1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkçı

  3. Salgın Günlerinde Diyanet-1
Yılmaz Sandıkçı

Yılmaz Sandıkçı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Salgın Günlerinde Diyanet-1

A+A-

Tüm dünyayı saran ve sarsan bu virüs salgını sebebi ile insanlar hangi dinden olurlarsa olsunlar fark etmeksizin, hiç düşünmediği şeyleri düşünmeye, hiç sorgulamadığı şeyleri sorgulamaya başladılar. İnsanlar, bizim için öncelikli olarak Müslümanlar düşündükleri ve sorguladıkları konularda açıklamaları, cevapları zamanında ve yeterince almalılar.

*

Bu günlerde şunun da kıymetini anlamalıyız, salgının etkisi toplum olarak millet olarak bizim dayanışma ve kendi yaramızı kendimiz sararız türü bir işbirliği kabiliyetine sahip olduğumuzu ortaya çıkardı. Her ne kadar bazı konularda anlaşamazsak da afet gibi, salgın gibi günlerde anlaşmazlıkları unutup tek yumruk olabiliyoruz. Bu zihinlerimizin çok derinlerinde yer alan ve bize Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran kuvayı milliye ruhudur, yani milli güç bilincimizdir. Bu gücü siyasi kaygılar ile harcamaya çalışanlara engel olmak da Diyanet İşleri’nin görevleri arasında olmalıdır.

*

Salgın günlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı’na büyük görevler düşüyor hatta bu vesile ile görev tanımlamasını tekrar sorgulaması gerekiyor. Şimdi sırası mı demeyim, tam da sırası şimdi.

*

Salgının ilk etkileri zihinleri sarsmaya başlayınca, insanlarımız demek ki neymiş diye başlayan sorulara gark oldu; Namaz dinin direği diye anlattılar ama camileri bile kapattılar. Demek ki, bazen gereklilik olabiliyormuş, camileri kapatmak dinsizlik değilmiş! Bir sonraki aşamada, namaz dinin direği ama temeli nedir? Dinin direğini sağlam bir temel üzerine dikmek gerekmiyor mu? Dinin direğine verilen değer o direğin üzerine dikileceği dinin temeline de verilmiş olsaydı dünya bugün müslümanların kurduğu sistemler ile yönetiliyor olurdu. Niçin böyle değil?

*

Camiler kapatılmış hocalar, imam hatipler, din adamları evlerinde kapanmak zorunda işine gidemezken, evlerine kapanamayan ve salgına rağmen işine gitmek zorunda olan doktorlar, sağlıkçılar, bilim insanları da yeni soruları getirdi… Önemli ile değerli arasındakifark nedir? Soruları çoğaldı… Salgın günlerinde herkes Bilim Kurulu’nun ne diyeceğini beklemeye başladı. Okulların, stadyumların, sinemaların, camilerin, alış veriş merkezlerinin kapatılmasından sosyal mesafeye, maskeden sokağa çıkma yasağına her konuda Bilim Kurulu bir açıdan fetva makamı oldu. Diyanetin görev tanımlaması gereğine bir sebep daha.

*

DİB, bu ortamda Bilim Kurulu’na üye sokma çabasına girdi, elbette bu yerinde olabilir ancak buna ek olarak ve daha önemli olarak, Diyanet’in kurullarına da bilim insanları almayı düşünmelidir. Örneğin fetva kuruluna, örneğin Kur’an-ı Kerim tercüme kuruluna. İşin uzmanları bu kurulları belirler, bizimki sadece önerimiz otuz yıldan beri seksen kere dahi olsa tekrar etmekte yarar var. Din ile bilimi barıştırmak, daha doğru bir ifade ile ilim ile bilimi barıştırmak DİB’nın temel görevleri arasında olmalıdır.

*

Çünkü, yıllarca ekonomi bilmeden faiz konuştular, faizi, türlerini ve benzerlerini tanımlamadılar ve sonuçta kendisi ile çelişerek faiz caizdir lobisine katıldılar. Yıllarca kimya bilmeden alkol konuştular, alkolü, türlerini ve zararı yanında yararını tanımlamadılar, tek bir açıdan baktılar, bir kolonya ile abdest bozan dinden bile çıkaran sözde hocaları susturmadılar, salgın günlerinde alkol içeren kolonya kullanma fetvasına ortak oldular. Rezil oldular mı olmadılar mı bilemem ama Diyanet’e güvenen ve takip edenleri mahçup ettiler ve daha kötüsü din düşmanlarına fırsat verdiler, laf düşürdüler. Beni en çok üzen de budur. DİB, bu konuları temize çıkarmalıdır. Bunun yolu da din ile bilimi, ilim ile bilimi barıştırmak için bilimi anlamaya çalışmaktır. Nasıl yapabileceğimize yarın değineceğim inşallah. Selam ve dua ile …

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.