1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Sandıkcı

  3. Salgın Günlerinde Diyanet-2
Yılmaz Sandıkcı

Yılmaz Sandıkcı

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Salgın Günlerinde Diyanet-2

A+A-

Dünkü yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temel görevleri arasına din ile bilimi barıştırmak, daha doğru bir ifade ile “ilim ile bilimi barıştırmak” alınmalıdır. Çünkü, yıllarca ekonomi bilimini bilmeden faiz konuştular, faizi, türlerini ve benzerlerini tanımlamadılar ve sonuçta kendisi ile çelişerek faiz caizdir lobiline katıldılar. Yıllarca kimya bilimini bilmeden alkol konuştular, alkolü, türlerini ve zararı yanında yararını tanımlamadılar, tek bir açıdan baktılar. Kolonya ile abdest bozan, alkol ile dinden çıkaran sözde hocaları susturmadılar. Alkol olmazsa tıp eksik kalır diyenlere kulak asmadılar ve sonuçta salgın günlerinde alkol içeren kolonya caiz oldu ve kolonya haram diyenler herkesten önce kolonya kuyruğuna koştular… Rezil oldular mı olmadılar mı bilemem ama Diyanet, kendisine güvenen ve takip edenleri mahçup etti ve daha kötüsü din düşmanlarına fırsat verdi, laf düşürdü. Beni en çok üzen de budur.

*

Şu salgın afeti günlerinde, Bilim Kurulu’na üye sokma çabasına giren DİB, Diyanet’in kurullarına da bilim insanları almayı düşünmelidir. Örneğin fetva kuruluna, örneğin Kur’an-ı Kerim tercüme kuruluna bilim insanları almayı düşünmelidir. Uzmanlar bunu detaylandırabilir, bizimki yıllardır tekrar eden aciz bir öneridir sadece.

*

DİB, bu salgın günlerini fırsat bilerek kendi görev ve sorumluluk alanlarını tekrar sorgularken, Müslümanların sorgulamaya başladığı konulardaki açıklama ve cevapları da geciktirmemelidir. Müslümanları sözde hocalara mahkum etmemelidir.

*

Şu ortamda, millet “doğrular ile yanlışları” ve “doğrular ile gerçekleri” sorgulamaya çalışırken, "eğitim seviyesi arttıkça dinden uzaklaşılıyor" diyenleri kınıyorum. Bunlara gereken cevabı vermiyorsa DİB da vebal alıyor demektir. Zira böyle bir söz insanlığa da İslam’a da düşmanlıktır, DİB bu konuda da milleti aydınlatmalı, yanlış kanıların yayılmasını önlemelidir.

*

Bu sözün doğrusu şöyle olabilir "eğitim seviyesi arttıkça dinden değil hurafeden uzaklaşılıyor. Eğitim seviyesi yüksek insanlar dinde şeklin ötesinde mananın daha önemli olduğunu anlıyor ve şekillerden uzaklaşıp dinin aslını, özünü, manasını arıyor, anlamaya çalışıyor. Eğitim seviyesi yüksek insanlar manayı anlamak ve anlatmak yerine şekiller ile hurafeyi dayatanlardan uzaklaşıyorlar”… … Aldığı eğitim seviyesinde aradığını bulmayan insanların ne yapmasını bekliyorsunuz? Dönüp de göz göre göre İslamın üzerini örten o hurafe tozunun altına mı dönsünler? Diyanet, İslam dininde şekilden manaya geçişi ve özü anlatmak için ayağa kalkmadığı sürece bu çelişki sürecektir ve İslam ülkeleri asla kalkınamayacaktır. Türkiyenin, tüm dünya müslümanlarına örnek olma potansiyeli de gözden kaçırılmamalıdır.

*

Diyanet dinin mana ve özüne ilişkin çalışmaları, açıklamaları zamanında ve yeterince yapmazsa, sözde din adamları arasına karışan hain ve casuslar eli ile bu çelişki büyür ve hurafeden, şekilcilikten yani gösterişten (sarık, sakal, fes, cübbe, tesettür, namaz, hac, umre gibi işleri şova dönüştürüp halkı kandırarak) beslenenlerin işine gelir. Bunlar, dinin gerçeklerinin ve manasının ortaya çıkmasından rahatsız olurlar. Allah’ın ilmini anlamanın yolu olan bilime düşman olurlar.

*

İşte bu yüzden DİB, dinimiz ile bilimi barıştırmalı ve Müslümanlara bunun sebepleri ile yollarını anlatmalıdır. Ama nasıl? Yarın devam edeceğiz inşallah. Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.