1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Ramazan ve Global Güçler
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan ve Global Güçler

A+A-

Dünya Ramazan ayının gelişinden habersiz tüm hızı ile bildiği yolda devam ediyor. Namaz kılan insanların üzerine ateş açılıyor, onlarca kişi katlediliyor. Düşmanı boş ver, müslümanın müslümana zulmü bile durmuyor. Üstelik bu zulüm coğrafyasına, bir ülke daha katıldı: Mısır. 
Osmanlı’dan sonra bir kurtuluş savaşı veremeyen Mısır diğer Osmanlı bakiyesi ülkeler gibi esir düştü ve sömürgesi oldu Haçlıların. Aralarından çıkan işbirlikçiler, hainler, rüşvetçiler kendi ülkelerini dış güçlerin istediği gibi yönetti. Buna karşı çıkmak isteyenler hapislerde çürütüldü.
Yıl 1919, İngiliz birlikleri Mısır’ı bir avuç askeri birlik ile işgal ediyor, asıl amaç Süveyş kanalına sahip olmak ama olmuşken tüm Mısır’ı, Nil havzasını sömürmek de fena olmaz. Dönemin ileri gelenlerinden bir zat İngiliz işgal kuvvetleri komutanına şunları söylüyor “Ey komutan, bu kadar az asker ile neyinize güvenerek zulüm yapıyorsunuz? Biz Mısırlılar silahsız, sadece elimize sopalar alıp askerleriniz üzerine yürüsek bile hepsini denize dökeriz.” İngiliz komutanın cevabı şöyle “Evet haklısınız, öyle bir hareket yapsanız biz de çıkar gideriz zaten ama içinize öyle nifak tohumları atarız ki yüz yıllar geçse çıkaramazsınız, birbirinizi yersiniz.”
Mısırlılar bir cesaret gösterip İngilizleri topraklarından kovamadı ama İngilizler istemediğin kadar nifak tohumunu attı Mısırlıların beynine, vicdanına hatta imanına. Bizim farkımız Kurtuluş Savaşımız ile İngiliz’i ülkemizden kovmayı başarmak olsa da aynı nifak tohumları bizde de atıldı. Öyle ki; gelecek için, gelişmiş medeniyetler arasına girmek için bize verilen hedeflere sahip çıkmak, çalışmak yerine, hala yüz yıl önceki otorite çekişmelerinin taraftarlığına soyunarak birbirimizi kırıyor, zaman kaybediyor ve geleceğimizi ıskalıyoruz.
&&&
Bulunduğumuz bölgede lider ülke olmak, global bir güç olmak istiyoruz, bu yönde politikalar üretiyoruz. Ama “bir güç” olmak bizim isteğimize bağlı değil görüldüğü gibi. Çünkü dış güçler bizimle olursa geldiğimiz gaza kendimiz de şaşırıyoruz, dış güçler karşımızda olunca görünmez bir duvara toslamış gibi oluyoruz.
Güç kendi içinden çıkmamışsa asla güvenme. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yapan bir ekonomi gücüne ulaşmayı hedefliyoruz ama bu ihracatı yapacağımız ülkeler ile nasıl dans edeceğimizi bilemiyoruz. Ayrıca bu kadar ihracatı başarmak için ithal etmemiz gereken 610 milyar dolarlık hammaddenin çoğu dış güçlerin elinde.
Dün can ciğer olduğumuz Suriye bugün düşmanımız, Almanya’yı bile geçerek en büyük ihracat pazarımız olan Irak bile birbirini yok etmek için 10 yıl boyunca savaştığı İran ile bize karşı ittifak içine girdi. İran, Irak, Suriye ekseninde bizim yanımızda olan Suudi Arabistan Mısır’da bizim kabul etmediğimiz, eleştirdiğimiz darbeyi ilk tebrik eden ülke oldu. Hatta bununla kalmadı, darbeciler başarılı olsun diye 2 milyar dolar hibe yapacağını açıkladı.
Stratejik ortağı olduğumuz ABD ile aralarına katılmak için çalıştığımız AB “darbeye darbe demedi” diye küçük sularda fırtınalar koparıyoruz. Mısır’da amacına böyle ulaştı adamlar, darbeye darbe deseler nasıl destekleyecekler?
&&&
Bilinen o ki; dış politikada mertlik, delikanlılık yoktur ve beklememek de gerekir. Dış politika ülkelerin menfaatleri üzerine oynan bir güç dengesi oyunudur. Bizim de sesimiz, politikalarımız birilerinin menfaatine uyduğunda megafon gibi yüksek çıkarken, birilerinin menfaatine uymadığında gücümüz kadar çıkıyor işte.
Dış politika tarihi derinlikten yoksun olamaz, 1. Dünya savaşından sonra İngiliz ordusu Kudüs’ü işgal ettiğinde, “Haçlı orduları bin yıllık uğraştan sonra zafer ulaştı” diye tüm kiliselerde kutlamalar yapıldı ve o savaşta Osmanlı Devletinin müttefiki, İngiliz’in düşmanı olan Almanya bu kutlamaların dışında kalmadı.
O dönem şartlarında bir kurtuluş savaşı vermek yerine, aman düşmanı fazla kızdırmayalım hatta İngilizlerin himayesini (manda) kabul edelim diyen Osmanlı idareci ve bürokratlarını da unutmadı tarih.
Aynı tarih, Allah, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed çevresinde bir birlik için diyalog kurmak yerine “dış güçlerin” dinamosu Vatikan ile diyalog kurma çabasında olan “Müslümanları(!) ve onların ekseninde İslamcı(!) politika güdenleri de unutmayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.