Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Ruhuna Fatiha-2

A+A-

Yıl 1980 oldu, ilkokul bitti. Artık Karaman Anafartalar Ortaokulundayım. 12 Eylül darbesinin de etkisi ile olsa gerek, müdürümüz okul bahçesine bir Atatürk büstü yaptırmak için uğraşıyor. 10 Kasım’a yetişmesi gerek. Öğrencilerin harçlıkları ile desteklenen bütçeden bir anıt yaptırılıyor. Betonarme bir Ay Yıldız, mermer kaplamalı. Atatürk’ün büstü yıldızın üzerinde…

*

Birkaç gün sonra okula geldiğimizde bahçede jandarmaları görüp şaşırıyoruz. Birileri gece gelip büstü kırmaya çalışmış. Yazık oldu harçlıklarımıza, tekrar para toplanıyor, kırıklar onarılıyor… Bunları görünce, çocuk aklıma düşen bir fikri anlatıyorum öğretmenime “Buna harcanan para ile Atatürk’ü tanıtan, fikirlerini anlatan küçük, resimli kitapçıklar basılıp dağıtılsa daha yararlı olmaz mı?”

*

Orada duran büstü put gibi algılayıp, zihnindeki ön yargıları daha da pekiştirenlere fırsat vermek yerine Atatürk’ün ve arkadaşlarının neler yaptığını, niçin yaptığını, nasıl yaptığını, niçin itirazların yükseldiğini anlatan, okunması kolay, küçük hatta çizgi roman türü kitaplar yapılsa daha eğitici olmaz mıydı? Çocuk aklı işte, dinle geç.

*

Yurt genelinde heykellerini dikerek Atatürk’ü sevdiremeyeceklerini idrak edemeyen, Atatürk’ü anlamadan Atatürkçü geçinen cahiller ile bilerek bu cahilliği devam ettiren hainlerin millete verdiği zarar hiç de az değildir. Bu millet Atatürk’ü, Atatürkçü geçinenler yüzünden sevemedi ve sevemeyenler de Atatürk düşmanlarının yalan çukurlarına itildiler tam da düşmanlarımızın istediği ve planladığı gibi…

*

Biraz geç de olsa anlaşıldığına göre, Atatürk kelimesi bir insanı ifade ettiğinden çok bir fikri, bir hedefi, bir kurtuluşu, bir dönüşümü temsil ediyor. Düşmanlık kişiye karşı vücut bulsa da dönüşüm ile başarabileceğimiz gelişime ve geleceğimize ateş ediyor, zarar veriyor… Soyut bir düşmanlık bu. Heykel deyince hemen put anlayan ve korkan Müslüman, geri duruyor ve tüm algısını kapatıyor. Veli, evliya deyince durum değişiyor, Allah’ın peygamberine bile vermediği yetkilerin biat ettiği şeyhinde olduğuna inanmaktan korkmuyor, ortada elle tutulan, dokunulabilen bir put olmadığı için de geri durmuyor hatta şirk koşanların peşinden gitmeyi bir iman meselesi zannediyor.

*

Müslümanlar olarak Allah’ın kitabımızdaki ilk emri ‘oku’ ve en çok tekrar ettiği ‘düşün, aklet, beynini kullan’ türü emirleri uygulamamızı engelleyenler yüzünden soyut düşünme seviyesine geçemedik maalesef… Bu durumda düştüğümüz çukuru nasıl anlayacağız, nasıl anlatacağız? Dönüşümden ve gelişimden rahatsız olan, düşünen insanlar tarafından takip edilmeyeceğini, itibar görmeyeceğini bilen hurafeden beslenmeli, kumandası dışarıdan sözde din adamları milletin takip etmesini önlemek için Atatürk’e dinsizlik iftirası atıyorlar. İçine düştükleri şirk ortamını idrak edemeyen kalabalık takipçilerden cesaret alan sözde hocaların hışmından korkan saf Müslüman itiraz edemiyor. İnanmasa bile susuyor ve meydan, beyni boş ağzı dolu sinsi takiyecilere kalıyor.

*

Asırlardan beri Allah’ın hakikat dini yerine, kendi uydurdukları paralel insan dinini koymaya çalışan, hurafeden beslenen sözde hocalar, sahte şeyhler, yalancı üstatlar, bilimsiz âlimler başarılı oldukça Müslümanların gerilediğini, topraklarını kaybettiğini, devletlerinin yıkıldığını ve sömürgeleştiğini göremeyenler, bunu görüp bir cesaret ile ortaya çıkan ve Allah’ın hakikat dini İslam’ı hurafeden temizlemek için çalışanların hurafeden beslenenlerce niçin dinsiz ilan edildiğini de anlayamıyor! Daha kötüsü bu iftiralara inanıyor ve bu duruma düşürülen birçok insanı maneviyatta linç ediyoruz. Sonra bilinçsizde, idraksizce başımıza gelen belalara itiraz etmek yerine şikâyet edip duruyoruz vır vır da vır vır…

*

Birilerinin doğruları uğruna kavga etmeyi bırakıp, Allah’ın hakikatine sarılmak için başımıza daha kaç bin musibet gelmesini bekleyeceğiz? Yalanların ruhuna Fatiha, yalancıların canı cehenneme demek için daha ne kadar bekleyeceğiz? Haftaya devam edelim inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.