1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Polonya’dan Selam
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Polonya’dan Selam

A+A-

Polonya, Leh Walesa adı ile birlikte kazınmış zihnime. Ortaokula başladığım yıl sevgili ablamın maaşı ile televizyon alınmıştı eve. Haber izlemek ilginç gelirdi TV’de. 1981 yılında bir sendikanın başkanı olan Leh Walesa adlı bir tersane işçisi sorun çıkarıyordu hükümete ve sık sık çıkıyordu haberlere.

*

O dönem Sovyetler Birliği içinde bulunan Polonya hükümetini merkezi otoriteye karşı reformlar yapmaya zorluyormuş… İlerleyen yıllarda anladığım kadarı ile Leh Walesa sosyalist bir ülkede işçi haklarını savunduğu için işten atılmış ama işten atılan o adam yılmamış “Dayanışma” adını verdikleri bir hareket ile Polonya’nın demokrasiye geçişinde ve dönüşmesinde önemli rol alarak tarihe adını yazdırmış, 1990 yılında da Polonya Cumhurbaşkanı seçilmiş, bir ara Nobel Barış Ödülü bile almış..

*

Baş döndürücü bir çaba ve kararlılık örneğidir işçi oğlu işçi Walesa. Sonra’dan işin arkasında Amerika’nın olduğu hatta Papa 2. Jean Paul’un SSCB’ye karşı olan bu hareketi kapitalist batı devletleri lehine desteklediği ortaya çıktı. Olsun hikaye daha bir derinlik ve heyecan kazandı bence. Tarih böyledir işte bir an değildir, günün tarihi değildir tarih, süreç halinde bir örüntü şeklinde gelişen olaylar arasındaki etkileşimdir. Tarih birilerinin anıları değildir.

*

Şimdi yine Polonya’dayım. Bulunduğumuz bölgedeki, insanlık tarihinin en vahşi utancı olan Auschwitz Kampı yukarıdaki heyecan verici başarı hikayesini unutturdu. Bu kadar yakınına gelmemize rağmen randevu alamadığımız için ziyaret edemedik kampı. İkinci Dünya Savaşındaki Nazi vahşetinin sembolü olan Auschwitz kampının gaz odalarında başta Yahudiler olmak üzere Nazilerin düşman ilan ettiği birçok kesimden 1 milyon kişi ölmüş. Tüm kamplarda bu şekilde öldürülen insan sayısı 6 milyon olarak tahmin ediliyor. Kamp günümüzde müze ve UNESCO'nın İnsanlığın Kültür Mirası listesine.

*

Almanların ‘ırkçılık dürtüsü’ ile hareket etmelerinin sonuçları bununla sınırlı kalmamış, benzeri bir katliamı da Ukrayna’nın Babi Yar şehrinde yapmışlar. Nazilerin Babi Yar şehirde yaptığı Yahudi katliamına ait resimleri alıp Türkiye, Dersim’de katliam yaptı diye paylaşan TİÇ’leri (Tarihi İçerden Çarpıtan) hatırlamamak olmazdı şimdi…

*

Bu TİÇler her ne kadar Osmanlıcıymış veya Müslüman’mış gibi görünse de her ne kadar siyasi gücün sahibi AKP yandaşıymış gibi konuşsalar da, Almanya’da yayın yapan ve Atatürk’e attığı iftiralar ile aslında Türk-Türkiye düşmanlığı yapanlar ile aynı düşmanlıkta birleştikleri ortadadır.

*

Tekrar etmekte fayda var; Milliyetçilik insani bir duygudur, ırkçılık ise hayvani bir dürtüdür. Aradaki farkı anlamak her insanın boynunun borcudur. Ve Atatürk düşmanlığı aslında Türk düşmanlığıdır ve Türk düşmanlığı ise İslam düşmanlığının ta kendisidir. Bir de şu var; Herkes Müslüman olabilir ama herkes mümin olamaz… İslam’ın hedefi güzel ahlak ile mümin kişi yetiştirmektir. Mümin kişi iftira atmayan, yalan söylemeyen, hak yemeyen, kendisinden emin olunan, ikiyüzlü davranmayan, güzel ahlakı tamamlamış ve erdem sahibi olmaya geçmiş kimsedir. Tanıyanların ben de böyle olayım diye gıpta edeceği kişidir mümin. 

*

Bu temel tespitleri anlamazsak, TİÇ’lerin karıştırdığı kafalar ile ancak düşmana hizmet ederiz, oysa gerçeği gören bir kişi bile devleti de kurtarır milleti de.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.