Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ruhuna Fatiha-1

A+A-

Tarih 10 Kasım 1976. Karaman, Ayrancı İlkokulu (1941). Gittiğim ilkokulun yapım yılının annemin doğduğu yıl olması bana ilginç geldiği için okul adı ve yılı birlikte kazındı zihnime, çocuk aklı işte.

*

Kasım aylarında çoktan kar yağmış olurdu eskiden. Bekliyoruz o soğukta saatin dokuzu beş geçmesini, her yer beyaz. Derken o tiz boru sesi çınlamaya başlıyor… Geçen yıl ilk duyduğumda ne olduğunu anlamamıştım ve ne yapacağımı bilmiyordum, öylece dikilmiştim herkesle beraber. Artık ilkokul 2. sınıftayım ve öğrendim; Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü tam da ölüm anında anıyoruz. Ölenlerin arkasından üç İhlas, bir Fatiha okunacağını yaz tatilinde Kuran kursunda öğrenmiştik zaten. Okuyorum.

*

Bu boru sesi de ne oluyor? Kuran kursunda böyle bir şey öğrenmedik biz. Devletimizin yönetimini elinde tutanlar, anma şeklini böyle uygun görmüş, belki de laiklik adına. Anlatan olsa bile anlamayacağız o yaşta laiklik ile bunun ne alakası var! Seçilen bu anma yöntemi, Atatürk acaba Müslüman değil miydi? gibi yaman sorular ile ilk ön yargı tohumlarını atılıyor taze zihinlerimize. 10 Kasımlarda ruhuna Fatiha göndermek ve Allah rahmet eylesin demek zorlaşıyor.

*

Yirmili yaşlara kadar, bu ön yargıların okulda aldığımız bilgilere olan güvenimizi sarsması nedeni ile Atatürk aleyhinde söylenen her söz kolayca yer buluyor zihinlerde. İnsanı kandırmak kolay ama kandırıldığına inandırmak dünyanın en zor işi atasözüne konu oluyoruz farkına varmadan.

*

Aslında öyle değilmiş, şöyleymiş diye başlayan tatlı hikâyeler, hatta ile devam eden cümleler ile pekiştirilince o güne kadar öğrendiğimiz bilgilerin yerine geçiveriyor hemen. Ve bu hikâyeler içine gizlenmiş tam zıt bilgilere sarılıveriyoruz kolayca. Yetmiyor arkadaşlarımıza da anlatıyoruz; Biliyon mu Atatürk aslında ... … Biliyon mu Atatürk’ün annesi aslında … … Biliyon mu Atatürk aslında İngilizler…. hatta … …

*

Bu ihanete kapılmış ve katılmış öğretmenlerimize, büyüklerimize soru sormayı, itiraz etmeyi düşünmek bir yana, bu bilgileri(!) arkadaşlardan önce öğrenmiş olmanın havasını atıyoruz etrafa.

*

Bilinçaltımıza yerleştirilen kırılmaz ön yargılara rağmen, tek bilgi kaynağına saplanmadan, farklı kaynakları okuyan, ulaştığı bilgileri sebep sonuç ilişkisi içinde sorgulayan, dönemin şartları ile günümüz şartları arasındaki farkı da idrak etmeye çalışarak, ulaştığı bilgileri karşılaştırmalı şekilde düşünen az da olsa bazı arkadaşlar erken uyanmaya ve kandırıldığından şüphe duymaya başlıyor. Daha önce uyanan arkadaşlarımız da yok değil tabi ki ama onları kalabalık gücümüz ile susturabiliyoruz.

*

Düşünmekten korkutulmuş olmamıza rağmen, düşünmeye devam edebilenlerden bazılarımız, otuzlu yaşlara gelince Hanya’yı Konya’yı anlamış olarak, nasıl bir kandırılma içinde olduğumuzu, sarıldığımız ön yargıların bir zamanlar kırılamaz olmasına rağmen hakikat karşısında nasıl eriyip gittiğini görmeye başlıyor.

*

Buna rağmen, kırklı yaşlarda kemale erme adayı olmasına rağmen baktığı halde göremeyenler de az değil. Onları kınamıyoruz, bu kandırma uzmanları kandırma işinde o kadar uzmanlaşmış ki, Sayın Cumhurbaşkanımızı bile kandırmışlar. Ona gelinceye kadar milyonlarca insanımız da bu yalanlardan nasibini almış. Son gördüğümüz melun olaya bakarak bir daha, bir daha düşünmeye değmez mi? Bize gösterilen ile görmemiz gerekenin ne kadar farklı olduğunu!

*

Atatürk’e mason diyerek genç neslin zihnini kirleten ve kendi Müslüman görüntüsünü pekiştirmeye çalışanların asıl masonlar olduğunu MİT ortaya çıkardı. Bunların İslam’a değil düşmana hizmet ettikleri gerçeği de gizlendiği yerden taştı ve meydana çıktı.

*

Daha ne bekliyoruz? “Yalan söyleyen tarih utansın diye diye düşmanın yalanlarını tarih diye yutturmaya çalışanlar utansın” demek için? Yarın devam edelim inşallah, selametle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.