOĞLU

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Peygamberime Mektup

A+A-

Kutlu Doğum haftası tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor. Ben de bu vesile ile bugünkü köşemde Peygamberime bir mektup yazmayı düşündüm. Bilmem avazım O’na ulaşır mı?
Ey Allahın Resulü! Sen aramızdan ayrılalı yüzyıllar oldu. Sahabe şanslıydı, ne problemi varsa Sana soruyor hacetini görüyordu. Şimdi ben kime ne soracağım. Taif seferinde elini Rabbi’ne açtığında çaresizliğini dile getirerek “Beni kime emanet ediyorsun” diye gözyaşı döküyordun. Sen göçeli biz Allah’a nasıl yalvaracağımızı da bilemiyoruz. Daha doğrusu Allah’a sığınma yerine; şeyhlere, cemaat liderlerine ve hatta parti liderlerine sığınıp onlardan yardım diliyoruz.
Ey Peygamber! Dünyadan bizlere veda ederken “Size iki şey bırakıyorum. Onlara sarıldıkça yolunuzu sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın Kitabı Kur’an ve benim sünnetimdir” buyurdunuz. Sen aramızdan ayrılalı, bizler dinler arası diyaloğa girdik. Önce Sen’i çıkardık hayatımızdan. Hem söylediklerin ağır geldi bizlere (!)… Sen; namaz günde beş vakit olacak diye ısrar ediyordun. Ama Sen okuma yazma bilmeyen bir ümmi idin. Şimdi bizim Proflarımız var. Hepsi okumuş çocuklar. Bizim için bir kolaylık yapıp, 3 e indiriverdiler. İmanın şartında 6 diye ısrar ediyordun. Bizim akıl daneler vahyin penceresinden bakarak 5’e düşürdü. Meğer kader diye bir şey yokmuş imanın şartları arasında (!)… Sen yanlış biliyormuşsun(!)… Dahası tavuktan ve balıktan kurban kestirdiler bizlere…
***
Ey Resul! Sahaben Sana seslenirken “Anam-babam sana feda olsun” diye başlarlardı sözlerine… Sen onlara bir şey sorarsan “Allah ve Resulü daha iyi bilir” derlerdi. Halbuki Sen Kur’an’ın tabiri ile bir “Ümmi” idin. Üstelik zengin biri de değildin. Bizim şimdi zenginlerimiz var, her haltı bilen fakat haddini bilmeyen proflarımız var, dahası liderlerimiz var putlaştırdığımız Ya Resulullah… Biz artık onları dinliyoruz.
Ey Sevgili ! Görüyorsun ki; bugün Sana her zamandan çok daha ihtiyacımız var. Sünnetim size ulaşmadı mı? diye soracaksın… Elbette ulaştı ama biz onların hepsine “uydurma” diye bir yafta asıp kaldırdık. Allahın kitabı Kuran’ı okumuyor musunuz, ne yaptınız deme sakın... Tabii O’nu okuyoruz okumaya... Ama okuduğu Türkçe bir metni bile anlamaktan aciz yüzlerce kişi; kendince Allah’ın Kitabı’nı yorumluyor bizlere… Elhasıl Veda Hutbesi’nde bizlere emanet bıraktığın Kur’an’ı da sünneti de yitirdik. Kafamıza yaş keçi derisi geçirip güneş altında bırakarak “mankut” yaptılar bizi… Şimdi babamızı anamızı tanıyamaz olduk artık… Sana ne olursun aramıza yeniden dön diyeceğim ama, Seni de tanıyabileceğimizi zannetmiyorum.
***
Ey Nebi ! Sana bir sualim olacak… Ben bugün ölsem namazıma durur muydun ? Yalanı ekmek su gibi kullanan, bırak verdiği sözü tutmayı; yazılı senedini ve çekini ödemeyen birinin namazına durur muydun gerçekten… Hümeze suresinde “Parayı toplayıp, tekrar tekrar sayan” diye nitelendirilen münafıklık alameti ile akşam sabah meşgul olan, fakat hayır hasenat yapamayan; para ve makam hırsı için atmadığı takla kalmayan benim namazımı kılar mıydın, kıldırır mıydın? Senin ümmetin olmak dururken, cemaat ve tarikatlerin peşinde koşsam da beni gerçekten affeder miydin?… Benim için yine de dua eder miydin Allah’a… Bana yine de ümmetim der miydin?…Sana gelip, “Ey Resul, ibadetlerim eksik ama Seni canımdan çok seviyorum” diyen bir sahabeye “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Buyurdun ya… Ben ondan çoook çoook daha kötü durumdayım. Ama Seni gerçekten seviyorum. Bana da aynı müjde var mı Ey Resul…İşte Seni bunun için seviyorum. Allah kendi sevgisinden sonra Senin sevgini gönlümden eksik etmesin, oraya başkaca da sevgi girmesin. Anam-babam Sana feda olsun ey Nebiler Sultanı…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.