Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

POLONYA

A+A-

Geçen haftamız Almanya ve Polonya’da geçti. Önceleri makine ithalatçısı, şimdi makine ihracatçısı olarak tamamını gezdiğim orta ve batı Avrupa ülkelerinde gördüğüm ve hayran olduğum orman dolu yeşil doğa Polonya’da da var. Şaşırsam mı? Üzülsem mi?

*

Üzülmem buralardaki bu yeşil, bu orman bizde niçin yok? sorusuna cevap veremediğim içindir… 1994 yılından beri birçok defalar yazdım; Düğün, dernek, sünnet vesilesi ile arabalara binip konvoylar halinde trafiği tıkayan, havayı kirleten ve gürültü ile insanları rahatsız ederek eğlendiğini sananları gelin bu güzel günün anısına bir fidanlık kurun diye yönlendirmeyi önerdim. Belediyeler bunu çok iyi yapabilir. Nikâh şekeri yerine minik fidanlar toprak ile buluşur, her çiftin bir fidanlığı olur, fidanlıklar ormana dönüşür. Oldu mu? Birkaç haber gördüm gazetelerde, deneyen belediyeler olmuş ama yaygınlaşmadı, yani olmadı.

*

Bir yerinden başlamam lazım dedim, biz yaparsak olur dedim ve 2000 yılında memleketim, Karaman’ın Ayrancı ilçesine, barajın dolusavak, ağaçlandırma alanına biraz fidan dikmeye niyetlendim. Sağolsunlar Belediye Başkanı ve Kaymakamın da ilgisi ile 18 bin fidan dikilmiş… O parmak kadar fidanlardan 5-6 bin kadarı bugün insan boyunu aşmış ağaçlara dönüştü. Küçük bir orman oldu yani. Ama arkası gelmedi. Beni sevenler varsa biz de yapalım der destek olur, sevmeyenler ise o yaptıysa biz daha iyisini yapalım da onu geçelim der, sonuçta bu rekabet ile memleket kazanır diye düşünmüştüm ama kimsenin umrunda olmadı sanki.

*

Almanya’da üzücü bir şey daha gördüm bu sefer, bizimkiler otopark alanlarında bedensel engelliler için ayrılan oto parkları işgal etmekten utanmazken, onlar engelli otoparkları yanına çocuklu anneler için de otopark yerleri ayırmış… Biz niçin daha önce düşünemedik? Hani medeniyet konusunda lafı kimseye kaptırmıyoruz ya uygulamada niye hep arkada kalıyoruz?

*

Medeniyet için insanı iyi tanımak gerekiyor, Yunus’un dediği gibi; İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Ya nice okumaktır… Okumuyoruz ya da okuyor ama öğrenmiyoruz… Size her şeyden önce kendininizi öğretmeyen bilginin ne faydası var?

*

İnsan kendini birçok farklı açıdan tanıyabilir. Bu açılardan birini izniniz ile şöyle izah etmek istiyorum:

- İlk aşama. Hayvan, kendisini soğuktan ve güneşten koruyan damı yapana, önüne yem koyana sütünü, yumurtasını, yünü, kürkünü hatta etini, yavrusunuz verir. Dert etmez boynuna bağlanan ipi, üzerine kilitlenen kapıyı. Bağımlıdır.

- İkinci aşama. İnsan, kendi yemini kendisi bulmak, kendi damını kendisi yapmak için çalışır, çabalar. Kimsenin vereceği yem için boynuna, fikrine, vicdanına ip bağlatmaz. Yemek için makam için özgürlüğünü ve onurunu feda etmez. Bağımsızdır.

- Üçüncü aşama. Müslüman, kendi çabası ile bulduğu için vesile olan başka insanlara bağımlı olmaz. Bağlı olsa bile bağımlı olmaz Müslüman. Verenin Allah olduğunu bilir, insanın sadece vesile… Allah'ın verdiği için vesile olana değil yalnızca Allah'a kul olur, sadece Allaha bağımlıdır, diğer her şeyden bağımsız. Ancak bu seviyedeki insan özgür vicdanı ile düşünür ve bunu anladıkça insan olmanın şerefine yakışır medeniyeti üretir… Selam ve dua ile Kadir Gecenizi tebrik ederim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.